Bazı kitaplar var ki sayfalarını çevirebilen kendisi. Nereden başlamalı bilemiyorum lâkin Feminist tarzda yazılmış mükemmel ötesi gerçek bir öykü. Kadın olarak yaşamanın zorluğu evrende aynı gökyüzü altında ülke,din ,dil ve iklim fark etmeksizin aynı ! Ama bu zorluğun üstesinden gelebilmek,ki sonunda ölüm de olsa, her kadın için aynı değil. Firdevs! Cesaretin simgesi olabilir. Üstelik öylesine köhne ve cahil,kuş beyinli, paçalı bir beyinle ( özür dileyerek söylüyorum) gezen toplumun içerisinde! Dinin katı kuralları ekseninde kadına biçilen rolle kendini var eden erkeğin, kadına sunulan yaşamı nasıl da çok gördüğünü gözlemlerken asıl aciz olanın da yine kendileri olabildiğini görmek mümkün! Sayfalar kendiliğinden akarken insanın ruhuna sesleniyor oluşu etik yargıların aslında insanın gözlerinin ardında sığınan gerçekleri nasıl da gizlediğini görüyor insan. Bazı yerleri var ki insanın yaz akşamlarının o baskın nem karşısında nefes almaya çalışan kalbinin aniden gelen ferah kokuya karşı teslim oluşu tadında umutları var. Empatinin ötesinde sempati duyabilirken karaktere, kötülüklere karşı ruhuna sığınması yaşadığı topluma bir başkaldırı! Kadın olarak hayatın zorlu kısmına evrilmesi zaman değil çocukluğunu almış ,kadın olmayı küçücük kız çocuğuyken öğrenmiş ve bu kadınlığın üstesinden gelmeye çalışmış! Peki ben ne gördüm? Kadın olmanın bedenle değil ruhla mümkün olacağını gördüm. Geç bir üzüntü yaşadım kendisi için ve kendi yolundaki çirkinlere göstermiş olduğu başkaldırı zihin doyurucuydu.