Eğer işin ucunda para varsa, kendi yok oluşu için yaptığı çalışmalarda kimse kapitalizmin eline su dökemez. Üretim gücü olan insanlar kâr uğruna kendi sonlarını getirmek için ellerinden geleni ardlarına koymazlar
...bir insanın acı çekmesi, boş bir odadaki gazın davranışına benzer. Boş bir odaya belli bir miktarda gaz verildiği zaman, oda ne kadar büyük olursa olsun, gaz odanın tamamına yayılır. Ne kadar küçük ya da büyük olursa olsun, acı da insanın ruhuna ve bilincine tamamen yayılır. Dolayısıyla insanın çektiği acının “büyüklüğü” kesinlikle görecelidir.
Bu tutuklular, kendilerini kurtarmak için dürüst olsun olmasın her türlü yola, her türlü acımasız güce, hırsızlığa, dostlarına ihanete başvurmaya hazırlardı. Birçok şanslı olayın ya da mucizenin (artık buna ne derseniz deyin) yardımıyla geri dönmeyi başaran bizler biliyoruz: En iyilerimiz dönmedi.
Hepimiz başka birinin bizim şifacımız, gerilim kaynağımız, dolgu maddemiz olabileceğini düşünme yanılgısına düşeriz. Bunun böyle olmadığını görmek epey zaman alır; bunun nedeni ise çoğunlukla yaraya içeriden bakmak yerine onu kendi dışımıza yansıtmaktır.