"YILLIK
Sen bana göründüğünde gözde kayası üzerinde türkü söylüyordu yaz, sessizlik sevgi, hüzünlü özgürlük, uzun mavi küreği ayaklarımızla eğlenen denizden daha deniz olan bizden uzakta türkü söylüyordu yaz.
Türkü söylüyordu yaz ve yüreğin yüzüyordu ondan uzaklarda. Kucaklıyordum gözüpekliğini ve şaşkınlığını duyuyordum. Yol, evlerimizi taşıyan eller için öldürücü erdemlerin yol açtığı yüksek köpük tepelerine doğru uzanan dalgaların saltıklığı boyunca. Yıllar geçti. Fırtınalar öldü. Çekip gitti dünya. Yüreğinin beni artık tam anlamıyla fark etmemesinden acı çekiyordum. Seviyordum seni. Yüz yoksunluğunda ve mutluluk boşluğunda. Seviyordum seni, tepeden tırnağa değişerek, sana yürekten bağlı.’’1
‘’MUTLULUK
Çok sevdiği kayasının üstünde türkü söylüyordu yaz bana göründüğünde, bizden ayrı, bir başına türkü söylüyordu yaz, konuşmuyorduk biz, tatlı, yaralı bir özgürlüktük, uzun mavi küreği ayaklarımızda eğlenen denizden daha denizdik.
Türkü söylüyordu yaz ve yüreğin ondan uzakta yüzüyordu. Yürekliliğini öpüyordum senin, şaşkınlığını duyuyordum. Evlerimizi taşıyan eller için ölümcül erdemlerin kesiştiği bu yüksek köpük tepelerine doğru dalgaların saltlığından geçiyordu yol, Saf değildik. Çevrilmiştik. Yıllar geçti. Öldü fırtınalar. Dünya başını alıp gitti. Yüreğin artık beni göremediği için üzülüyordum. Seni seviyordum. Yüz yokluğumda ve mutluluk boşluluğumda. Seviyordum seni, her biçime girerek, bağlı sana.’’2
1. Char, R. (2004). Sessiz Oyun. Özdemir İnce (Çev.). İstanbul: Alkım Yay.
2. Berk, İ. (1968). Dünya Edebiyatından Aşk Şiirleri. İstanbul: Varlık Yay.