volkan

Kalp kalbe karşı mıdır?
8/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2022 15:02
Herkesin olduğu gibi dünyadaki diğer canlıların da anlık tepkileri olabilir. Beraber yaşadığımız kedi, köpeklerin bizlere karşı hisleri olabilir. Konuşabilselerdi neler konuşurlardı diye düşünmüşümdür hep. Duygularını bizlere karşı ifade edişleri temas yolu yerine söylev şeklinde olsaydı nasıl olurdu acaba? Bazen sessizlik en güzel ifade şekli olabilir. Karşımızdakine bakışlarımız çok şey anlatabilir. Kendisiyle konuşmadığımız, tarzını bilmediğimiz birisini kafamızda yoğururuz. Onu belli bir yere monte ederiz. Merak ederiz nasıl biridir kendisi, zevkleri, hobileri nedir diye kendimizce sorarız. Sonra konuşmaya başlarız bir şekilde. Sohbet olumsuzluğa dönünce de keşke hiç tanışmasaydım, konuşmasaydım deriz. Yazarın köpek kalbinde anlattığı da bu şekilde bir iletişim olmuş diyebilirim. Tanıdığımız insanların zamanla olumsuz bir şekilde değiştiğini gördüğümüzdeki hayal kırıklığımız tarif edilemezdir. Hislerimiz, kalbimiz öyle kırılır ki kendimize olan güvenimiz azalır. Yalnızlaşmaya, insanlardan kaçmaya başlarız. Yeni tanıştığımız insanlarla diyaloğumuz mesafeli olur. Herkesi o şekilde anlamlandırmaya başlarız. Mesafelere merhaba deriz. Eskiler hep söyler: İnsanların birbirini tanıması için ya para ilişkisine gireceksin, ya yola çıkacaksın ya da aynı evi paylaşacaksın diye. Benim kendi fikrim de aynı evi paylaşmaktır. Evliliklerde böyle değil midir? Eşlerin birbirlerine ifadelerinde 'sana ne oldu böyle, sen çok değiştin değil midir?' O kişiyi olduğu gibi değil de, görmek istediğimiz kişi gibi dönüştürmeye çalışmıyor muyuz? Artı ve eksi kutuplar birbirini çeker derler. Aslında ortak alanda birlikte olmak değil midir? Her bir bireyin kendi fikirleri, kendi yaşayış tarzı, kendi sosyal çevresi vardır. Peki biz neden değiştirmek istiyoruz insanları? Düşünelim
Edebiyat
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sevgisiz bir dünya ölü bir dünya gibidir
8/10
·303 syf.··
2022 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2022 01:08
• Albert Camus, 1957’de Nobel edebiyat ödülünü kazanarak Rudyard Kipling'den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur. Bazı eleştirmenler tarafından kategorize edilmeye çalışılarak varoluşçu ya da absürdist olduğu söylenmiştir. Camus, etiketlenmeyi sevmediğini belirterek varoluşçu olduğu tanımına karşı çıkmıştır. Absürdist kelimesinden de rahatsız olduğunu ifade etmiştir. 'Sisifos söylemi' isimli denemesinde 'tabula rasa' yöntemini kullandığından bahsederek ''Eğer hiçbir şeyin bir anlamı olmadığını varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım." demiştir. • Covid-19 salgınının yaşamsal kayıplar vermesi, yaşamına devam edenlerde ve hastalığa yakalananda da fizyolojik tahribat yaratması, tüm dünyada maddi ve manevi olumsuz sonuçlar doğurması, ruhsal sorunların oluşması ve Prof. Dr. Acar Baltaş'ın okunacak kitaplar listesinde bahsetmesinden dolayı bu kitabı okumaya karar verdim. • Cezayir'in Oran şehrinde gerçekleşmekte olan veba salgınından bahsedilmektedir. İnsanların çoğunun vebalar gibi savaşların da insanları hazırlıksız yakaladığını düşündüklerini ve bir savaş olduğunda insanların bunun uzun sürmeyeceğine inandıklarını iddia eder. Çünkü insanlara göre, savaş çok kısa sürmelidir. Aynı biçimde diğer felaketlerin de olursa kısa süreceği düşünülür. Bu nedenle insanların felaketleri, gerçek dışı ve geçip gidecek kötü bir rüya olarak nitelendirdiklerini iddia edilir. • Yazara göre, ölüme karşı savaşmak, yaşamın anlamını istemek, hiçlik için mücadele etmek demektir. İnsanların bencilliklerinin, duyarsızlıklarının, önemsememenin altı çizilmektedir. 'insan alışkanlıklarını edindikten sonra, günlerini çabuk geçirir' demiştir. • Covid-19 salgını
Edebiyat
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,5bin okunma
Beynin gücü
9/10
·77 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
İnsanoğlunun beyninin sınırlarının nereye kadar olduğunu merak ederdim bu kitabı okuyana kadar. Son yıllarda sosyal medyanın ve televizyonun bizi ele geçirmesiyle birlikte beynimizin sınırlarını zorlamamaya başladık. Zaten okuma alışkanlığı düşük bir toplumda olmamızın olumsuzluğunu yaşıyoruz. Söylenilen her şeyi ya da büyük bir kısmını kabullenmeye başladık. Dayatılması imkansız şeyleri kabul edilebilir hale geldik. Sorgulama kültürümüz azaldı. Eskiden insanlar kendi aralarında biraz daha fikirlerinden bahsedip kafa yorarlardı. Tartışma kültürü vardı, araştırma vardı. Söylenilenler dayatılamazdı. Fikirsizlerin sustuğu, dinlediği zamanlar vardı. Samimi sohbetler vardı. Dünya edebiyatı takip edilirdi. Yeniliklere açık olunurdu. Bu zamanlarda ise telefonumuz olmadığında ışık görmüş tavşan gibi donuyoruz. Çok sıkıldım diyoruz. İnternet hattı kesikse veya elektrikler yoksa yapılacak bir şeyler bulmakta zorlanıyoruz. Konuya bu şekilde uzun bir giriş yaptıktan sonra asıl konumuz olan Satranç kitabına dönmek istiyorum. Mutlaka insan nefes aldığı müddetçe bir işle uğraşmalı bir şeyler yapabilmeli diye düşünenlerdenim. Yaşam dediğimiz şeyin aslında çok kısa olduğunu ve bu süre içinde kendimize uğraş bulmamızın gerekliliğini savunanlardanım. Yazarın kapalı kaldığı odada hiçbir uğraş bulamaması sonucunda sıkıcı günler geçirdikten sonra satranç kitabını elde etmesiyle hayatının birden güzelleşmeye başlamasını ele alınıyor. Beyninin tüm loblarını çalıştırması, sınırlarını zorlamasını akıcı bir şekilde anlatması kitabı okunası ve okuyucuda azim duygusunu aşılıyor. Keyifle okuduğum ve beynimi hayatın içinde sonuna kadar çalıştırmam gerektiğini öğrendiğim bir kitaptı
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Farklı karakterlerin uyum ve uyumsuzluğu
7/10
·672 syf.··
2021 11. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2021 09:01
Kitabı okurken farklı karakterlerin ortak bir paydada buluşabileceğini zannederek okumaya başladım. İlerleyen sayfalarda karakterlerin bir şekilde birbirleriyle uyum içinde olmasa da ucundan bir yerden bazı özellikleriyle diyaloglarının kitaba yansıyacağını düşündüm. Bölümler ilerleyince önceki bölüm kitaplarında olan karakterlerin farklılaştığını gördüm. Kitabın gidişatına göre birden karakterlerin özelliklerinin değişmesi kafamda soru işaretleri yarattı. Örneğin Bilge'nin antipatik olarak gördüğü Can ile olan iletişimi ve sempati duyduğu Ali ile olan bağını koparması.. Ruhsal anlamda gelgitlerinin yaşaması.. Karakterlerin her bölümde farklılaşması kitabın okunmasını zorlaştırdı. Fi ve Çi'de yaşadığım ivmeyi maalesef Pi'de yakalayamadım. Bir süre ara vererek kitabı nihayetinde bitirebildim. Sonuç olarak bazı bölümlerdeki Deniz ve Özgenin konuşmaları, davranışları, evrensel görüşleri bu kitapta da değişmediği için sadece onların olduğu kısımları beğendim.
Edebiyat
Pi - 3. KitapAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 201814bin okunma
(Çok) Gizli anıların yolcusu
9/10
·432 syf.··
2021 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2021 00:57
Konusunu bilmeden elime aldığım bir kitaptı. Tamamen ön yargısız okumaya başlamıştım. Evli bir adamın çapkınlığı ustaca anlatılıyordu. Biz erkeklerin özellikle gizli aşklara olan ilgisini çekebilecek cümleler kuruluyordu. Akıcılığı ustacaydı. Diyalogları mükemmele yakındı. 2. değil, hatta 3.kadını da merak ediyordum. Sonra birden her şey değişti tepetaklak oldu. Kitabın kahramanının hemcinsine yönelmesi, ona aşk dolu sözcüklerle duygularını anlatmaya başlaması o kadar tuhafıma gitti ki acaba bırakmalı mıyım bu kitabı dedim. Şimdiye kadar hemen hemen hiçbir kitabı yarım bırakmamıştım. Biraz daha olaylara çok girmeden yüzeysel okumaya devam ettim:) İyi ki de okumuşum. Toplumsal olarak yadırgadığımız olayların ele alınışı bu kitapta öyle güzel ifade ediliyordu ki tabularımı da biraz yumuşatmaya başlamıştım.(o anlamda değil:) Evli barklı bir adamın 40’ından sonra çapkınlık yapmasına ‘seni bu yaştan sonra teneşir paklar’ denilir. Fakat evli bir adamın bu yaştan sonra hemcinsine yönelmesine ne denilir onu bulamadım:) Bulunduğumuz toplum tarafından ‘erkektir, elinin kiri’ şeklinde söylenen ifade, bu duruma ne derece işler bilemem. Toplum yapısı, örf-adet olayları, insanların kabullenebilmesinin zor olduğu durumu yazar ustaca öyle bir anlatmış ki, kahramanın aşkını ifade edişine hayran kaldım doğrusu. Şimdiye kadar bu tarz kitap okumamış olmam, biseksüel bir erkeğin düşünce yapısını, hareket tarzını bilmemiş olsam da yazarın anlatım tarzını çok beğendim. Kitabın sonuna kadar merakla içimden hep şunu dedim: Ha çık bakalım bu işin içinden… Sonuç olarak; ön yargılarımızı bir yere koyarak okuduğumuzda keyifli bir roman olduğu düşüncesindeyim. Diyalogların samimiyeti, konuların akış sırası ve tarzı, okunulacak bir kitap ortaya çıkarmış.
Gizli Anların YolcusuAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20199,3bin okunma