Modern anlamda öykünün ilk örneklerini Batı’ da görmekteyiz, roman türünden ayrılarak adına küçük öykü dediğimiz (Fr. nouvelle, İng. short story, Alm. kurzgeschicthe) şekli alır. Hikaye özgün değerler çerçevesinde insanların düşünmesini sağlayan ve toplumların kültürlerini yansıtan değerli bir türdür. Her alanda kendini yenileyerek geliştiren ve değiştiren ileriye dönük kararlar alan Medeniyet eşiğinin bir parçasıdır.
“1960’tan sonra öykü yazan ve Türkiye’nin toplumsal değişimi ve gelişimini eserlerine yansıtan yazarlar arasında; Feyyaz Kayacan, Sezai Karakoç, Yusuf Atılgan, Orhan Duru, Erdal Öz, Adnan Özyalçıner, Ferit Edgü, Onat Kutlar, Afet Ilgaz, Kamuran Şipal, Necati Tosuner, Sevim Burak, Sevgi Sosyal, Bekir Yıldız, Rasim Özdenören, Fikret Ürgüp, Oğuz Atay, Bilge Karasu, Şevket Bulut, Füruzan, Osman Şahin, Tomris Uyar, Sevinç Çokum, Necati Güngör, Durali Yılmaz, Nedim Gürsel, Adalet Ağaoğlu, Tezer Özlü, Pınar Kür, Nazlı Eray, Hulki Aktunç, İnci Aral, Necati Mert ve Mustafa Kutlu gibi isimler öne çıkmıştır”
Toplumsal değişim ve gelişim her alanda yazarların eserlerine yansımaktadır, her yazar kendi çağının sesi olur ve bu ses sonsuz bir zenginlik içerisinde ilerleyerek kendini hissettirir. Bu his meşguliyeti birçok medeniyetlere yankı oluşturur 1960 sonrası Türk Edebiyatı’nın her alanda verilen eserleri profesyonel bir şekilde kaleme alınmış ve tam olarak yerli yerine batılı bir anlayışla oturmuş ve yankısını gelecek nesillere ulaştırmıştır.
Tanzimat’tan Cumhuriyet’e yazarlar, kalemlerini özgürce tutabilmek için düşüncelerini bazen kapalı bir anlam bazen de açık bir anlamla ifade etmişlerdir.
Toplumların değişen medeniyeti, değişen düşünce yapıları belli bir denklemi barındırır bu denklem aynı özü oluştursa da görünüşleri farklılık arz eder, tıpkı bir anneden