9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
Çıban, okurken beni en çok düşündüren kitaplardan biri oldu. İlk başlarda teknoloji ve bilim kurgu ağırlıklı bir hikâye okuyacağımı sanıyordum ancak sayfalar ilerledikçe olayların merkezinde insanın kendisi olduğunu fark ettim. Güç, hırs, vicdan ve seçimler üzerine kurulu katmanlı bir anlatım sunuyor. Karakterlerin her biri hikâyeye farklı bir bakış açısı kazandırmış. Serdar'ın akıl ve başarı uğruna verdiği mücadele, Ezgi'nin insani yönünü koruma çabası, Deniz'in hedeflerine ulaşmak için göze aldıkları ve Ayruk'un adalet arayışı hikâyeyi sıradan bir kurgu olmaktan çıkarıyor. Özellikle bazı karakterlerin zamanla gösterdiği değişim, olayların etkisini daha da artırıyor. Yazar Furkan Emre Aynur, merak unsurunu canlı tutan bir anlatıma sahip. Olayları aceleye getirmeden ilerletirken okuyucunun zihnine sürekli yeni sorular bırakıyor. Yer yer karanlıklaşan atmosferi ve düşündüren alt metinleriyle kitap, sadece olay örgüsüne değil, vermek istediği mesaja da odaklanıyor. Bilim kurgu, distopya ve insan psikolojisini bir arada okumayı sevenler için dikkat çekici bir eser. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey sadece hikâye değil, insanlığın geleceği ve bugün verdiğimiz kararların sonuçları üzerine düşündürdükleri oldu.
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202685 okunma
Ertelenmiş Hayatlar
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:05
Sevgili okur arkadaşlar, eğer çok hızlı akan bir hikâye arıyorsanız, bu kitap o kitap değil. Okurken çoğu yerde durağan, hatta tekrarlı gelebilir. Ama bu bilinçli bir tercih. Çünkü yazar, okurun da Drogo gibi zamanın içinde sıkışmasını istiyor. Kitap hızlı aksaydı, anlatmak istediğini bu kadar güçlü anlatamazdı. Romanın başlarında ortada büyük bir olay yokmuş gibi görünür. Ne büyük savaşlar vardır ne de peş peşe yaşanan felaketler. Bu yüzden ilk sayfalarda Tatar Çölü’nün bir asker romanı olduğunu düşünebilirsiniz. Oysa sayfalar ilerledikçe bunun bir asker romanından çok daha başka bir yere gittiğini fark ediyorsunuz. Kitap boyunca Tanrı bakışıyla Drogo’nun hayatını izliyoruz. Belki de asıl mesele burada başlıyor. Çünkü Drogo’nun hayatına dışarıdan bakarken bir noktadan sonra kendi hayatımıza bakmaya başlıyoruz. Belki senin de hayatında büyük trajediler yoktur. Büyük savaşlar, büyük felaketler yaşamıyorsundur. Hatta hayatına yukarıdan bakan biri, çoğu günü birbirine benzeyen sıradan bir hayat gördüğünü düşünebilir. Benim hayatıma baksa da farklı bir manzarayla karşılaşmayacaktır. Ama insan hayatının en sıradan felaketi tam da burada saklıdır. Bir gün yaşayacağım mı diyorsun? Bir gün başlayacağım mı? Bir gün döneceğim mi? Bir gün sıra bana gelecek mi? Peki o bir gün ne zaman gelecek? Hayatın hangi kalesinde nöbet tutuyorsun? Hangi savaşın geleceğine inanıp yıllarını harcıyorsun? Gerçekten beklediğin şey gelecek mi, yoksa beklemek hayatının kendisine mi dönüştü? Yaşıyorum derken yavaş yavaş ölüyor olabilir misin? Alışkanlıklarının güvenli duvarları arasında yıllardır aynı yerde dönüp duruyor olabilir misin? Heyecanlardan, risklerden, değişim ihtimalinden kaçıyor olabilir misin? Bu soruların herhangi birine içinden bile olsa “evet” dediysen, Tatar Çölü sana bir
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Reklam
Gökyüzü Bazen insanın içine sığar
Puan vermedi·184 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:38
Bazı kitaplar olaylarıyla değil, bıraktığı hisle akılda kalır. Daha Küçük Bir Gökyüzü benim için tam da böyle bir kitaptı. Sayfalar ilerledikçe bir hikâye okumaktan çok, insanın kendi zihninde yaptığı uzun bir yolculuğa çıktım . Kitap; yalnızlığı, kırılganlığı ve hayata tutunma çabasını romantikleştirmeden anlatıyor. En çok da karakterlerin kusurlu oluşunu sevdim. Çünkü gerçek hayatta da insanlar güçlü oldukları kadar yaralılar. Bazen en büyük savaşımızı kimseyle değil, kendi içimizde veriyoruz. Kitap en çokta bu hisssi verdi bana . Kitap bittiğinde bazı sorular kaldı aklımda . İnsan gerçekten ne kadar kendinden kaçabilir? Sevgi, insanı iyileştirmeye yeter mi? Yoksa önce kendi karanlığıylamı yüzleşmesi mi gerekir ?
Daha Küçük Bir GökyüzüJohn Wain · Holden Kitap · 2025380 okunma
Canın Tenden, Ruhun Maddiyattan Üstünlüğü
Puan vermedi·479 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:35
Edebiyatın büyük okyanuslarında gezinirken, bazen sayfaların arasında kendi hayatımızın, hırslarımızın ve insanlığın en çıplak gerçekleriyle yüzleşiriz. Karamazov Kardeşler’in o sarsıcı, felsefi ve insanı duvardan duvara vuran ağır finalinin ardından, Nikolay Gogol’ün Ölü Canlar romanına geçmek, bir Rus taşrasının tozlu yollarında tuhaf bir yolculuğa çıkmak gibidir. İlk bakışta kağıt üzerinde ölü köylülerin ruhlarını toplayarak sınıf atlamaya çalışan bir kurnazın hikâyesi gibi görünen bu macera, derine inildikçe insan ruhunun en büyük trajedilerinden birine dönüşür. Aslında bu yolculukta Çiçikov’a kolayca kızamaz insan; çünkü o bir katil ya da salt bir kötü değildir. Onun bitmek bilmeyen bu koşusunun arkasında, çocukluğundan gelen derin bir sevgisizlik ve kaybetme kaygısı yatar. Ailesini kaybetmiş, memurluk çarkının içine girmiş, hayatı boyunca saygısızlık görmüş ve paranın zor kazanıldığını yaşayarak öğrenmiş bir adamdır o. Sistemin dürüst kalarak güzel bir hayat yaşamaya izin vermediğine inandığı bir dönemde, kendi yöntemlerini bulur. Gümrükteki o kaçakçılık işinde de, Nozdryov ile o içki masasında yaşadığı sürtüşmelerde de hep o sınırını bilemeyen açgözlülüğü yüzünden kaybetmiştir. Fakat Çiçikov’un en büyük özelliği, ne olursa olsun "Yine batarsam yine ayağa kalkarım" diyebilen o inatçı yapısıdır. Ne var ki bu amansız hırs, beraberinde büyük bir faturayı da getirir. İnsan kaybetse de yeniden kazanabilir; ama peki ya buna değer mi? Çiçikov, ömrünü o haris, bomboş ve değersiz toprak sahiplerine dil dökerek, eğilip bükülerek harcarken aslında en büyük sermayesini, yani zamanını kaybeder. Romanın son saniyelerinde saçları beyazlarken anlar ki; insan kazanır ama kazanırken yaşamı biter. Çalıp çırpmadan, sadece akılla ve emekle toprağı işleyerek zengin olan dürüst
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 12. kitabı
#okudumbitti @fenikskitap @isa.ozinan ESRA AKGÜN #bnmdunyamesraetkinlik #herşeyböylebaşladı #reklamdeğil Evet arkadaşlar bugün sizlere oldukça fark tarzda yazılmış bir kitap ile geldim.Şöyle ki, yazar kendi hayatında nereden nereye gelmiş, dipten zirveye çıkışını hayatını analiz ederek anlatmış. Dünya hayatını zahir, rüyalarını ise batın diye tanımlıyor.Rüyaların insan hayatındaki önemi ve gerçekleşmesi üzerine yazılmış bir kitap diyebiliriz.Rüyalarını yorumlaması ve gerçek yaşantısı ile bağdaştırıp yaşaması ilginç geldi bana.Ben de rüyalardan etkilenen bir karakterim . Rüyalarımıza iyiye yorarsak iyi, kötüye yorarsak da kötü olduğunu düşünüyorum. Yazar da rüyalarını yaşantısına yorumlamış. Ben hatırladığım rüyalarımı hep hayra yorarım ki iyi olsun.Evrene her daim pozitif enerji göndermeyi seviyorum.Bu arada yazarın rüyalarını yorumlama tarzı hoşuma gitti.Farklı bir deneyim oldu benim için. Bu farklı deneyim ve okuma okuma için arkadaşım ESRA AKGÜN ya çok teşekkür ederim. Başka kitaplarda buluşmak dileğiyle canım.Her daim kitapla, sevgiyle kalın arkadaşlar.
Herşey Böyle Başladıİsa Özinan · Feniks Kitap · 202669 okunma
Hayal kırıklığı
Puan vermedi·560 syf.··
2026 30. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:16
Muhteşem bir konu, muhteşem bir hayal dünyası. Ne yazık ki bu kadar güzel bir konu ve kurgu boşa harcanmış. Sarı Yüz kitabının gerçek olduğuna inanasım geliyor. Bir insan kendi yarattığı bir hayal dünyasını anca bu kadar boşa harcar. Sanki konu başkasının, taslak başkasının ve Kuang bu konu üzerine ve taslak üzerine bir şeyler yazmaya çalışmış gibi hissettiriyor. Onlarca olay örgüsü, onlarca son yazılabilecekken çok saçma bir örgü ve son yazılmış kitaba. Bu konu ve hayal dünyası farklı bir yazarın elinde başyapıt olabilecekken bende hayal kırıklığı oluşturdu sadece. Aynı şeyi Katabasis kitabında da yaşadım, sanırım uzun bir süre Kuang okumayacağım. Yüzlerce sayfanın ardında kalan sadece hayal kırıklığı oldu…
Yanan TanrıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2022785 okunma
Reklam
Reklam