“Birkaç günlüktü ömrüm, geldi geçti nöbetler.
Sahradan sam yelinin, geçtiği gibi geçer.
Şu günlerin gamını ömrümce hiç çekmedim.
Önce gelmeyen günler, sonra da geçen günler.”
Onu keskin ve yoğun bir özlem duygusu uyandırmıştı. Yakıcı, yeri boş kalan, içini sızlatan bir özlem duygusu ; ama bu duygunun nereye yöneldiği belli değildi. Öylesine bir özlemdi işte ; belki boşluğa, belki hiçbir yere ; belki de özlem duygusunun ta kendisine.