Humanizma nedir?
Hasan Ali Yücel Klasikleri kitaplarında en başta yazan o yazı, boş bir yazı değildir. İşte bu kitapta da bu tedrisattan geçmiş bir insanın fikirlerini, hislerini okuyacaksınız ve o "insanı" seveceksiniz. Fikirlerine tamamen katılmasanız da, hislerini tamamen paylaşmasanız da; fikirlerini, hislerini olmasa da o insanı seveceksiniz. Ben gurur duyarak söylüyorum ki Azra Erhat'ı seviyorum.
Kitabın benim açımdan en önemli alıntısı; sayfa 225'te geçer, şöyledir:
"... humanizma yalnız insanlığı sevmek, insanlığın iyiliğini gözetmek değildir. Humanizma bir tutumdur ki, onu 'philanthropia' denilen insanseverlikle karıştırmamalı. Yoksullara yardım, hayır dernekleri kurmak gibi duygusal davranışlara yol açan insanseverliğin nice nice bencil ve çıkarcı eğilimleri örtmeye yaradığını gördük biz."
Bu söyleneni şu çağda, şu yaşadıklarımla o kadar iyi anlıyorum ki...
Günümüzde "hümanist" diye dalga geçtiğimiz insanlar var. Onları tanırsınız; "pembe yanaklı olmakla", "fanusta büyümüş olmakla", "hanım evladı olmakla", "insanlara fazla güvenmekle", "pollyannacılıkla" suçladığımız şu insanlardan bahsediyorum. Polis birini kelepçelerken, "Belki tutuklanmak istemiyor! Bırakın onu!" diye tiz bir sesle bağıran kişiyi gördünüz mü? Terör suçu işlemiş, onlarca insanı öldürmüş insanlara, "daha iyi hapis koşulları" için canla başla çalışan kişileri gördünüz mü? İşte bu anlattıklarımın hiçbiri gerçek humanist değildir. Bunlar, alıntıda geçen "insansever"lerdir.
Oysa humanist, her şartta ve her insanı savunmayı savunmaz. İnsanlığın, bilimin, kültürün gelişmesi için çabalayan insanı savunur. Masum insanı savunur. Sıradan insanın sıradanlık hakkını kullanmasını da savunur.
Belki bazıları kızacak ama çok acı bir şekilde yine konuyu "kafayı taktığım" bir konuya getireyim.