....dair sizin de deneyebileceğiniz bir örnek vereyim. Bir güvercini kafese koyun ve acıkmasını bekleyin.2 Sonra kafese bir düğmeye bastığınızda içine yem bırakan bir yemlik ekleyin. Güvercinler çok hareketli hayvanlardır - güvercinin önceden belirlediğiniz rasgele bir hareketi yapmasını (kafasını yukarı kaldırmasını ya da sol kanadını dışarı çıkarmasını, örneğin) bekleyin ve tam o anda düğmeye basın. Sonra aynı hareketi tekrar yapmasını bekleyin ve yine yem verin.
Bunu birkaç defa yaptığınız takdirde güvercin yem istediğinde sizin belirlediğiniz o rasgele hareketi yapması gerektiğini öğrenecek - ve o hareketi sık sık yapmaya başlayacak. Doğru yönlendirdiğiniz takdirde, ödüllendirmeyi seçtiğiniz hareket güvercinin odağına yerleşecek. Saplantılı biçimde kafasını yukarı kaldırmaya ya da sol kanadını dışarı çıkarmaya başlayacak. Keşfi yapan Skinner bunun ne kadar ileri götürülebileceğini, bu tür pekiştirmelerle bir hayvanın ne ölçüde programlanabileceğini öğrenmek istemiş ve epey ileri gidilebileceğini keşfetmişti. Bu şekilde bir güvercine pinpon oynamayı, bir tavşana bozuk paraları alıp kumbaralara koymayı, bir domuza elektrikli süpürge kullanmayı öğretebilirsiniz. Doğru ödüllendirdiğiniz takdirde pek çok hayvan çok karmaşık ve kendileri için anlamsız- şeylere odaklanacaktır.
Skinner bu ilkenin insan davranışlarının neredeyse tamamını açıkladığına ikna olmuştu. Özgür olduğunuza, seçimler yaptığınıza, neye dikkat göstereceğinizi belirleyen karmaşık bir zihniniz olduğuna inanıyorsunuz - ama bunlar hep hikâye. Odaklanma hissinizle birlikte siz, hayatınız boyunca tecrübe ettiğiniz tüm pekiştirmelerin toplamından ibaretsiniz aslında. Skinner'a göre insanlarda -özgür iradeyle seçim yapan bir kişi olmak anlamında- zihin yoktu. Akıllı bir tasarımcının sizi istediği gibi
Sayfa 59 - Metis/Ağustos 2025/10.basım/İstanbul