Birden bir salyangozun sabah yürüyüşü, içimizdeki ölüye uzaklar düşürür. Parmaklarımız ışır, ağzımız tutuşur, kalbimiz gövdemize yürür. Zaman değil, geçen bizizdir. Salyangoz bile gider. Üstelik ışıklı bir iz bırakarak. Gövdemiz dünyayı ister. Sonsuzluk, hayatımızda çırpınıp durmaktadır. ‘Yeni bir şeyler söylemenin’ kalbi topuklarımızda atar. Yollar çan kesilmiştir.
Zaman ölümün eviymiş. İnsan kendinden doğururmuş kendini. Öğreniriz...