Baudrillard büyük teknokrat şirketlerin nasıl bastırılamaz arzulara yol açtığını ve bunun da eski sınıf farklılıklarının yerini alan yeni bir toplumsal hiyerarşi yarattığını gösteriyor.
Lacan, Hegel’in diyalektiğine psikanalitik bir şerh düşer. Bebek aynada kendini gördüğünde "Ben" der, ancak o gördüğü görüntü (imge) kendisi değildir, sadece bir yansımadır. Dolayısıyla "Ben" yeteneği, Hegel’in dediği gibi üstün bir forma erişmek değil, temelli bir yabancılaşmadır. "Ben" dediğimiz şey, aslında dışarıdaki bir imgeye duyduğumuz yanlış bir aidiyettir.
İnsan bilinci bu dünyaya gelişinin kendi kararıyla olmadığını unutmaya meyillidir. Öz bilinç sonrası gelişen özgür irade; özneyi, dünyadaki her şeyi kendi seçtiği yanılgısına götürür. Yaşamın bizden alınışı konusunda da söz hakkına sahip değilizdir. Bu durum geriye kalan her şeyin anlamını silikleştirir. En temel iki ontolojik durum da dışarıdan bize dayatılır.
Hepimiz yalnızca doğmuş olduğumuz için yaşamaya devam eder, yalnızca zorunda olduğumuz için ölürüz.