her gece başka bir çocuk intihar ediyor içimde
1000Kitap
Sırf annem üzülmesin diye kaç defa intihar eşiğinden döndüm kim bilir .
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çamurlu bir sokağın başında, henüz güneş doğmamışken, içindeki sancılarla kıvırılıp duruyordu. Adı yoktu, sadece yoldaşlarınca bilinen bir harften ibaretti. Sokak lambası bile ona tepeden bakıyordu; paslı bir demirin ucuna asılmış o titrek sarı ışık, sanki onun günahlarını değil, eksiklerini tartıyordu. Le, başını kaldırdı. O ışık, yüzündeki yorgun çizgileri saklamıyor, aksine her biri bir bıçak darbesi gibi daha da derinleştiriyordu. İçindeki sancı, mide boşluğunda oluşan o tanıdık, soğuk, taş gibi ağrı değildi. Le, başını kaldırıp karşı apartmanın karanlık pencerelerine baktı. Her bir camın arkasında yaşamsız bir hayat, bir yatak, büyük bir yabancılaşma vardı. İnsanlar birbirinin kapısının önünden geçiyordu ama sanki başka dünyaların sakinleriydiler. Le hissederdi; asla iyileşmeyecek ve asla göğsünü saran sancılar peşini bırakmayacaktı. Çünkü insan bazen bir yara taşımazdı; yaranın kendisine dönüşürdü. O da dönüşmüştü.. Ne zaman bir yüz görse, o yüzün ardındaki boşluğu hissediyordu. Ne zaman bir kahkaha duysa, sesin altında saklanan yorgunluğu işitiyordu. İnsanların birbirlerine söyledikleri sözler ona hep yarım gelirdi. Sanki herkes, içinde büyüyen karanlığı gizlemek için konuşuyor; sessizlikten korktukları için gülüyordu. .Le, elini ceketinin cebine götürdü; orada, eski, kağıdı sararmış bir not kağıdı vardı. Üzerinde sadece bir isim ve bir tarih yazılıydı; o tarihten sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını, o tarihten sonra insanların birbirine nasıl "yabancılaşmaya" başladığını hatırladı..Ona bakınca, insanın kendine yabancılaşmasının aslında bir tür intihar olduğunu düşündü.."Ya ben intihar ettiysem ve bütün bu olanlar benim cehennemimse, diye aklından saklarcasına geçirdi içinden.." Her gün bir parçasını, bir hissini, bir merhametini yolda bırakarak yürümek.
Edebiyat
Gönlüm düştü sevdiğimin kirpik uçlarına, Bilemedim, inandım kışın ayazında yaz baharına... Halim nicedir etmez oldun sual. Bir nefeslik intihar meylimde yatar şu garip sevdam. 🍂 Tt
Son düşünce!
Gecelerce düşündüm! Bazen güneş tepelerde iken de aklımın köşerinde yine aynı soru! İnsan ölüm anında ne düşünür? Kendimden bir örnek verecek olursam 2013 yılında Kızıl Deniz'in ortalarında Haniş Adalarının 55mil açıklarında saat 01:40 civarları, ellerim ensemde bağlı dizlerim üzerine çökmüş gözümde yaş ve son dua ! "Eğer varsan son duamı kabul et kızımın güzel bir hayatı olsun" işte size hayatı köşerinde yaşamamış sıradan tam ortalarda pek göze batmayan hiçbir sıradışı özelliği olmayan benim ölmeden önceki son düşüncem ve son duamdı. Peki kız arkadaşından ayrılış sonrası intihar düşünceleri geçirmiş yada denemiş insanlar son anda acaba ne düşünmüşlerdi yada evine ekmek alacak parası olmayan hamalın akşam üstü eve gitmek yerine bir inşaatın son katından atlamadan önceki son düşüncesi neydi? Haksız yere hapse girmiş mahkum tuvalette kendini astıkdan sonra çırpınış anında neyi düşünmüştü ki asıl merak edilen ipi nerden bulmuş olduğu oluyor. İş yerinde ki stresi kaldıramayıp trenin altına kendini atam japon tren vurmadan son saniyelerinde huzur bulmuş mudur? Kurşun öldürmez bazen öyle hisler vardır ki mesela Gül abla kocası tarafından vahşice katledilirken son anda ne düşünmüştü? Şiddetle beynimin içinde dolanan ölüm anı öncesi duyulan hisler düşünceler nelerdir diye geçiyor, ölüm masum olamaz bahane kabul edilemez fakat her insan bir son an yaşıyor. Gitmek istiyorum! sessizce ve düşüncesizce...
1000Kitap
Karanlığa yumuyorum gözlerimi Şimdi İster kuş olup git uzaklara İster intihar eylesin bedenin bedenimden
Şiir