İlkin Kant, "öte"yi -"aşkın"ı (transzendent)- kaçınılması gereken bir yanılgı olarak ortaya koymakla, felsefenin "aşkınlıklı" (transzendental) biçimini belirler. Bu, yanılgılara engel olabilecek bir biçimdir. Ondan sonra da Nietzsche, her türlü "öte"yi reddederken, bunu yapmanın temel ediminin "kendini aşma" (sich überwinden) olduğunu; bununla, "öte"lere gitmeden "yeryüzüne sadık kal"ınabileceğini, belirler. Wittgenstein da, kendisinin de okurunun da, kendini -"önermelerini"; "tümcelerini"- "aş"tıktan sonra "dünyayı doğru göreceğini" belirler.