İon altın çağı Batı Anadolu'da son bulunca, orada başlayan özgür düşünce atılımı Atina'ya geçti. Atina'nın en önemli başarısı idare sisteminde oldu ve ilk adımları İonia'da atılmış olan demokrasi 508 tarihlerinde Atina'da Kleisthenes tarafından kuruldu.
Sayfa 197·Kitabı okuyor
Batı Anadolu İon kentleri, ardısıra kısa sürede Perslerin eline geçince, doğa filozofları, heykeltraşlar ve ressamlar Atina'ya ve özellikle İtalya'ya göç ettiler.
Sayfa 197·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Eski İon Evresi (M.Ö. 1050-750). İlk İon ve Aiol yerleşmeleri tarım, balıkçılık ve şarapçılıkla geçinen kentlerdi.
Sayfa 196·Kitabı okuyor
Yaşlar içindeki gözlerimi göğe kaldırmış, o lağımlara bata çıka yürüyordum ki birdenbire, o ana dek hiç görmediğim, hiç fark etmediğim şeyi fark ettim: apartmanların, kamu binalarının ön cepheleri, alınlıkları bütün isteklerime, Goethe ve Hegel’in bütün hayallerine bir ayna tutuyordu, Yunanistan’ın güzelliğini, hem model hem hedef olan Hellenizmi yansıtıyorlardı; sütunlarıyla, triglifleriyle, kornişleriyle Dor üslubunu görüyordum onlarda, İon üslubundaki frizleri ve volütleri, Korint üslubundaki akantları, tapınak kalıntılarını, karyatidleri, evlerin çatılarına uzanan parmaklıkları; onların gölgesinde yürüdüm. Bu Yunan’ı kenar mahallelerde, kapıları, pencereleri çıplak erkek ve kadın figürleri ve egzotik bitkilerle süslü sıradan evlerde de görüyordum. Yürürken, bir gün fakülte mezunu bir şoförün bana söylediklerini hatırladım, Doğu Avrupa’nın Prag kapılarında başlamadığını, Galiçya’da bir yerlerde, Ampir üslubundaki son tren istasyonunun olduğu yerde, Yunan kapı pencerelerinin bittiği yerde başladığını söylemişti; Prag’a gelince, Yunan ruhuyla bunca dolup taşması, sadece binaların dış cephelerinde değil halkının zihninde de bunun böyle olması, klasik liselerin ve edebiyat fakültelerinin milyonlarca Çek beynini Yunan ve Roma’yla şişirmesinden kaynaklanıyor. Kentin kanalizasyonlarında iki cardon klanı görünüşe bakılırsa saçma bir savaşa tutulmuşken, cennetten kovulmuş melekler de mahzenlerde çalışıyor, hiç girmedikleri bir çarpışmada yenik düşmüş bu kültürlü insanlar, her şeye rağmen, dünyanın betimlenişini daha da yetkinleştiriyorlar.
Sayfa 29·Kitabı okudu
mutluluğa kolayca bürünmek için dua ediyorum ..çok yapmak istedim ki kalbim göğsümden atlasın ..tekrar uyanmak istemiyorum
ion diyaloğunda Platon’un yazdigina göre şairlerin kendine özgü bir bilgi alanı yoktur. Sözüne ettikleri şeyleri doğru olarak bilenler başkalarıdır. Her türlü teknik alanda şairin yetkisiz olduğunu öne sürer. Sokrates meseleyi teknik ve bilimsel bilgiler tarafına sürükler. İon diyaloğunun esas konusu ise şairlerin nasıl yazdıklarıdır. Platon, Sokrates’in ağzından Ozan İonu sorguya çekerek şairin akla dayanmadığını, bir nevi vecd içinde, kendinden geçmiş olarak, ilhamla şiir yazdığını belirtir. Yazdığının anlamını kendi de bilmez. Platon, İon’da şairlerin bu özelliğini olumlu bir şey saymaz aslında. Alay etmektedir daha çok. Platon’un gerek “Devlet” gerekse “ion” da açıkladığı fikirlere göre edebiyat öğretici olamaz; Bize gerçekleri bildiremez ; şairler de gerçek bilgiye sahip olmayan benzetmeci kişilerdir.
Sayfa 24·Kitabı okudu