İpek Demirer

Filmi çekilecek kitap :))
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 14:55
Aylar önce okumama rağmen hala aklımda olan kitaplardan biri. Ve ara ara baktığımda da hala sitedeki tek okuru benim kitabın. En azından kayıtlı olan tek okur benim. Bu da sanki inceleme yazmam gerekiyormuş gibi hissetmeme sebep oluyor :) Yazardan okuduğum ilk kitap olmasına rağmen anlatımını da bakış açısını da çok beğendim. Hayat Size Hipopotamlar Verdiğinde Kitabını da en kısa zamanda alıp okuyacağım. Akıcı bir dili var. Delidolu bir anne ve kızının hikayesini okumaya başlıyoruz. Başta kilisede kalan anne kız, annenin delidoluğu yüzünden yerlerinden olurlar. Annenin ayakkabılara inanılmaz bir düşkünlüğü vardır. Böylece Buenos Aires'te iyi bir ayakkabı dükkanında iş bulur ve hayatları yavaş yavaş şekillenmeye başlar. Sonrasında ortaya çıkacak bazı olaylar onları Kanada yakınlarında bir adaya kadar sürükler. Annesi Fabiola ve Lita'nın hayatları bu küçük adada sürmeye başlar. Annesi bu küçük gösterişsiz adada bile kendi olmaktan vazgeçmez ama tabii hayatta olduğu gibi kitapta da bunun bedelleri ile karşılaşır. Zaman zaman bana, kadının nasıl bir anne olduğunu sorgulattı açıkcası. Bilinen kalıpların dışında bir anne. Ada sakinleri Bay Saito'yu beklerken Fabiola adadan gitme planları yapar sürekli. Lita ise hem Bay Saito'yu merak ettiği için hem de adadan gitmek istemediği için sürekli annesinin planlarını baltalar. Ve nihayetinde Bay Saito geldiğinde herkesin beklediğine değer. İlk sinema deneyimleri hep çok ilginç gelmiştir bana. Seslendirme, sahne planlamaları sinemaya dair de birçok detay vardı. Bu yüzden kitabın bu kısmını daha bir sevdim. Hatta filmi çekilmesi gereken bir kitap bence. Ve ben olsam bu kitapta ana karakter baştan sona Bay Saito olurdu :) ama yazarın takdiri farklı. Yine de çok zevkliydi okuması. Bay Saito Lita için bir öğretmen gibi belki hiç görmediği babasınında yol
1000Kitap
Bay Saito'nun Gezici SinemasıAnnette Bjergfeldt · Hep Kitap · 20251 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Herkesin tufanı kendine” Hun Atasözü
7/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 21:06
Uzun zaman oldu inceleme yazmayalı. Ne yapıyordum ne yazıyordum onu bile unuttum :) Kitaptan İzmir'de sevdiğim bir kitapçı, aynı zamanda çevirmen ve masal anlatıcısı Nuray Önoğlu yayınında tavsiye etmesi üzerine haberdar oldum. Çok akıcı, kolay anlaşılır bir o kadar da basitlikten uzak bir anlatım. Kitabın tek fazlası (eksiği değil fazlası) tesadüf tozu fazla kaçmış. O da Hindistan kültürü ve dini kodlarına bağlı bir durum diye düşünüyorum. Bir masal eşliğinde iklim krizi, göçmen düşmanlığı ve öteki olma sorunu üzerine ilerliyor kitap. Yol/yolculuk filmi diye bir tabir vardır ya bu da bir yol kitabı ve yolunuz uzun :) bir o kadar da keyifli. Bütün tufan masal ve mitlerinde sanki doğa gazabını insanoğlu üzerine yağdırır. Nuh Tufan'ında her şeyi yutan yağmur yağar. Hayatta kalmak için bir gemi inşa edilir. Her türden çiftler alınır gemiye yaşamın devamlılığı için. Hepimizin malumu bir anlatım. Vebalar, seller, depremleri hep biri musallat etmiştir. Mitlerimiz bunu söyler.İnsan doğanın gazabından kurtulmak için hayatta kalmanın mücadelesini verir. Bu kitaptaki Silah Taciri(Bengal Efsanesi) için anlatılan efsanede de Manasa(habis bir Tanrıça-yılanlar tanrıçası) Silah Taciri üzerine gazabını yağdırır. O da sürekli seyahat eder bu felaketlerden kaçmak için. Ne kadar masum geliyor değil mi? Ama kitap diyor ki ya bu masal, mit, efsanelerde anlatılan tufanların sebebi tanrıların kızması cezalandırması ya da doğanın insana öylesine gazabını göstermek istemesi değilse ? Ya bahsedilen dönemde insanlar doğayı tükettiyse ve kuraklıklar başlamışsa. Ya tanrıların gazabı değil insanların aç gözlülüğü ise her şeyin sebebi? Kitapta adım adım Silah Taciri'nin hikayesini takip ederek onun yaşadığı zaman, o dönemde olmuş olaylar(dönemin İstanbul'una dair bilgiler bile vardı) , doğal afetler
1K
Silah AdasıAmitav Ghosh · Timaş Yayınları · 202235 okunma
Sivas'ta ki Tek Ağaca
Puan vermedi·188 syf.··
2023 10. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2023 00:00
Sosyal medyada çokca paylaşılması üzerine okumaya karar verdim. Kitap bölümlerden oluşuyor. Yeraltı Havuzu ve Çatlak bölümleri (ilk iki bölüm) en beğendiklerim oldu. Yeraltı Havuzu bölümünü soluksuz okudum çünkü yazarın 'havuz'u bir metafor olarak kullandığını düşündüm. Bu metafora-alegorik anlatıma o kadar yaklaşmıştı ki. Bu beni çok heyecanlandırdı. Ama ancak okurun zorlamasıyla havuza metafor diyebiliriz. En azından bu benim düşüncem. Doğrusu beni hayalkırıklığına uğrattı kitap. O kadar çok övüldü ki beklentim yükseldi sanırım. Çatlak bölümünü okumaya başladığımda 22 kasım '23 Sivas'taki Tek Ağaç'ı kestiler. Geçen seneki furtınadan ya da yanlış budamadan kuruduğu söyleniyordu. Bir insan, bir ağacın kesilmesine ne kadar üzülebilirse bunu yüzle çarpın. Bir haftaya yakın kesildiği an ki görüntüler aklımdaydı. Şehrin simgesi olması dışında bir buluşma noktasıydı aynı zamanda. İnsanlar onun altında beklerdi birbirini. Çok fazla şey gördü duydu. Kavuşmalar-vedalar, sloganlar, ilanı aşklar, bekletildiği için sitemler... Dolayısıyla o şehirde yaşayanların ve yaşananların canlı şahidiydi. Şahidim yok artık. Nasıl dolaştım o şehirde, nasıl sevidim, nasıl bekledim... Şahitlerimden biri yok artık. Daha kötüsü de olabilirdi. Yerine bir ağaç dikildi neyse ki. Elbette o artık bizim ağacımız değil, üzgünüm. Kitabın Çatlak bölümündeki "birkaçımız onu şimdiden özlüyor ve vakitlice dönüşüne dair gizli ümitler besliyoruz. Onsuz bir parçamız ölmüş gibi kendimizi eksik hissedip kederleniyoruz." "Nasılsa hep orada kalacak diye düşünmüştüm, diyor biri" sayfa 52. Bu alıntıları okurken de yine aklımda Tek Ağaç vardı. Hep orada duracak sanmıştım. Belki de bu yüzden ilk iki bölüm en sevdiklerim oldu. Kitabın geri kalanı da akıcı ama benim için pek bi heyecanı olmayan bölümlerdi. Bazı
1000Kitap
YüzücülerJulie Otsuka · Domingo Yayınevi · 2023534 okunma
Peki sen neden bu çukurdan kaçıp gitmiyorsun ?
7/10
·184 syf.··
2023 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2023 00:00
Severek okuduğum kitaptan kısaca söyle bahsedebilirim; İçinde yaşadıkları çukur metafor olarak da gerçek anlamıyla da çok yerinde bir seçim olmuş. Metafor olarak çukur; günlük rutinlerin elimiz, hayatın, toplumun, kültürün dayattıkları, hep şikayet ettiğimiz ama aslında alıştığımız için bırakıp gidemediğimiz, sıradanlaşan döngü çok güzel anlatılmıştı. Yazarın akıcı anlatımı sayesinde kolayca ve sıkılmadan okudum. 'Kaybolan' kahramanımızın hazırladığı kaçış planları, mücadelesi, kabullanişi, zaman zaman kendisine dayatılanlara karşı koyuşunu keyifle okudum. Hazırladığı kapana ümit ismini koyması çok yerindeydi :) Kadınla aralarındaki ilişkinin aktarımını da beğendim. Ama kadının sinir bozucu ketumluğu olmasa daha canlı bir tablo çizer miydi hala düşünüyorum. Belki de bu kurguya en uygun düşen karakter buydu. Kitabın sonlarında adamın hal ve tavırları biraz Tatar Çölü 'nü hatırlattı. Dört gözle beklenen, sürekli yeni planlarla canlı tutulmaya çalışılan kaçış fikri ve kabullenişe belki sahiplenme,benimsenmeye doğru bir dönüşüm. Okuması keyifliydi. İnsan ister istemez kendine sen neden bu çukurdan çıkıp gitmiyorsun diye soruyor. İşte merdiven orada neyi bekliyorsun? Kitapla ilgili çok daha fazla şey yazmak mümkün fakat bunu kurgu hakkında ipucu vermeden yapmak mümkün olmayacağından burada bırakmak en iyisi. Keyifli okumalar :)
İnsan ve Toplum
Kumların KadınıKobo Abe · Monokl Yayınları · 20172,891 okunma
Ne yaptın böyle bana Agota Kristof :/
9/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2023 00:00
Uzun bir aradan sonra Merhaba Sevgili 1000kitap ailesi :) Kitabı, bir twitter kullanıcısının paylaşımı sayesinde keşfettim. Okurlar kitapların kaderini değiştirebilir. Daha önce de söylemiştim. Nitekim o paylaşımdan sonra kitabın stokları tükendi. Bazı 'sahaflar' karaborsa yapmaya başladı. Neyse ki mayısta yeniden basılacağını duyurdular. Kitaba gelecek olursam, bu ilgiyi fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Merakımdan alelacele pdfsini bulup okudum. Ama daha sonra sakin kafayla tekrar okuyacağım mutlaka. Kitabı bir noktada Yazmak Eylemi - Biçem Alıştırmaları kitaplarına benzettim. Bu kitapları okumuş olanlar bahsettiğim şeyin ne olduğunu anlayacaktır. Şimdi ben açıkça söylersem işin sürprizi kaçar. Şaşkınlık ve heyecanla okudum. Aslında 3 kitap olan seri tek kitapta toplanmış. İyi ki de öyle olmuş :) Diğer kitapları bulup okuyana kadar merakımdan helak olabilirdim. İlk kitap Büyük Defter; Korku filmi gibi başladı. Okurken çok kötü hissettim. Savaş sırasında anneannelerine bırakılan ikizlerin gündelik yaşamlarını okuyoruz. Birbirlerinden asla ayrılmıyorlar. Hayatlarını kendilerine göre bir okula çeviriyorlar. Öğrenme şekilleri deneylere dayalı. Yemek yememe araştırması, konuşmama araştırması vs gibi isimler veriyorlar bu deneylerine. Dilencilikle ilgili yaptıkları deneyde bu kısmı çok beğenmiştim. #203659875 Ne ağdalı bir dil ne betimleme. Dümdüz sade bir anlatımla şahit oluyoruz her şeye. Olayların çarpıcılığı bir yana. Bu sadelik mi çarpıyor insanı bilmiyorum. Ama sonuç olarak Büyük Defter kısmını tüylerim diken diken okudum. İkinci kitap Kanıt; İkizlerin yolları bu noktada ayrılıyor. Anneannenin evinde kalanın hikayesi devam ediyor bu kısımda. İkizinden daha önce hiç ayrılmadığı için yaşadığı bocalama, tek başına neyi nasıl yapacağını bilemeyişi
1000Kitap
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma