''Tıpkı geleceğimiz gibi.Yaşarken çirkin..Geçmiş hep daha iyi gibi geliyor o yüzden.Eskiyi hatırladığımızda sanki daha iyiymişiz gibi hissettiriyor.Ama değil..Tıpkı geleceğin de şimdiden iyi olmayacağı gibi.''
''Bu,eskiden sana yakından bakmadığım anlamına mı geliyor?''
''Yakından bakıldığında çirkin gelmeyecek çok az şey var diyorum.''
''Çirkin değilsin..''dedim gözlerimi kapatıp.''Hiç olmadın.''
''Yanındayken değildim.''
''Hep yanımda kalsaydın..''
''Yanında kalsaydım da aynı kalamazdım.''
''Nasıl oluyor da bedenin hep sıcak oluyor anlamıyorum.''
''Benim bedenim sıcak değil...'' dedim soğuk bedenini ısıtmaya çalışırken.''Seninki çok soğuk.''
''Birbirimizi tamamlıyoruz işte.''
''Birbirini kovalayan mevsimler gibi..''
''Hiçbir zaman tam anlamıyla birbirine yetişemeyecek mevsimler gibi..''
Umutsuz bir aşk çökmüşse gönlüne sabahın üçünde,özellikle onun orada,yerinde olmadığı kuşkusuna kapıldığında telefon etmeyi gururuna yediremiyorsan,ister istemez içe dönüp kendinle baş başa kalırsın; o anda akrep gibi sokarsın kendini ya da hiç bir zaman postalamayacağın mektuplar yazarsın ona,ya da odanda volta atarsın,hem küfür hem dua edersin,sarhoş olursun,ya da kendini öldürecekmiş gibi davranırsın.
Bu gidişat bir süre sonra tatsızlaşır,bıktırır insanı.Yaratıcı biriysen-ama unutma,o anda boktan bir durumdasın-acılı anılardan ortaya elle tutulur bir şeyler çıkarabilir miyim diye sorarsın kendi kendine.Ve işte bir gece saat üç sularında başıma gelen tam da buydu.Birden karar vermiştim,çektiğim acıyı tuvale dökecektim.