Düşünmeye ve sorgulamaya dair herşeyin kaos ve mutsuzluk getireceğini savunan bir devlet ve bu devlet tarafından otoriter bir mekanizmayla yönetilen distopik bir ülke anlatılıyor. 1951 yılında bilimkurgu niteliğinde yazılan bir kitabın, günümüzü bu kadar iyi yansıtan bir öngörüyle yazılmış olması, kitabın en başarılı ve etkileyici bulduğum noktasıydı. Çünkü bu distopik ülkede; hızlandırılmış hayatlar, kısaltılan kitaplar, kitle iletişim ile uyuşturulmuş beyinler; robotlaşan, sorgulamayan, aynılaşan ve içi boşalan kalpler ve beyinler var. Kısacası modern çağ var. Bu sebeple farkındalık yaratma gücü yüksek bir kitap. Detaylı betimlemeleri ve çeviriden kaynaklı devrik cümleleri sebebiyle okumayı zorlaştıran bölümleri olsa da konusu içine çekiyor. Bilimkurgu sevenlere önerebilirim.