Geçip gitmiş günler gelin
Rakı için sarhoş olun
Islıkla bir şeyler çalın
Geberiyorum kederden.
İlerdeki güzel günler
Beni görmeyecek onlar
Bari selam yollasınlar
Geberiyorum kederden.
Başladığım bugünkü gün
Yarıda kalabilirsin,
Geceye varmadan yahut
Çok büyük olabilirsin.
Nazım Hikmet Ran
Athena: Geberiyorum -Nazım Hikmet Ran Günler şiiri
Merhaba sevgili okurlar.
Kısa bir süre sonra 1000Kitap’a yepyeni bir özellik ekleyeceğiz. Bu özelliği yorumlarda tahmin edebilen ilk 10 okurumuza 1 yıllık 1000Kitap Premium aboneliği hediye edeceğiz.
Detaylar yorumda.
Marquez’in din, din adamları (kilise), yerel bağnazlıklar, ırkçılık konularına eleştirilerinin bolca yer aldığı romanına esin kaynağı olan iki olay bulunmaktadır. Bunlardan ilki, Marquez’in büyükannesinin anlattığı yerel bir efsanedir. Buna göre, zamanında Karayipli bir markiz varmış, bu markizin saçları oldukça uzun olduğu için yerlerde sürünürmüş. Bir gün bir köpeğin ısırmasıyla kuduz olmuş ve bunun ardından da pek çok mucize gerçekleştirmiş. İkincisi ise Marquez’in gazetecilik zamanlarındaki bir muhabirlik anısına dayanıyor. Buna göre, tarihi bir manastır olup hastane olarak kullanılan Klaris Manastırı yıkılıp yerine otel yapılacaktır. Yıkımdan önce binanın zeminindeki mezarlar boşaltılırken bir mezardan bakır renginde oldukça uzun bir saçın çıkarılmasıyla herkes şaşırır. Saç 22 metre 11 santimdir! Ve mezarın kırılan parçalarından mezarda yatan kişinin ismine de ulaşılır: Sierva Marıa de Todos los Angeles. Klasik çok kısa (!) İspanyolca isimlerden, soyadı bulunamamış, bulunsa isim daha ne kadar uzayacaktı, siz hesap edin. Ama burada önemli olan Sierva Maria’nın romanın baş kahramanı olarak kurguda yer alacak olmasıdır.
Romanın geçtiği bölgenin markisinin kızı Sierva Maria’yı kuduz bir köpek ısırır, ardından aynı köpek başka insanları da ısırır ve ölümlere yol açar ama Sierva Maria’da kuduz belirtisi görülmez. Buna rağmen hem kuduz şüphesiyle hem de ailevi birtakım nedenlerle Klaris Manastırına kapatılır. Romanın geçtiği zaman söylenmiyor olsa da engizisyonun etkin olduğu zamanlarda olayın geçtiğini anlıyoruz. O dönem kuduz hastalığının bir çözümünün olmamasının etkisiyle yöre halkı ve din adamları bu hastalığı şeytanın/düşmanın bir oyunu olarak niteliyorlar. Nitekim Sierva Maria’da cin olduğu (Hristiyan inancında cin çarpması şeytan çarpması olarak da kabul