Sessiz sakin bir yer bulup gözlerimizi kapattığımızda düşünce ağımız narin ipliklerle örülmeye başlamıştır. Dahası bize yardım edebilecek doğru kavranabilir durumları kullanırız; yüksek sesle konuşur ya da düşüncelerimizi yazarız, çünkü yazmak uzun süreli tefekkür için her şeyden daha muhteşem bir yardım sunar bize. Düşünceyi devam ettirir, el ve gözleri yardıma çağırır ve düşünceleri kışkırtır.
Olmayan bahçenin, bahçıvanını buldum, onun yanına çırak girdim "Dertlerden dert, dikenlerden diken beğen" dedi.
Anladım ki "derdimi sevmek" le işe başlamalıyım. Birdenbire iç dünyamı bir çığlık dolaştı: "Çilesini çekmediğin şey senin değildir!"
Sahilde duran küçük bir sandal vardı. Üzerinde şöyle yazılıydı:
"Allah'ım denizlerin ne kadar büyük.
Ben ise ne kadar küçüğüm." Bu dua hürmetine ayakta kalır, o küçük kayık.
Dualar, dilekler Ona ulaşır. Mahrum olmaz Allah diyen.
Nasipsiz kalmaz Ona sığınan.
Hayat dalgalı bir deniz.
Deniz gibi dalgalı içimiz.
Bizi bu dalgalardan sen koru yâ Rab!.. Engin denizlerde kayığımızı batırma. Kılavuzsuz, kaptansız yol aldırma...
Selim Gündüzalp