İrem Ilgaz

O, konuşmaktan çok susar, kültüre karşı asil bir ilgi duyardı. Konusu ne olursa olsun kitap okumaya bayılırdı... Hoşuna giden, okuduğu şey değil, okumanın kendisiydi.
Reklam
"Sevgili gece. Gece olduğunda akıl uyur ve her nesne en basit haliyle görünür. Gerçekten önemli şeyler önem kazanır, gündüz yapılan akıl yürütmelerin yıkıcı etkisinden arınırlar ve yaşamaya başlarlar. İnsanoğlu parçalarını toplar, sakin bir ağaç olur yine. Gündüz, aile kavgalarına aittir ama gece olduğunda insanlar sevgi ile kucaklaşır. Çünkü aşk, her şeyden daha güçlüdür. Ve insan pencereye dirseklerini dayayıp yıldızların altında uyuyan çocuklarının, kazanılacak ekmeğin, olabildiğince kırılgan ve kısa ömürlü karısının sorumluluğunu yüklenir yeniden. Sevgi tartışma götürmez. Vardır. Akşam olsun ve gece, aşka değer gerçekleri ortaya çıkarsın.
Sayfa 16·Kitabı okudu
"Yeryüzünde tabiat zenginliği içinde tek başına bir hayat sürmekten, arada bir kitap okumaktan daha zevkli ne olabilir?"
"Öyle içler acısı bir çağ ki bizimkisi, onu daha da trajikleştirmek istemiyoruz. Büyük felaketi atlattık ve yeni küçücük umutlarımız filizlensin diye, enkazın tam ortasında kendimize yeni küçücük yaşamlar oluşturmaya koyulduk. Oldukça zorlu bir iş bu, zira artık geleceğe uzanan düz yollarımız yok. Buna karşın engelleri aşa aşa, oradan oraya dolaşıyoruz işte. Göğün kaç katının tepemizde yıkıldığının önemi yok, bir şekilde yaşamamız gerek."
Alıntı
İnsan ruhunun en büyük kurallarından birini, belli belirsiz de olsa anlamıştı artık Connie. Bedeni öldürmeyen bir yara alınca, hassas ruhlar bir iyileşme gösterir, beden gibi. Ne var ki, görünürde kalan ve gerçekte yeniden edinilmiş alışkanlığın bir mekanizmasıdır yalnızca işlemekte olan. Ruhun yarası ise zamanla, korkunç, gitgide daha da kötüleşen içler acısı bir çürük gibi kendini yavaş yavaş belli eder. Büyür, büyür sonunda bütün ruhu kaplar. İnsan iyileşip unuttuğunu sandığı bir anda ise, ortaya çıkan geç sonuçlarının altından kalkmak hiç de kolay değildir.
Alıntı