Maalesef zaman kaybından ibaret. Bu cümle bile bana göre yazar için yeterli ama 1K daha uzun bir inceleme istiyor. Tavsiye etmiyorum okumayınca bir şey kaybetmezsiniz. Cümleler vasat, sığ, anlatım çiğ, duygusuz, güçsüz, bazı cümleler çelişkili. Okuması keyifli değil. Yazmak için yazılmış gibi daha çok. İki sayfa şiir 3 sayfa yazarın fotoğrafları. Albüm mü kitap mı belli değil. Var olan incelemelere aldanıp beklentiyle kitaba başanmaması tavsiyemdir.
Olduğu GibiEce Üner · Boyut Yayın Grubu · 2015113 okunma
Kambur
Şule Gürbüz ' ün kaleminden çıkan bir kitap. Dili o kadar akıcı ki kitap ilk sayfadan itibaren kendine çekiyor. Bırakamadım adeta. Bir solukta okudum zaten. Tabii kitaplara yönelik düşünceler kişiye göre değişir. Ama ben yine de merak edenlere tavsiye ederim. Bence keyif alacaklardır. Yazarın kendinden emin ve tavizsiz, sorgulamaya kapalı bakış açısı olan bir kambur karakter üzerinden bazı şeyleri sorgulatması çok hoşuma gitti. Okurken karakterin farklı açıdan baktığını, yer yer o açılardan hiç bakmadığımı fark ettiğim çok oldu.
Murat Bilge' bin kitap hakkında benim de tamamen katıldığımbir yorumu var.
“‘Genç bir yazarın ilk eseri’ denecek, ‘juvenilia’ kategorisine sokulacak hiçbir yanı yoktu Kambur’un. Olgun bir yazarın elinden çıkmış, acemiliği, sakarlığı olmayan, olgun bir metindi.” Gerçekten öyle. Yazarın diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım. Kitaba dair alıntılarla incelememi sonlandırıyorum:
Benden, bana kayıtsız kalınması ile benden nefret edilmesi arasında bir seçim yapmam istense, tereddütsüz, nefreti seçerim – kayıtsız kalınacak bir yanım yoktur. Ve ben söylemek isterim ki, her şey ve herkese kayıtsızım. Değilmişim gibi davrandığım durumlar, yaşıyormuşum gibi yapma zorunluluğumdandır.
Bana sorulsa bir gün “Kamburunun düzelmesini mi istersin, yoksa tüm insanların kambur olmasını mı?” diye, herkesi kambur görmek olurdu dileğim. Yerden yüksekliğimin bu gülünç santimleri yüzünden, yaşama da ölüme de sizlerden daha yakınım. Daha sonraları yerimi yadırgamamak için, yükselme isteğini bir türlü anlayamam.
Zaten bir portakalın doğusu batısı olduğuna inananlardan değilim – dolayısıyla dünyanın da...
Bana renk bile sormayın – bir beyazdan ya da sarıdan ne anladığınızı bilmeden size yanıt veremem.
Kitabı beğendim. Özellikle verdiği mesaj ve yazımındaki amaç çok değerli ve önemli. Ben sadece anlatımından dolayı okurken yer yer zorlandım. Çeviriden kaynaklanan bir sıkıntı da olabilir. Bazı yerlerde cümleler devrik ve oldukça karışık geldi. Anlamakta zorlandım. Ama yazar sohbet ediyormuşçasına yazarak düşüncelerini örneklerle destekleyip aktarmış. Özellikle bakış açısıyla, kadınların yaşadığı sorunları dile getirmesiyle değerli bulduğum, tavsiye edebileceğim bir kitap.
Okurken keyif aldığım, verdiği mesajı, hikayedeki karakterleri ve anlatımındaki akıcılığı ile beğenerek bitirdiğim bir kitap. Finali beni gerçekten şaşırtsa da herkese tavsiye edebileceğim bir kitap.
FeniçkaLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,5bin okunma
Yazarın yazma amacını "Her birimizin değişmeye nasıl mecbur ve mahkûm olduğunun altını çizmek için…" diye tanımlayıp bence başardığını düşündüğüm bir eser. Akıp giden zaman içerisinde unuttuklarımız, bilmediklerimiz, yanlış bildiklerimiz ve bildiğimizi sandıklarımıza dair her şeyi içine alan bir kitap. Kitapta sık sık vurgulanan "hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı" gerçeği ve değişimin, gelişimin medeniyet inşaasında çok önemli olduğu fikri okunmasını gerekli kılan sebeplerden bana göre. Toplum olarak buna ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim. Yazarın akıcı ve sohbet eder tarzda bir üslubu var. Bence sıkmıyor ama Sinan Canan' ın stiline alışık olmayan birine karmaşık gelebilir. Yer yer bilimsel verilere çok girip çıkarımlarda bulunduğu kısımları da dikkatli okumak gerekebilir. Ben okurken keyif aldım ve kitapseverlere tavsiye ederim.