Ben insanları sadece sevmekle yetinmem. Tanıdıklarıma da , tanımadıklarıma da sonsuz bir merakla bakarım. Tanıdıklarıma daha çok, daha iyi anlamaya çalışır, uzun uzun incelerim. Tanımadıklarıma - örneğin vapurda karşımda oturan kişi fazla sevimsiz değilse - ona bakar bakar, hakkında çeşitli öyküler uydurur, senaryolar kurgularım.
ölmek nasıl bir ansa yaşamak da bir an.
gözlerini kapar ve bütün gereksiz korkuların çözülüp gitmesine izin verirsin. sonra korkudan muaf olan bu yeni varoluş halinde kendine sorarsın: ben kimim ? süpheler olmadan yaşayabilseydim neler yapardım ? haksızlığa uğramama korkusu olmadan yaşayabilseydim ? acıdan korkmadan sevebilseydim ? yarın o tadı nasıl özleyeceğimi düşünmeden , bugünün tadını çıkarabilseydim ? zamanın geçişinden ve sevdiklerimi benden çalabileceğinden korkmamış olsaydım ? evet. ne yapardım ? kimleri umursardım ? ne için savaşırdım ? hangi yollarda yürürdüm ? nelerden haz alırdım ? içimdeki hangi gizemleri çözerdim ? kısacası, nasıl yaşardım ?