irem

irem
@iremuratt
"Kendi kimliğimi tarif ederek başlıyorum işe: Ben bir Müslümanım."
atatürk üniversitesi eczacılık
İstanbul
166 okur puanı
Temmuz 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Elveda al yazmalım, selvi boylum!
9/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2022 02:18
ÖN BİLGİ İÇERMEKTEDİR! "Sevgi neydi? Sevgi emekti." Merhabalar. Eğer bu incelemeye kitabı okuyup okumama kararsızlığı içerisindeyken denk geldiyseniz başlamadan söyleyeyim; tereddüt etmeden okumalısınız! Selvi Boylum Al Yazmalım, hepimizin filmini mutlaka duyduğu bir eser olsa da ben televizyonda sürekli denk gelmiş ancak hiçbir zaman tamamını izleyememiştim. Kitabı okuduktan sonra da "İyi ki izlememişim." dedim; çünkü izleyenlerden kitapla filmin baya benzerlik gösterdiğini duydum. Zaten genel olarak kitapları filmlerini izlemeden önce okumaktan yanayımdır; çünkü kitaba dair her şeyi kendi hayal gücümle, okurken gözümün önüne getirmek daha zevkli oluyor. Çoğu filmin kitaplardan sonra büyük hayal kırıklıkları yaşatmış olmasının da bunda etkisi büyük olabilir. ‍️ Kitap bir kamyon şoförü olan İlyas'ın arabasına bir gazetecinin binmesiyle başlıyor. Daha sonra bir tren yolculuğunda denk gelmeleri üzerine İlyas'ın kendi hikâyesini anlatmasıyla devam ediyor ve kitap boyunca, büyük oranda İlyas'ın ağzından kendi hikâyesini dinliyoruz. Bu, kitabın akıcılığı açısından iyi olsa da minik bir serzenişte bulunmadan edemeyeceğim ki o da Asel'in (filmden bildiğimiz adıyla Asya) olayların çok arkasında kalmış olması. Ben bir kısmın da Asel'in ağzından yazılacağını beklerken o bölüm gelmedi ve kitap bitti ben de küçük çaplı bir hayal kırıklığı yaşadım. Asel'in duyguları ya İlyas'ın ya da Baytemir'in (filmdeki adıyla Cemşit) ağzından aktarılmıştı. Ben Asel'in kendi anlatımından duygularını okumayı çok istedim. Kendisine ilk görüşte âşık olan İlyas ile kendisine emek veren, onu seven, onun sevdiğini de -oğlunu- seven, ona değerli olduğunu hissettiren Baytemir arasındaki seçimi yaparken neler düşünüyordu bilmek istedim. İlyas'ın tıpkı ilk tanıştıkları andaki gibi kamyonu yanaştırıp "Bin,
Aşk
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202113,5bin okunma
Reklam
Her şeyi bilen Allah benim gönlümün halini de herkesten daha iyi bilir.
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2021 22:42
Çok daha önceden okumuş olmayı dilerdim. Neden mi? Çünkü sağırmışım ben. Bir büyük insanın benim kulaklarımdaki bu tıkanıklığı açması gerekiyormuş. İşte, çok yalın bir üslûpla bu kadar derin manaları Mevlana gibi bir büyük insandan duyabilirmişim ancak. Kitap içerisinde birçok hikâye barındırıyor. Birçok kitapta olduğu gibi bu eserde de çokça ölümü andım. Keşke daha önce okusaymışım diyip durdum neredeyse her sayfasında. Bazı hikâyelerden sonra durup bir düşünmek istiyor insan. "Ben ne yaşıyorum, nasıl yaşıyorum?" demek istiyor. Özellikle ben, Azrail ile ölümden kaçan adamın hikâyesinde bunu çok uzun süre yaşadım. Kısacık anlatmak gerekirse; Bir gün Hz. Süleyman Kudüs'te makamındayken adamın biri yanına gelir. Hâli perişandır. Hz. Süleyman sebebini sorduğunda, "Az evvel Azrail'i gördüm. Bana yan yan baktı. Çok korktum, beni öldürmesinden korkuyorum." der. Hz. Süleyman, "Azrail de meleklerden bir melektir ancak Allah'ın emriyle can alır." der. Adam Hz. Süleyman'a "İnsanlar rüzgârın Süleyman'ın emrinde olduğunu söylüyorlar. Söyle de rüzgâr beni buradan alsın ta Hindistan'a götürsün. Azrail beni burada gördü artık burada durmamalıyım." der. Hz. Süleyman "Ölüm benim emrimde değil ama rüzgâr benim emrimdedir. Söylerim seni Hindistan'a götürsün." der. Daha sonra adam o gün Hz. Süleyman'ın halısına bindirilir ve Hindistan'a götürülür. Ertesi gün Hz. Süleyman, Azraille görüşür ve ona adamın hâlini anlatır. "Niçin adamı bu kadar korkuttun?" diye sorduğunda Azrail, "Ben ancak Allah'ın emriyle can alırım. O gün adamı Kudüs'te gördüğümde şaşkınlığımdan öyle baktım çünkü Allah bana aynı gün o adamın canını Hindistan'da almamı söylemişti. Kuş olup uçsa ancak gün içinde Hindistan'a varacağını düşündüğümden ona öylece baktım. Sonra ölüm saati geldiğinde Hindistan'da hazır bulundum ve
Din
Ben Sağırım EfendimMevlana Celaleddin-i Rumi · Sufi Kitap Yayınları · 2020117 okunma
Seninle konuşayım diye ağlaya ağlaya/Taşların dilini öğrendim sonunda.
8/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2021 18:26
Okuduğum her satırda aklımdan "Böyle bir aşk gerçekten var olabilir mi?" diye geçirdim çünkü henüz karşılaşmadığım ve çevremde de görmediğimden böylesi bir sevgi mümkün değilmiş gibi geliyordu. Neden mi böyle söylüyorum? Çünkü aşkın hiç görmediğim halini gördüm bu şiirlerde. Ölen eşinin mezarına çaresizce gidip yalnızca bir mezar taşıyla karşılaşmanın seven adama taşlarla konuşmayı öğrettiği halini gördüm. Ondan kalan eşyaların yerlerini dahi değiştirmeye kıyamayışını, toprak altında kemikleri çiçeklensin diye bağban oluşunu ve bütün bunları ona yaptıranın aşk olduğunu gördüm bu şiirlerde. Bu şiirler yalnızlığın, özlemin şiirleri. Şükrü Erbaş'ın eşi Hatice Erbaş'a, Ömür Hanımına, Şahgülü'ne yazdığı şiirler ve hepsi de Ömür Hanım'ın gidişinin onu çok seven eşinde bıraktığı izlerin şiirleri. Belki de birçoğumuzun da hayatından geçip gidecek bir Ömür Hanım olacak ve bizler acımızı ve yalnızlığımızı böyle sanatlı anlatamayacağız sayfalarda. Ne acımız ne de yalnızlığımız başkalarını da tesiri altına alacak kadar önemsenecek. Hatta geçip giden ismine 'Ömür Hanım' dediğimiz sevgilimiz de olsa hakikaten ömrümüz de olsa bu böyle olacak. Karacaoğlan'ın dediği gibi üstüne bastığımız toprak bir gün boyumuzu aştığında bizim toprak altındaki yalnızlığımız kaç kişiyi tesiri altına alacak? Ya da biz ne kadar hazırız o karanlık yalnızlığa? İncelemeyi böyle yazıyorum çünkü kitabın kapağını biraz önce kapadığımda içime dolan tek his ölümün gerçeğiydi. Bir yerlerde "Ölüm var!" diyen ama ölümün varlığına uygun yaşayamayan insanlar, ölümden korkan ve ölümün geleceğini de unutmuş olan biz insanlar bir şekilde onu hatırlamanın bir yolunu bulmalıyız artık. Belki de bunun bir yolu da bu kitabı okumaktır. Okudukça anlıyorum ki okunan her kitabın insanda bıraktığı bir parça oluyor, bu kitabın da
Aşk
Yaşıyoruz SessizceŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201616bin okunma
Aranızda sevme gücünün uçsuz bucaksız olduğunu hissetmeyen var mı?
9/10
·75 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2020 14:58
"Hanginiz sağır, dilsiz bir kamış olmayı seçer, herkesin ahenkle şarkı söylediği bir çağda?" Halil Cibran'ın adını bu kitapla duydum ve kendisini okumaya bu kitapla başladım. İyi ki de okumuşum diyorum çünkü kitabı okumak bir günümü alsa da kitabı anlamak belki de hayatımın tamamına yayılacak. Biraz şiir tadında yazılmış; yalın, tertemiz bir üslupla birçok konuya dair yol gösteren yazılardan oluşuyor kitap. Öyle çok uzun, çok karmaşık cümleler yok ama o kısacık cümleler bile üzerinde uzunca düşündürmeye yetiyor. Ben en çok çalışmaya ve aşka dair olan bölümlerini sevdim ve tekrar tekrar okudum. Öyle çok fazla kişisel gelişim kitapları okuyan biri değilim ama Ermiş gibi bir kitabın her okurun gelişimine büyük katkısı olacağına inanıyorum. Okurken elinizde kalem olursa bütün sayfayı çizerken bulacaksınız kendinizi abarttığınızı düşünmeyin ben de neredeyse her cümlenin altını çizdim ve her yere yazıp durdum onları. İnanıyorum ki Ermiş, okuyan herkesin hayatında bir ışık parıltısı oluşturacaktır. Hayatın tüm çıkmazları içerisinde bir çıkış yolu ve bu yolda da minik bir ışık huzmesi bulmak isteyen herkes Ermiş'i okumalı.
Edebiyat
ErmişHalil Cibran · Karbon Kitaplar · 201885,2bin okunma
Ön Bilgi İçermektedir.
10/10
·541 syf.··
Beğendi
·
2016 9. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2016 00:00
2021 yılında yapmayı istediklerimden biri de çokça inceleme yazmak. Anasayfama tevafuk eseri Çalıkuşu'ndan bir inceleme düşünce ben de bu isteğime Çalıkuşu ile başlamaya karar verdim. Çalıkuşu belki de Türk edebiyatı içerisinde en sevdiğim kitaptır. Kitabı ilk kez 2016 yılında lise birdeyken okumuştum ve o zamanlar günlerimin yalnızca kitap okumak ve yazı yazmaktan okul hayatımın ise bodrum katındaki kütüphaneden ibaret olduğu bir dönemdi. Hatta o sıra basitçe bir inceleme de yazmış geçtiğimiz günlerde daha iyisini yazmak istediğim için silmiştim. Çalıkuşu'nun yeri bende hep çok ayrı. Nedenini tam olarak ben de bilmiyorum ama nahif bir hikâye olması ve Feride karakterinde kendimden çok fazla şey bulmam beni bu kitaba bağlıyor diyebilirim. Aşkın incecik anlatıldığı bütün kitapları seviyorum; Çalıkuşu'nun, Feride'nin ve Gülbeşeker'in aşkı da böyleydi. Feride zarif, İstanbullu, güçlü bir kadın. Küçük yaşta annesini kaybetmesiyle asker olan babası onu akrabalarına ardından da bir Fransız mektebine bırakıyor. Buradaki tatillerinde Besime Teyzesinin konağında kalıyor ve oğlu Kâmran ile nişanlanıyorlar. Ancak bu nişan ne yazık ki evlilik ile sonuçlanamıyor ve Feride öğretmen olarak Anadolu'ya Zeyniler Köyü adında bir yere gidiyor. Burası kimsenin gitmek istemediği bir okulken Feride öğretmen burada çok güzel bir öğretmenlik yapıyor. Köyden Munise adında bir kızı da evlat edinmesiyle Çalıkuşu'nda Feride'nin ne kadar güzel bir anne olduğunu da okuyoruz. Feride'nin bir kadın olarak meslek hayatı ve kişisel hayatında yaşadığı zorlukları okurken o dönemin ve Anadolu'daki hayatların Reşat Nuri'nin üslubuyla çok güzel anlatılmış olması insanı bunlar üzerinde düşünmeye itiyor. Kitabı okul kütüphanesinden okuduğum için kendi kütüphaneme henüz alamadım ama en kısa zamanda almayı,
Edebiyat
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
Reklam