Kitabı okurken binlerce yıl öncesine, bozkırda atların koşturduğu, çadırların kurulduğu, kılıçların çekildiği günlere gittim hatta içinde kayboldum.Türk töresinin insana ne kadar değer verdiğini , töre karşısında kağanların bile boynunun kıldan ince olduğunu gördüm. Yoksulluğu, kıtlığı gördüm. Evdeşi ve çocukları için mücadele eden erleri gördüm. Elinde kopuzuyla türkü söyleyen ozanları dinledim. O eşsiz şehri Ötüken'i ve Türk yurdunu gezdim. Çin üzerine sefere çıktım. Esir düştüm. Yaralandım. Yılmadım, yıkılmadım.Güreş tuttum, ok attım, kılıç savurdum. Birde ölümlü dünyada ölümsüz sevdaları gördüm...
Bir ölüp bin dirilen, öldükçe kahramanlaşan bir milletin varoluş mücadelesini akıcı bir dille, okuru yormayan söz dizimiyle ve harika bozkır, çeri ve akın betimlemeleri ile anlatmış Atsız Ata.Okudukça heyecanlandığım, milli duygularımın şaha kalktığı, ecdadıma minnet duyduğum, gururlandığım anlar oldu. Milli şuuru ve ve hissiyatları muazzam bir şekilde besliyor. Göktürk Devleti'nin anlatıldığı bozkurtlar, tahkiye biçiminde yazılmış . Yazar öyküleyici anlatım biçimiyle karakterleri size sevdiriyor. Milliyetçi duygularla yazılmış, tarihî bir kitap. Türk kültürüne ve türkçülüğe dair önemli izler taşıyor. Hocamızın"her Türk gencinin okuması gereken kitap!"dediği gibi okuyun. Son olarak gurur duyduğumuz Ötüken'den yayını çekerek cihan hakimiyeti ülküsünden yola çıkan bir milletin ve Ötüken yiğitlerinde 1300 yıl sonraki evlatları yine aynı ruh ve aynı karakterle şehadet şerbetini içiyor. Ecdadımıza ve al yıldızlı bayrağımız için geridekini düşünmeyenlere minnettarız.
Unutursak, GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN...