irem

irem
@irew
istanbul
22 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Üstelik hiçbir zaman kendi kendine; insan çiftlerine yaşamı zehir eden soruları da sormamıştı: Beni seviyor mu? Benden daha çok sevdiği bir başkası var mı? Benim sevdiğimden daha çok seviyor mu beni? Aşkı ölçmek, sınamak, denemek ve kurtarmak için aşka yönelttiğimiz bütün bu sorular belki de her şeyin yanı sıra aşkı kısaltmaya da yarıyor. Belki de sevemememizin nedeni çok sevmek istememiz, yani karşımızdaki kişiden hiçbir istekte bulunmaksızın, ondan onunla birlikte olmaktan başka bir şey istemeksizin kendimizi ona verecek yerde ondan bir şey talep etmemizdir.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
İlahi aşkınlığın kendine ihsan edildiğini artık göremeyen insan, sonlu bir varlık olduğu için kusurlu bir varlık statüsüne düşmüş ve mecburen başka insanlara yönelmiştir. Bu noktada, başkalarına görünmenin varoluşun temel boyutlarından biri olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Hannah Arendt’in de dediği gibi “dünyada hiçbir şey ve hiç kimse biraz gözlemci olmadan var olamaz.”
Kadın erkeğin mülkü ve kölesidir. Kadın erkeğin mülkü ve kölesiydi. Kadın artık erkeğin (tümüyle) mülkü ve kölesi değil. Kadın henüz erkeğin mülkü ve kölesi olmaktan (tümüyle) kurtulamadı. O yüzden de kadınlar kendilerini farklı farklı kategoriler, bireyler, kimlikler olarak adlandırmayı tam olarak başarabilmiş değiller. O yüzden Duygu Asena ‘Kadının Adı Yok’ dediğinde hepimiz ona hak vermiştik. Kadının adı artık var belki, ama kadının adı henüz yok.
Orada sıkılıyor muydum? Kesinlikle hayır. İnsan özlemini çektiği sevinçlere ulaşamadığı zaman sıkılır. Devvab, hastalığın kökünü kurutuyordu: Özlemlerimizden kurtarıyordu bizi!
Karşılıklılığın norm olduğu bir dünyada, herkesin eşit olmadığı durumlar olabilir, ama bu eşitsizliğin sonuçları asla boyun eğdirme, sömürgeleştirme ve insanlıktan çıkarma olmayacaktır.