dorian gray'in düşünceleri bu minvaldeydi. insan egosunu basit, değişmez, güvenilir ve tek boyutlu bir şey olarak algılayan insanların sığ psikolojisine hayret ediyordu. ona göre insan, sayısız yaşama ve sayısız hissiyata sahip, şekilden şekle giren karmaşık bir canlıydı; bünyesinde kendisinden önce göçüp gidenlerin anlaşılmaz düşünce ve arzularının mirasını barındırıyor, teninde ölümcül hastalıkların izini taşıyordu.
"tepedeki pencereye yaklaştım, günün son ışığında görüntümü bir kez daha inceledim. yine ciddiydi, o anda ben de öyle olduğuma göre bunda şaşılacak ne vardı? ama aynı zamanda ve aylardan sonra ilk kez, kendi sesimi apaçık duydum. bunun zaten ne zamandır kulaklarımda çınlayan ses olduğunu fark ettim, işte o an tüm bu zaman boyunca kendi kendime konuştuğumu anladım."
"adamın biri servet yapmak için çekoslovakya'daki köyünden ayrılmış. yirmi beş yılın sonunda zengin biri olarak, yanında bir kadın bir de çocukla köyüne dönmüş. doğduğu köyde annesiyle kız kardeşi bir otel işletiyorlarmış. adam onlara sürpriz yapmak için karısıyla çocuğunu başka bir otele bırakıp annesinin oteline gitmiş, kapıdan içeri girdiğinde annesi onu tanımamış. şaka olsun diye aklına bir oda tutmak gelmiş. parasını göstermiş. gece vakti annesiyle kız kardeşi parasını çalmak için adamı çekiç darbeleriyle öldürmüşler, cesedini de nehre atmışlar. sabah karısı gelmiş, olan bitenden habersiz, adamın kimliğini açığa vurmuş. anne kendini asmış. kız kardeş kendini bir kuyuya atmış."