İrem Aktaş

İrem Aktaş
@irmm_aktas
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
Öncelikle bu kitabın güzelliklerinden ve ne kadar kolay bitiverdiğinden bahsedeyim. Birbirinden güzel resimlerle dolu, rengarenk bir kitap olması insanın içini açıyor :) Yazılarla dolu bir kitap da değil, bu yüzden gözünüzü de korkutmuyor. Kâğıt kalitesine gelecek olursak o da aşırı kaliteli, bu beni çok mutlu etmişti de :) Unutmadan söyleyeyim, resimlerle dolu olması kesinlikle bu kitabın boş olduğunu göstermiyor, aksine kitabın adından da anlaşılacağı gibi, çocuk resimleri üzerine analizleri içeren önemli bir eser bu. Resim, çocuğun kendi duygu ve düşüncelerinin bir ürünü olduğu için çok önemlidir. Kendini sözcüklerle ifade etmek istemeyen çocuklarla serbest çizim etkinliği sonucu elle tutulur sonuçlar elde edebiliriz. Evet... Çocuk, resmiyle size her şeyi anlatabilir: Duygu durumunu, korkularını, saplantılarını, sevincini, kaygısını... Bir resimden aile içi ilişkileri, tacizi, şiddeti, cinsel kimlik karmaşasını, zeka düzeyini belki de bazen özlemi gözlemleyebiliriz. Renkleri kullanış biçimi, figürleri nereye koyduğu, insan çizimi (başın, kolların, ellerin, gözlerin ve ayakların küçük/ büyük çizilmesi veya yokluğu), çizgileri kullanışı (kısa çizgiler, uzun çizgiler,silik çizgiler, belirgin çizgiler vs.) her biri bize birer mesaj verir. Kitapta çocuk resimleri gelişim aşamalarına ayrılmış. Alınan anemnez ile analizler tabii ki daha da anlamlı kılınmış. Biliyoruz ki anemnez hastanın öyküsüdür ve teşhis için en önemli kısımdır. Bu sefer öykülerin içeriğinden örnek vermeyeceğim, kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum. Özellikle öğretmenlerin ve ebeveynlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap deyip sonlandırayım. .Lütfen çocuklarınıza karşı gözlerinizi kapatmayın,
Psikoloji
Resimleriyle ÇocukHaluk Yavuzer · Remzi Kitabevi · 2019710 okunma
Reklam
9/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
Ne güzel demiş Ahmet Ümit: “Farklı inançlara, farklı etnik kökenlere, farklı cinsiyetlere, farklı dünya görüşlerine sahip olsak da hepimiz insandık. Bir başka ortak yönümüz ise İstanbul’du.” Merhabalar... Şimdiye kadar okuduğum Ahmet Ümit eserinden en beğendiğim eserle geldim. 600 sayfadan fazla da olsa, asla bitmesini istemediğim şahane bir kitaptı İstanbul Hatırası. İtiraf etmeliyim ki başta beni biraz zorladı. Ama alışmam uzun sürmedi. Vize döneminde başlamıştım ve derslerime mi odaklansam kitabı mı okusam bilememiştim. Çünkü bir kitap içinde hem tarihi hem de yedi esrarengiz hadiseyi bu kadar güzel barındırabilirdi. Bir tarih kitabı okumadan hem haz aldım hem de oldukça faydalı bilgiler edindim. İstanbul Hatırası... Tarihi mekanlara bırakılan yedi ceset... Tüm cinayetlerde tarih barındıran ipuçları... Her birinin derin anlamı... İstanbul için oldukça önemli olan, Kral Byzas, Konstantin, II. Teodosius, Jüstinyen, Fatih Sultan Mehmed, Kanuni Sultan Süleyman ve Mimar Sinan hakkında daha önce duymadığım birçok bilgi... Ve tabii ki beklenmedik bir son... Cinayetlerin peşine düşen Nevzat Başkomiser, mekanları o kadar güzel betimlemişti ki adeta oradaymışım gibi hissettim ve tarihe olan merakımı oldukça artırdı. Ahmet Ümit’i yakından takip eden biri olarak, tarihe verdiği önemi ve İstanbul sevgisini eserlerine çok güzel yansıttığını, gerekli mesajları okura başarılı bir şekilde verdiğini düşünüyorum. İstanbul’a ne kadar aşık olduğumu bilenler, İstanbul’dan uzak kaldığım bu dönemde kitabın beni ne kadar çok duygulandırdığını da anlayacaklardır. Kitabı, yarım kalmış üniversite hayatımın burukluğu içinde, anılarımla bir boğuşma halinde okudum. Ah İstanbul... “Bir ateşim yanarım, külüm
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201943,1bin okunma
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
Ergenlik, aile ve ergen için çatışmalarla dolu, zorlu ama geriye döndüğümüzde de gülümsememize neden olan karmaşık bir dönemdir. Erkeklerde ve kızlarda erinliğe girme yaşı farklı olmakla birlikte, genellikle 11-13 yaşlarında başlayıp 18-20 yaşlarında son bulur. Bu dönemde bireyde biyolojik, bilişsel ve psikososyal olarak birçok değişikliğe şahit oluruz. Bağımsızlık ve kimlik aramanın ağır bastığı bu dönemde bireyde rahatlıkla hızlı bir fiziksel gelişim gözlemleyebiliriz. Fiziksel değişimlerin bazıları ise şunlardır: Erkeklerde sesin kalınlaşması, yüzde kılların oluşması; kızlarda göğüslerin büyümesi; her ikisinde ise boy ve kilo artışı, koltuk altı, kasık bölgelerinde kıllanma ve cinsel olgunlaşma. Sosyal açıdan bakacak olursak ise ailesiyle vakit geçirmek istemeyen ergenin çoğunlukla akranlarıyla vakit geçirmek istediğini görebiliriz. Tüm bunların yanında bireysel farklılıkları göz ardı etmemek gerektiğini de eklemek istiyorum. Çocuk ve ergen psikoloğu Sara Villanueva, akademik bilgisinin yanında ebeveynlik tecrübesiyle harmanlandığı bilgilerle ergenlik dönemini bize başarılı bir şekilde aktarıyor. Evet yukarıda değindiklerim yüzeysel bilgilerdi fakat siz bu kitabı okursanız ne kadar derin ve önem arz eden bir konu olduğunu daha iyi anlayacaksınızdır. Kitaptan birkaç cümle ile sonlandırmak istiyorum yazımı: “ERGEN ÇOCUĞUNUZLA KONUŞMALI VE ONU DİNLEMELİSİNİZ. GENÇLERİN NE DÜŞÜNÜP NE HİSSETTİĞİNE VÂKIF OLABİLMEK DEVEYE HENDEK ATLATMAKTAN ZOR OLSA DA, EN AZINDAN İÇİNDE BULUNDUKLARI DURUMLA İLGİLENDİĞİNİZİ VE MÜMKÜN OLAN HER ŞEKİLDE YARDIMA HAZIR OLDUĞUNUZU VE ONLARI HER NE OLURSA OLSUN SEVECEĞİNİZİ VE DESTEKLEYECEĞİNİZİ BİLMELERİNİ SAĞLAYABİLİRSİNİZ.”
ErgenlikSara Villanueva · İletişim Yayıncılık · 2018102 okunma
8/10
·59 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
Çok merak ettiğim yazarla tanışmam bu kitapla birlikte oldu. Kitabı gördükçe aklıma şu diyalog gelirdi: -Müzeyyen! +Efendim? -Hiççç, adını söylemek hoşuma gidiyor! Müzeyyen ve Arif arasındaki bu diyalog beni kitapla buluşmaya teşvik etti diyebilirim. “Bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.” diyerek iddialı bir giriş yapıyoruz kitaba. Kitabın farklı bir havası var. Sıradan olaylar, diyaloglar, -öyle her kitapta göremeyeceğiniz- argo tabirler... Kimine göre aşk, kimine göre tutku... Konudan konuya atlamalar, iç sesler, yarım kalmışlıklar... Durup “Biz nasıl buraya geldik.” dedim bazen. Arif’in de dediği gibi taksiyle mi gelmiştim acaba? Neyse buz gibi oldu buralar, ben devam edeyim. Kitap 58 sayfadan oluşan kısa bir kitap ama zor bir kitap, bitince insanda değişik bir etki bırakıyor. “Noldu şimdi ya,eeee?” dedim. Yer yer taşlamalara rastlarken, sizi güldürecek kısımlar da olacak, hüzünlendirecek kısımlar da. Filmine gelecek olursak, bir hareketlilik yok. Monoton ve karamsar bir hava hakim. Ama filmi izleyince kitaptaki diyaloglar kafanızda daha iyi oturuyor diyebilirim.(Her ne kadar kitaba tam anlamıyla bağlı kalınmasa da, film sonuçta). Onun dışında Erdal Beşikçioğlu’nun oyunculuğu çok iyiydi. Bence herkesin okuyup kendince yorumlar getireceği, doğal olarak herkeste farklı duygular yaratacak bir kitap.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma
3/10
·192 syf.··
2020 3. kitabı
Simyacı, üst üste gördüğü rüyalar üzerine, İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazine aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamını anlatıyor. Santiago adındaki bu genç, kişisel menkıbesine ulaşabilmek için hayallallerinin peşinden gidiyor. Kitaptaki olağanüstü unsurlar felsefeyle birleşiyor ve sizi düşünmeye teşvik ediyor. Bununla beraber kitapta çok güzel mesajlar yer alıyor fakat doğruyu söylemek gerekirse ben Simyacı’dan bir tat alamadım, bana hitap etmedi. Popüler olan kitaplara hep geç başvurmuşumdur, bunu huy edindim. Bu kitabı da çok merak ediyordum fakat almıyordum, az çok tahmin ediyordum anlatımını ama bu kadar ilgisizce okuyacağımı ben de kendimden beklemiyordum. Uzun lafın kısası ben bu kadar popüler olmasını çözemedim. Simyacı’yı bu kadar okunur yapan sade ve akıcı anlatımı mı, fantastik öğeler barındırması mı? Ya da başka ne gibi faktörler etkili olabilir? Kitabı okuyanlar bu konuda ne düşünüyor, merak ediyorum. Sizin bu konuda bir yorumunuz var mı? ( Kitabı beğenenler, bana kızmayın lütfen.)
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,7bin okunma
Reklam