spoi içerir!
Emir ve Hasan: Kabil'in sultanları.
kitabı bitirdikten sonra ağır bir psikolojik buhran içerisine girdim. ne hissetmem gerektiği hakkında upuzun düşüncelere girdim. Sözcüğe nasıl gireyim kimden gireyim hangi olaydan hangi karakterden bahsederek devam etmem gerektiğini bilmiyorum.
yalnız bildiğim sevgisiz büyümenin bir çocuğu ne kadar zorbalaştırdığını tekrar gördüğüm oldu.
çocuklar açtır, sevgiye, ilgiye, başlarının okşanmasına, ona değer veren birilerini görmeye açtır onlar. onları olmasını istediğimiz kişiler olarak düşünmemeliyiz. onları öyle olduğu için sevmeliyiz. çünkü onların kalplerinde azıcık hissettirdiğimiz değersizlik, onları istemediğimiz şeylere sürükleyebilir.
Emir.. okurken çok kızdığım anlam veremediğim bir çocuktu oysa. annesiz büyümüş, babasının sevgisini kazanmak için küçücük aklıyla bir sürü oyun oynamış, ve daha tehlikeli iftira atmak, yalan söylemek gibi çok tehlikeli işlere kalkışmış.
öyle işler ki bunlar, bedelinin ağır ödeneceği işler.
o, bunları yaparak onu çok seven, hatta en çok değerini hissettiği kişiden uzaklaştı, ayrıldı ve onun için her şeyi göze alan cesur, arkadaşını, kardeşini kaybetti. giderken bile gözlerinin içine bakamadan son kez yağmurlu günde camdan izleyerek veda etti kardeşine.
Hasan... işte oydu onu en çok seven kardeşi, dostu arkadaşı.
iyi ki tanımışım seni hasan. seni öyle çok sevdim ki. seninle ilgili okuduğum her yaprağı göz yaşlarına boğdum. senin kadar sadakatli, sevdiğine değer vereni görmedim. sana ihanet eden arkadaşına bile aynı gözlerle bakmaya devam ettin sen. ona çok kırılsan bile sana defalarca zarar verse bile birlikte geçirdiğiniz güzel günlerin hatrına hiç küsmedin ona. sana defalarca nar atıp yüzünü üstünü kan renginde bıraktığında bana at hadi at Allah'ın cezası dediğinde dahi dönüp