Bu kadar hayal kırıklığı bir karakter daha görmemiştim
6/10
·96 syf.··
2026 45. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:44
33 yıl önce askere gitmemek için kendi ülkesinden kaçan ve vatandaşlık almadan yıllarca düşman ülkede yaşayan ve kendi ülkesine mektup yazan Mendel karakola götürülür Teğmen: Bir yabancı olarak durumunu neden hemen yetkililere bildirmedin Mendel : Neden durup dururken ihbar edeyim Binbaşı : Duyuruları da mı okumadın Mendel : Hayır Binbaşı : Peki gazeteleri de okumuyordun Mendel : Hayır (ama ona yürüyen ansiklopedi derlerdi ne kadar ironi) Demek ki sadece okumak yetmiyormuş sadece okuyarak da insan aydınlanmıyormuş. Mendel! Sahaf Mendel! Dünyanın kitaplarını yalayıp yutmuş Mendel tam bir aptal cahil imiş. Müthiş hayal kırıklığı, kitap okuyacak diye içinde bulundukları savaşa rağmen bir gazete sayfası okumaktan aciz..okumayı sadece kitaptan ibaret sanan okuyan aptal cahil!!!!
Duygu ve Düşünce
Sahaf MendelStefan Zweig · Martı Yayınları · 201812,7bin okunma
Puan vermedi·479 syf.··
2026 204. kitabı
19. yüzyıl Rus edebiyatının kurucu dehası Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün ömrünün en sancılı dönemlerinde kaleme aldığı ve tamamlayabildiği kadarıyla dünya edebiyat tarihini kökten sarsan başyapıtı "Ölü Canlar", sadece bir dönemin değil, insanlık tarihinin en acımasız, en keskin ve dâhice örülmüş toplumsal yergi ve satır arası dram anıtıdır. Roman; feodal Rusya’nın o hantal, çürümüş bürokratik ve sınıfsal yapısının boşluklarından yararlanarak zengin olmak isteyen kurnaz, kibar ve gizemli bir dolandırıcı olan Çiçikov’un, taşra vilayetlerini gezerek toprak sahiplerinden kağıt üzerinde yaşayan ama fiziken ölmüş serfleri (canları) satın alma macerasını odağına alır. Gogol; Çiçikov’un pazarlık masasına oturduğu her bir taşra asilzadesi ve toprak sahibi üzerinden bizzat insan karakterinin yozlaşmış tiplerini (açgözlülük, gaddarlık, sığlık, dalkavukluk) cerrah titizliğiyle deşer. Kitaba adını veren "Ölü Canlar" ifadesi, sadece resmi kayıtlarda yaşayan ölü köylüleri değil; asıl olarak mal mülk hırsı, sahtekarlık ve ahlaki çöküş içinde ruhlarını kaybetmiş olan yaşayan seçkinleri simgeler. Yazarın o meşhur "gözyaşları arasından yükselen kahkaha" olarak nitelendirilen, ironi, kara mizah ve derin felsefi sorgulamalarla bezeli o muazzam ve görkemli dili; bu eseri zamansız bir insanlık komedyasına dönüştürür.
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,3bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 200. kitabı
Viktorya dönemi İngiliz edebiyatının en parlak, en nüktedan ve estetik dehası Oscar Wilde’ın 1888 yılında yayımlanan "Mutlu Prens" (The Happy Prince), ilk bakışta çocuklar için yazılmış bir masal gibi görünse de, aslında yetişkinlerin dünyasındaki vurdumduymazlığı, sınıfsal eşitsizliği ve kapitalist yozlaşmayı hedef alan sarsıcı bir toplumsal eleştiri ve felsefe başyapıtıdır. Eser; hayattayken sarayının konforlu duvarları arkasında acıdan bihaber yaşayan, ancak öldükten sonra heykeli şehrin en yüksek yerine dikilince halkın sefaletine tanık olan Mutlu Prens ile onun kalbindeki kederi paylaşıp güneye göç etmekten vazgeçen fedakar bir Kırlangıç’ın hüzünlü dostluğunu odağına alır. Wilde; Prens’in üzerindeki altın yaprakları, safir gözleri ve yakutları, şehirdeki yoksul şairlere, aç çocuklara ve çaresiz annelere taşıyan Kırlangıç üzerinden, fedakarlığın ve gerçek sevginin anatomisini cerrah titizliğiyle işler. Yazarın o lirik, masalsı ama bir o kadar da ironi ve melankoli barındıran büyüleyici dili; bu eseri basit bir fabl olmaktan çıkarıp, maddiyata tapan insanoğlunun nankörlüğünü ve ruhsal körlüğünü yüzümüze vuran ölümsüz bir vicdan anıtı haline getirir.
Mutlu PrensOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,7bin okunma
Puan vermedi·286 syf.··
2026 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 21:49
Retorik edebiyatın en şaşaalı bir yerinde, son bölümlerinde 'Anlatıcının Sonuç Bölümü' diye bir kare var ki, insanı diyalektik açıdan sonsuzluğa mühürlüyor. Sinemaya olan tutkum nedense
The Luck of Barry LyndonWilliam Makepeace Thackeray · East India Publishing Company · 20231 okunma
Puan vermedi·247 syf.··
2026 195. kitabı
Garip akımının kurucusu, Türk şiirinde asırlık kalıpları, ağdalı dilleri ve aristokrat edaları yıkarak sokağın, nasırlı ellerin, küçük insanların ve sıradan hayatların sesini edebiyatın merkezine taşıyan dahi şair Orhan Veli Kanık’ın tüm edebi mirasını bir araya getiren "Bütün Şiirleri", Türk edebiyatının en devrimci, en taze ve en sarsıcı anıtlarından biridir. Yapı Kredi Yayınları başta olmak üzere şiir tarihimizin bu en kıymetli külliyatı; "Garip", "Vazgeçemediğim", "Destan Gibi", "Yenisi" ve "Karşı" kitaplarının yanı sıra şairin dergilerde kalmış son dönem şiirlerini de eksiksiz bir şekilde odağına alır. Orhan Veli; kafiyeyi, vezni, şairaneliği ve tumturaklı söz sanatlarını reddederek, Türkçenin o en duru, en çıplak ve en kıvrak halini dâhice işler. Süleyman Efendi’nin nasırından, Kitabe-i Seng-i Mezar’dan, İstanbul’un dumanlı mavi sularından ve gündelik hayatın ince sızılarından ördüğü o muazzam dünya; ironi ve mizahla sarmalanmış gizli bir hüznü barındırır. Yazarın o kristal berraklığındaki akıcı ve yalın dili; bu eseri sadece bir şiir derlemesi olmaktan çıkarıp, Türk insanının ruh dünyasını, neşesini ve kederini aynen yansıtan ölümsüz bir halk ve dil senfonisine dönüştürür.
Bütün ŞiirleriOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 202431,3bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 188. kitabı
Türk edebiyatının naturalizm akımındaki en güçlü, en cesur ve toplumun aksayan yönlerini mizahi bir dille eleştiren usta kalemi Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1899 yılında yayımlanan "Mürebbiye" adlı eseri, sadece bir dönemin konağında geçen entrikaların romanı değil; Osmanlı'nın son dönemindeki bilinçsiz batılılaşmanın, aile yapısındaki yozlaşmanın ve ahlaki ikiyüzlülüğün cerrah titizliğiyle deşildiği sarsıcı bir toplumsal yergi başyapıtıdır. Roman; Fransız kültürüne duyulan körü körüne hayranlık nedeniyle, geçmişi ve ahlaki yapısı hiç araştırılmadan Dehri Efendi’nin konağına çocukların eğitimi için getirilen Fransız mürebbiye Matmazel Anjel’in, konaktaki erkekleri teker teker baştan çıkararak koca bir aristokrat yuvayı nasıl darmadağın ettiğini odağına alır. Gürpınar; batılılaşmayı sadece lüks yaşantı, dil öğrenmek ve dış görünüşten ibaret sanan Tanzimat sonrası Osmanlı aydınının ve burjuvazisinin o sığ zihniyetini dâhice hicveder. Yazarın o canlı, mahalle dilini ve konak hayatını tüm çıplaklığıyla yansıtan, ironi ve mizahla örülmüş o sarsıcı dili; bu eseri sadece bir dönem romanı olmaktan çıkarıp, toplumsal yozlaşmanın ve sahte batılılaşma sevdasının zamansız bir edebi anıtı haline getirir.
MürebbiyeStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202132,7bin okunma