İrem

Bir süre sonra kendimden şüpheye düşmüş, harfleri deşifre edip kelimelerin anlamını çözmeye yarayacak optik reseptörlerimden birinin eksik olduğunu düşünmeye başlamıştım!
Sayfa 13·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
O gün aklımdan, "bu ânı sakın unutma", diye geçirdiğimi anımsıyorum. Çünkü retinama düşen görüntü değerli bir âna aitti. Çünkü Paul'e konulan teşhis sadece onunkini değil, kendi ölümlülüğümü de fark etmemi sağlamıştı.
Sayfa 10·Kitabı okudu
Canınızı sıkan bir kişiyi ya da durumu düşünün. Aşağıdaki "Muharebelerinizi Kendiniz Seçin" ölçütlerini kullanarak, buna karşı çıkmanın akıllıca mı, yoksa riskli mi olduğuna karar verin. Kendinize şunları sorun: 1. Bu sıradan bir olay mı? Belki tezgâhtarın biri size tatlım diye hitap etmiştir ve siz de bundan hoşlanmamışsınızdır. Kendinize sorun: “Bu kişiyi hayatta bir daha görecek miyim?” Açık ki, bu konu dünya barışını tehdit edecek değildir. Aldırmadan yürüyüp geçebilirsiniz. 2. Bu direngen bir rahatsızlık mı? Ya aynı işyerinde birlikte çalıştığınız bir tezgâhtar size günde yirmi kere tatlım diye hitap ediyorsa? Şimdi çıta daha yükselmiştir. Bu bir kerelik kızgınlık değildir. İş bu noktaya vardığında söz konusu kişiyle bir görüşmekte yarar vardır. 3. Olayını tarihsel arkaplanı nedir?Hafifletici sebepleri değerlendirin. Belki siz işe daha yeni girmişken, size tatlım diye hitap eden kişi yirmi yıllık bir elemandır. Belki son zamanlarda başka konularda şikâyetçi olarak hoşgörü kredinizi doldurmuşsunuzdur. Bu durumdan sizden başka rahatsız olan kimse var mı? 4. Davranış kasıtlı mı, yoksa masum mu? Bunu sizi karşısına almak için kasıtlı olarak mı yaptığını düşünüyorsunuz, yoksa bu şefkatli bir muhabbet ifadesi mi? 5. Bu durum değişebilir mi? Kişi davranışını değiştirebilecek durumda mı? Size değişik davranmaya açık mı? Belki de, bu kişi size kendi adınızla hitap edebilirdi (zaten adınız yakanızda asılı), ama bütün yetişkin yaşamı boyunca kadınlara hep tatlım diye hitap etmeye alışmıştır ve bunu değiştirmek için şimdi bir neden görememektedir. Belki şöyle düşünüyordur: “Ben böyleyim. Beğenmiyorsan, sen bilirsin.” Bir keresinde bir duvar yazısında şunları okumuştum: “Hiçbir zaman bir domuza şarkı söylemeyi öğretmeye kalkışmayın. Hem vaktinizi boşa harcamış, hem de domuzu
Sayfa 191·Kitabı okudu
“Tanrı bize; değiştirilmesi mümkün olmayan şeyleri sükûnetle kabul etme inayetini, değiştirilmesi gereken şeyleri değiştirme cesaretini ve ikisini birbirinden ayırt edebilme bilgeliğini bağışlamıştır.” - REINHOLD NIEBUHR
Sayfa 190·Kitabı okudu
“Hayatta öğrenmesi en zor şey, hangi köprüden geçmek hangi köprüyü yakmak gerektiğine karar verebilmektir.” - DAVID RUSSELL
Sayfa 189·Kitabı okudu