İrem

9/10
·214 syf.··
2025 159. kitabı
Kurtuluş Savaşı'nın o büyük ruhu; cepheye yırtık kıyafetlerle giden askerin, günlerce aç kalmasına rağmen elindeki ekmeği askerine veren, evlatsız, kocasız, babasız kalan ama ille de vatan diye o halkın ruhu ile neden savaştığını bilmeden savaşan ve içten içe düşmanı destekleyen anlayışsız, sevgisiz, insanlıktan uzak bu halkın ruhu aynı mıdır? Bu gerçeği görmek, en azından böyle bir gerçekliğin var olduğunu bilmek o dönemin ruhunu sevenler için kitabı sarsıcı hale getiriyor. Benim için de öyle oldu. Kitabı ilk okuduğumda lisedeydim, içeriğin realizmi o kadar çarpıcıydı ki kitabı okurken anlatılanlardan rahatsızlık duymuş okuma eylemini yalnızca okuma olarak bırakıp okuduklarımın üzerine düşünmemiştim. Bu yüzden o zamanlar kitabı okumamış olduğumu varsaydım ve yeniden başladım. Bu sefer Yakup Kadri'yi çok daha iyi tanıyan, tarih okumalarında daha iyi bir noktaya gelmiş bir okuyucu olarak okudum. O dönem Anadolu köylüsünün Kurtuluş Savaşını milli mücadele ruhuyla değil, ne yaptığını bilmeden askere çağrıldığı için gönülsüzce giden Türklük bilinci ve vatan sevgisi gelişmemiş insanlar olduğunu düşünüp bu çarpıcı gerçekle sarsılmıştım. Şimdi yine benzer duyguları yaşadım ama bu sefer içindeki öz eleştiriyi daha net görebildim. Bence kitaba en büyük değeri bu öz eleştiri ekliyordu. Anadolu insanca düşünmekten, sevmekten, anlamaktan uzak; yalnızca vatanını değil, sevme adına yapılan tüm eylemlerin güzelliğinden uzak. Fakat bu uzaklık bir noktadan sonra yazarın gözünde yalnızca bunu yaşayanların değil, onları eğitmeyenlerin de suçu olarak görülüyor. Bu kısım eseri "Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?" felsefesinden ayrılan bir noktaya götürüyor. Yakup Kadri aslında eserde kendinin de içinde bulunduğu Türk aydınına ve halkı uzun yıllar boyunca eğitimsiz bırakan sisteme eleştiride
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
Reklam
8/10
·152 syf.··
2025 137. kitabı
Hayvan Çiftliği herkesin listesinde olan, artık tavsiyeye ihtiyaç duymayan bir kitap. Buna rağmen bu kitabı okumayı uzun zaman erteledim, arkadaşım kitabı elime tutuşturmasaydı uzun zaman daha erteleyecektim, biliyorum. Batı kültürünün Sovyetlere ve Sovyet insanına bakışı beni her zaman rahatsız etmiştir. Bu kitapta da aynı bakışı görüp rahatsız olacağımı düşünüyordum ama yazarın düzeni değil, bu düzeni kendi çıkarına göre değiştiren unsurları anlatması beni çok etkiledi. Eserdeki sembolizmin anlatıma eklediği tat da eseri bambaşka bir noktaya taşıyor. Anti-Stalinist bir bakışla okumama rağmen acımasız olduğunu düşündüğüm yerler vardı. Elbette tek başına bir fikir ve eleştiri kitabı olarak değerlendirilmemeli (mesela Troçki'nin durumu dönem içinde çok boyutlu olarak ele alınmalı) ama genel olarak o dönemde Sovyetlerde neler olduğunu anlamak açısından eğlenceli ve anlaşılır bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,4bin okunma
7/10
·283 syf.··
2025 141. kitabı
Eser Tolstoy'un Kafkasya deneyimlerinden yola çıkarak bölgenin doğasını, insanlarını ve onların yaşam tarzlarını anlatıyor. Kazaklar, Tolstoy'un edebi kariyerinin erken dönemlerinde yazdığı eserlerden biri olduğu için yazarın yetkin eserleriyle kıyaslamadan okunması gerektiğini düşünüyorum. Tolstoy'un son eserine kadar onun dilinden aldığım tadı bu eserde de aldım. Yalnızca bir sayfasını okusam yine Tolstoy'un yazdığını rahatlıkla bulabilirdim, demek istediğim şey karakteristik Tolstoy üslubu eserde varlığını koruyor ama ilk dönem farkı da rahatlıkla hissediliyor. Eserde genellikle toplumsal ilişkiler, kişisel onur ve ahlaki ikilemler, Rus insanının gözünde medeniyetsiz dağlılar olarak yer etmiş Kafkas insanının yaşamı ele alınıyor. Bana bir noktadan sonra tamamen anı kitabı izlenimi verse de (eserde genç bir Rus asilzadenin Kafkaslara gelişi ve burada Kazaklarla geçirdiği zamanda yaşadığı içsel değişimler işleniyor) anlatım kurgu karakterler üzerinden ileriyor. Kısaca Tolstoy, bu eseriyle okuyucularına o dönem Rusya'sının sosyal yapısına ve Kafkas halklarının yaşamına dair değerli bir bakış açısı sunuyor. Kitap üzerine söylemek istediğim şeyler bitmedi ama hem gerisini blog yazıma saklıyorum hem de Rus edebiyatına derinlemesine girmek istemeyenleri sıkmamak adına burada bırakıyorum.
KazaklarLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 20165,3bin okunma
8/10
·280 syf.··
2025 53. kitabı
Eserde, genç ve yakışıklı Dorian Gray'in portresine onun kendi isteği üzerine yüklenen lanet ve bu lanet üzerinden toplumun ahlak, güzellik ve ruha bakışı anlatılıyor. Yazar kişinin yaptığı kötülüklerin onun yüzünde de iz bırakacağına inanıyor. Yaptığı her kötülükte portresi değişirken kendi masumluğunu, güzelliğini ve gençliğini koruyan Dorian'ın ruhu kirlenirken bedensel görünümünü koruması ve bundan güç alarak hiçbir zaman suçluluk hissetmeyişi bize insanın günaha ve ahlaka bakışını da sorgulatıyor. Kısaca eserde genel olarak dış güzellik ve gençlik saplantısı, ahlak, suçluluk ve özbenlik üzerindeki derin sorgulamaları ön plana çıkıyor. Yazarın özellikle dönemin üst sınıfının iki yüzlülüğü üzerinden toplumsal ve ahlaki normları sorgulamasını sevdim ama karakterlerin, özellikle Lord Henry'nin diyalogu monologa çeviren bitmeyen konuşmaları okuma zevkimi epey düşürdü. Kitaptaki sembolizm, dönem eleştirileri ve verilmek istenen mesajdan dolayı belki böyle konuşmalar gerekliydi ama çoğu yerde felsefi düşüncelerini de sürükleyici bir üslupla aktarabilen Dostoyevski akıcılığı ya da vermek istediği mesajı bir cümlede vurucu ama sade bir dille veren Çehov hızı aradım. Bu açıdan kitap benim için biraz durağandı. Elbette bu Wilde'in yazın kimliği ve onu başka yazarlarla kıyaslayarak okumak da çok yanlış. Ben henüz yazarı tanımadığım ve üslubuna alışamadığım için bocaladığımı düşünüyorum. Bu bocalamayı saymazsak güzel bir kitaptı.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,1bin okunma
Harika bir kitap!
10/10
·192 syf.··
2025 125. kitabı
Eserde Hitit ve Mısır medeniyetlerin zengin tarihi Kadeş Antlaşması dönemini kapsayacak şekilde masalsı bir anlatım ile ele alınıyor. Tarihi karakterler ve olaylar belgelere sadık şekilde canlandırılırken yazarın karakterin yaşayışının anlatımındaki ustalığı esere harika bir öyküleyici yön ekliyor. Dönemi, dönem insanını, kitaplarda okuduğumuz bu insanların korkularını, heyecanlarını hatta mimiklerini onlara şahit olurcasına okumak beni çok etkiledi. Kitabı okumadan önce birkaç yorumda kitabın çok güzel olmadığına dair eleştiriler görmüştüm. Bu yüzden başlangıçta beklentim çok düşüktü. Antik dönem her zaman ilgi çekmiştir, bu dönem içinde özellikle Hitit ve Mısır medeniyetleri hakkında okuma ve izlemeler yapmak hobilerimden biri. Kitaba dair en büyük eleştiri sebebi bence bu, yani okuyucudan ön bilgi ve hazırlık süreci istiyor oluşuydu. Bu hazırbulunuşluğa sahip olunca yaşanılan okuma zevkini tarif etmek zor. Son zamanlarda doyamadım dediğim ve yüksek zevk aldığım nadir kitaplardandı ama ön bilgi olmadan okunduğunda kitap isim ve olay yığını, karmaşık bir esere dönüşebilir. Bu yüzden okuyacaklara ilk önerim iki medeniyet hakkında araştırma yaptıktan sonra okumaları. Ön bilgiye sahip okurlar içinse fazla söze gerek yok, kaçırmayın.))
Anitta'nın LanetiMahfi Eğilmez · Remzi Kitabevi · 2006309 okunma
Reklam