İrem

7/10
·108 syf.··
2025 106. kitabı
Eser, sakin ve lüks bir yaşam sürdürdüğü evinden koparılıp kendini birdenbire kuzeyin acımasız doğasında bulan köpek Buck'ın hayatta kalma mücadelesi ve içgüdülerinin ortaya çıkışını anlatılıyor. Jack London doğa-kültür çatışmasını vurgulamaktan hoşlanan bir yazar. Bu kitapta da canlıların içgüdüsel doğası ile modern medeniyetin yapaylığı arasında bir çatışma olduğunu görüyoruz. London'ın dili karakterle kolay empati kurulabilecek bir özelliğe sahip fakat bu dil asla ağır söz sanatları yüklü, zorlama ve acındırmak için çaba harcanmış bir dil değil. Betimlemeler, akıcılık ve zorlanmadan özdeşim kurdurma bence yazarın en belirgin özelliklerinden. Kısaca zevkli ve güzel bir kitaptı. Elbette bu eseri beğenenlere Beyaz Diş'i de tavsiye ederim.
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·134 syf.··
2025 118. kitabı
Hüseyin Rahmi'ye konuyu ele alış bakımından Türk edebiyatının Gogol'ü diyebilir miyiz? Belki biraz zorlama olur, sonuçta üslupları çok farklı ama iki yazarın da toplumsal eleştiriyi mizahla ve olağanüstü olaylarla birlikte vermesi onları ortak bir paydada buluşturuyor. Hüseyin Rahmi hem toplumu hem de kişileri eleştirmekten kaçınmayan bir yazar. Günlük hayatında da son derece titiz, zor beğenen ve çok eleştiren bir insan. Titizlik hastalığı olduğu için evinden fazla çıkmadığını Halit Ziya'nın anılarında okumuştuk. Her Hüseyin Rahmi okuyuşumda toplumun dışlanmış kesimini evinden çıkmadan nasıl bu kadar iyi biliyor diye sorgularım. Bu eserde sokağın en sokak yüzü dediğimiz bu kişiler yok ama Efsuncu Baba'da gördüğümüz hurafeler ve batıl inançlar eleştirisi burada da var. Süt Kardeşler filminin çıkış noktası ve filmdeki Gulyabani karakteri bu kitaptan alınmış ve eser edebiyatımızın ilk korku romanı olma özelliğine sahip. Uyanık birkaç insanın servet sahibi olma hırsıyla insanların korkularını ve batıl inançlarını kullanmasını kısmen ağır, çoğunlukla eğlenceli dille anlatan zevkli bir eser. Mutlaka öneririm. :)
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
8/10
·192 syf.··
2025 105. kitabı
Eser, yaşlı bir ormanın içinde gizlenen sırları, doğanın büyülü atmosferini, bu atmosferin içinde çıkarcı, dediğim dedik bir insan ve aynı karakterde bir rüzgarın para hırsı uğruna yapabileceklerini anlatıyor. Eser birçok açıdan bana Tolstoy'un Efendi ile Uşağı eserini çağrıştırdı. Bu açıdan çok güzeldi ayrıca kitabı okurken kendimi adeta bu ormanda geziniyormuş gibi hissettim. Yazarın fantastik unsurları ve sembolizmi kullanış şekli de gerçekten ilgi çekiciydi. Yazarın kelimeleri özenle seçişi ve betimlemeleri okuru hikayenin içine sürükleyen etkileyici bir atmosfer yaratıyor. Bu dilin gücü tatlı bir heyecan ve merak duygusunu birleştirerek beni kitabın içine hapsetti. Kitabın olumlu ve olumsuz yönlerinden bahsedecek olursak, beni en çok etkileyen şeylerin başında Buzzati'nin yaratıcılığı ve hayal gücü geliyor. Karakterlerin derinlikleri ve hikayenin sürpriz dolu ilerleyişi gerçekten müthişti. Ancak bazı okurlar için kitaptaki sembolizm ve fantastik unsurlar karmaşık veya anlaşılması güç olabilir. Kısaca keyifli, anlamlı ve okunmaya hak eden bir eser. Konusu basit gibi görünse de üstüne düşünüldüğünde ortaya çıkan derinlik çok anlamlı.
Yaşlı Ormanın GizemiDino Buzzati · Timaş Yayınları · 2019526 okunma
10/10
·490 syf.··
2025 122. kitabı
Eser, Anton Çehov'un farklı dönemlerde kaleme aldığı öykülerinden oluşuyor. Çehov'u tanıyan okurlar bilir ki yazarımız hayatının bir dönemini derin bir yoksulluk içinde geçirmiş ve öğrencilik yıllarında "Çehonte" takma adı ile para kazanmak için öyküler yazmıştır. Çehov, bu öykülerinin çoğunun niteliksiz olduğunu ve kendi eserleri içinde sayılmaması gerektiğini söylese de günümüzde bu öyküler de toplu öyküler içinde veriliyor. Bu yüzden çoğu derleme öykü kitaplarında kalite bakımından bir dalgalanma görülüyor. Öykülerin konusu genel olarak insan ilişkileri, aşk, hayal kırıklığı, toplumun karmaşıklığı gibi temalar üzerine kurulu. Elbette keyifli, klasik Çehov tarzı anlatımı da es geçmemek gerekir. (Sıradan insanların hayatlarına odaklanırken tam kararında betim ve ayrıntılar, nokta atışı karakter analizleri) Gogol'ün tatlı anlatım tarzı olmasaydı sanırım en sevdiğim yazar Çehov olurdu. Onun insan doğasının karmaşıklığını anlama yeteneği incelikli anlatımı yeteneği ile birleşince beni benden alıyor. Yalnız bu eser üzerinden değil, genel olarak Çehov'un karakter analizleri ve insan psikolojisine olan hakimiyeti gerçekten çok etkileyici. Dili bu kadar sade ve gereksiz ayrıntıdan uzak kullanırken öyküyü bu kadar canlı ve hayal edilebilir anlatmak da yine yazarın en etkilendiğim özelliklerinden biri. Kitaptaki bazı öyküler, hikaye başlamadan bitmiş gibi hissettirse de bunların sayıca azlığı yüzünden bu öyküler gözüme çok batmıyor. Kısaca "Çehov ve öykü"... Övmek için başka bir söze ihtiyaç yok aslında.
Mutlu SonAnton Çehov · İletişim Yayınları · 2019214 okunma
7/10
·192 syf.··
2025 134. kitabı
İnceleme yazıp yazmama konusunda kararsız kaldığım bir eser. Kitap benim için öyle arada ki... Anayurt Oteli'nde bulduğum ve bana tat veren sancılı krizi burada da buldum ama bu sefer tat almak yerine karakteri eleştirmeye başladım. Empati sürecinden uzaklaştıkça kitap benim için olumsuz bir noktaya gitmeye başladı. Buna rağmen kitabın sonunu, giriş ve gelişmeden daha iyi buldum. Bence Aylak Adam kolay sindirilebilen bir eser değil. Bazen olay akışı belirsizleşiyor, bazen okura yeteri kadar empati unsuru verilmediği için okur kitabın dünyasından çıkıyor. Benim kitaba dair yaşadığım en büyük sorun buydu. Karakterin bir şeyleri eleştirdiğini, kendi varoluşunu başkalarının alışkanlıkarını eleştirerek ve onlardan uzaklaşarak yücelttiğini anlıyorum. Bunun nedenini de açıkça görüyorum ama yine de bir şeyler havada kalıyor. Tüm kötü özelliklerine rağmen (Anayurt Oteli) Zebercet ile kurduğum bağı Bay C. ile kuramadım. Yazarın yalnızlık temasını işlemesini seviyorum, bu yönünü bir kez daha görmek hoşuma gitti. Tek başına bu durum benim için okunmaya değer midir? Evet ama beklediğimi bulamadığım bir kitap oldu. Son olarak, kitap belki bundan elli sene önce çok daha değerlidir ama şimdi "Issız Adam" temasının sıklıkla işlendiği popüler kültürün içinde tema olarak sıradan kaldığını düşünüyorum.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma