İrem

7/10
·216 syf.··
2025 178. kitabı
Kitap en kısa ifade ile idealist, kuvayimilliyeci bir öğretmenin gerici zihniyetle mücadelesini anlatıyor. Başlarda konuyu ilgi çekici bulsam da roman ilerledikçe altı doldurulmadan ilerleyen bir kurgu olarak düşünmeye başladım. Köy ahalisinin en baştan beri Aliye'ye olan olumsuz tutumunu kısmen gerekçelendirilmiş buldum ama ilerde bu büyüyen kinin gerekçesisin yeterince açıklanmadığını düşünüyorum. Bu da kitaba fazla romantik bir hava vermiş. Yani iyiler her zaman iyidir, kötüler her zaman kötüdür. Bu net ayrımdan hoşlanmadım Aliye iyilik yaptığında bile ondan nefret etmeleri ve bu nefretin basitçe kötü oldukları için imajıyla verilmesi hoşuma gitmedi. Çoğu yerde Aliye'nin daha sert çıkmasını ve kitabın daha realist bir çizgiye geçmesini bekledim. Toparlamak gerekirse kuvayimilliye düşmanlarının zihniyetini ve nasıl destek bulduğunu anlamak için okunabilir fakat benim için çoğu açıdan mükemmel olamayacak kadar yüzeysel kalmış bir eser.
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
Gogol için ortaya bir eser çıkarmak kolaydı, içinde o güç vardı ama eleştiriyi göğüsleyecek enerjisi yoktu. Takma isimle yazdığı eserlerini ya yakıyor ya da kitapçılardan topluyordu. Bu nedenle bizim elimizdeki ilk eseri aslında ilk değildir. Dikanda eserinde benim için ilk göze çarpan şey Gogol'ün kaynak olarak Slav paganizmini kullanması. Halk arasında anlatılan hikayeler genç Gogol'ün mizahı ile tatlı bir eser halini alıyor. Satır aralarında yetkin Gogol'ün eleştiri ayak izlerini de görmek mümkün ama bu daha çok Ukraynalı bir adamın Ukrayna - Rus kıyası olarak kalıyor. Kitap Gogol'ün kendine has tarzıyla; okuruyla konuşan yarı Gogol karakteri ile başlar ve Gogol bu tarzı son eserine kadar korur. Bu konuşma halini o kadar çok seviyorum ki onunla konuştuğumu hissetmek bile onu okumak için başlı başına bir sebep benim için. Gogol, hakkında yazmak istediğim sayfalarca şey var. Ona dair çeviri notlarımdan, ruhundan, realizm öncülüğünden bahsetmek istiyorum ama kitap önerisi için bu satırları okuyan dostları sıkmamak adına kendimi zapt ederek toparlıyorum) Güzel ve eğlenceli bir eser, Gogol'ün gelişimini görmek, kafa dağtmak isteyenlere ve Slav paganizmini sevenlere mutlaka tavsiye ederim. Ayrıca burada bahsedilen konuyu Gogol film üçlemesinde de izleyebilirsiniz. Harika filmlerdir.
Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam ToplantılarıNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018892 okunma
9/10
·83 syf.··
2025 10. kitabı
Kitabı okurken başlangıçta sadece satranç konusunda yetkinliği olan diğer alanlarda tamamen yetersiz görülen bir dünya şampiyonunun iç dünyasına gireceğimi sanmıştım. Doktor B.'nin esere dahil olması, psikolojik işkenceler ve faşizmin insan ruhundaki yıkıcılığı benim için beklenmedik bir gelişme oldu. Önceleri çocuksu bir sabırsızlıkla "Hadi ama satranç maçı ne zaman başlayacak, anıları ne zaman bitecek?" dedim. Sonra ise Doktor B'nin anılarından kopmak istemedim, bazen yavaş yavaş ve bazı cümlelerin üstünden giderek okudum. Bir insanı böylesine psikolojik olarak betimlemek mümkün müydü, mutlaka kendi hayatından izler taşıyordu, bir yerlerde kendini anlatıyordu düşünceleri aklımdan çıkmadı. Bana göre satranç oyunu her iki karakter için "kurtuluş" olarak ele alınmıştı. Czentovic; neredeyse aptal kabul edilen bir insandı. (Çok ağır çalışan beyni, en basit ders konularını bile içinde tutabilecek güçten yoksundu. /s.3) Onun için satranç bir nevi aptallıktan kaçıp başarıya ulaşma kurtuluşuydu. Doktor B. içinse uzun uzun yazıp henüz kitabı okumamış okurların heyecanını söndürmek istemem. Onun için de bir kurtuluştu. Czentovic için bir gelir ve hırs kaynağı olan özenilmemiş basit kurtuluş, Doktor B. için hiçlikten kaçıştı ve tamamen hak edilmiş bir kurtuluştu. Bu eser aynı zamanda yazarın ölmeden önce kaleme aldığı son eser olma özelliğini taşıyor. Bunu bilerek okuduğum zaman aklımda şu düşünce uyandı. Zweig, fiziksel bir işkence görmemişti, tıpkı Doktor B. gibi ama Doktor B. bize fiziksel işkencenin daha tercih edilebilir olduğunu anlatıyordu. Zweig belki de bize intihar etmeden önce içinde bulunduğu hiçliği Doktor B. üzerinden anlatıyordu. Gerek bu açıdan gerekse yazardan bağımsız olarak, her şekilde okunması ve üzerine düşünülmesi gereken bir eser.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma
7/10
Kitap bir masalcının ağzından bir turist çiftin bütün bir ahaliyi davranış ve görüntüleriyle etkisinde bırakmasını anlatıyor. Kimileri büyüleyici güzel bulurken kimileri onların başka bir alemden geldiğini, sırlı olduğunu düşünüyor. Kitabın beğendiğim tarafı okuyanı Fas'a alıp götürmesi çok etkileyici. Masalcının anlatımı çok güzel ve aslında basit bir olaya böyle esrarengiz hava verilerek anlatılması da beni heyecanlandırdı. Betimlemeler, diyaloglar, felsefeye varan düşünceler çok güzel gerçekten. Beğenmediğim tarafı ise bu kadar çok görgü tanığına ya da olaya karışana gerek var mıydı emin değilim. Daha az olsa daha güzel olurdu diye düşünüyorum. Bölümler arasında gerçekten kopukluklar var neden şimdi konudan sapıp geçmişe gitti ki dediğim çok oldu. Bir de bu eleştirim yazardan ziyade kitabın basımına, çok fazla yabancı kelime vardı ama bu kelimleler * işareti konularak sayfanın altına konulmak yerine kitabın sonuna konulmuştu. Devamlı kitap sonuna gitmek kitabın büyüsünü bozabiliyor bazen. Masala, Fas'a ve güzel betimlemelere ilgi duyan okurların seveceğini düşünüyorum.
Marakeş'in MasalcısıJoydeep Roy Bhattacharya · Sayfa 6 · 201252 okunma
10/10
·510 syf.··
2025 177. kitabı
Sabbah'ın fedailerini ölüme nasıl böylesine ikna ettiği, onlar için kurduğu yalan cennet ve dönemin olayları şahane bir kurgu ile anlatılmış. Bu yüzden Alamut'u anlatan kitaplar içinde en masalsı olarak bu kitabı görüyorum. Sonrasında araya kitap sokmaksızın Semerkant'ın okunmasını tavsiye ederim. Bu kitabın bıraktığı betim izlerinin üstüne Semerkant adeta bir yapboz parçası gibi yakışıyor ve tamamlıyor.
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma