9/10
·100 syf.··
2026 56. kitabı
ilk bakışta çocuk kitabı gibi duruyor ama aslında yetişkinlerin biraz canını acıtan, biraz da içini yumuşatan bir hikâye. Bir çocuğun gözünden dünyayı izliyoruz ama her sayfada “biz ne ara bu kadar karmaşık olduk?” sorusu kafaya çakılıyor. Küçük Prens’in gezegenden gezegene yaptığı yolculuklar aslında insan tipleriyle yüzleşme gibi: güç peşinde koşan kral, yalnızlıktan kaçan içici, sürekli sahip olmak isteyen iş adamı… Her biri biraz tanıdık, biraz rahatsız edici. En vurucu tarafı ise Küçük Prens’in o saf bakışı. O, yetişkinlerin “mantık” diye savunduğu şeylerin çoğunu anlamıyor çünkü aslında gereksiz buluyor. Ve kitap ilerledikçe fark ediyorsun ki belki de haklı. Tilki kısmı ayrı bir yer ediyor insanda: “Evcilleştirmek” meselesi… Bağ kurmanın sorumluluk getirdiğini, ama aynı zamanda hayatı anlamlı kıldığını çok sade bir dille anlatıyor. O sahne bitince hafif bir boşluk kalıyor zaten. Sonu da öyle “büyük olay” gibi değil ama duygusu ağır. Sessiz bir vedası var kitabın. Kısacası: kısa, basit gibi ama içinde insanı büyüten bir şey var. Bir kez değil, farklı yaşlarda tekrar okunması gereken kitaplardan.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Hece Yayınları · 2015279,7bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2026 13. kitabı
Uşaqlığımızın ən böyük xəyallarından biri oxuduğumuz hekayənin, izlədiyimiz cizgi filminin içinə girmək idi, elə deyil? Və ya həyətdə oynadığımız zamanlar, qaydaları özümüzün qoyduğu, reallığın itdiyi o anlar... ​Sürrealizmin və absurdun dünyasına xoş gəldiniz. ​Bu kitabda gerçəklik və xəyal aləmi bir-biri ilə harmonik bir ahəng təşkil edir. Ən maraqlısı isə budur ki, bunu yaşayanlar hər gün, hər an görə biləcəyimiz sıradan insanlardır. ​Kimisi Neo kimi Leo olur, bəzisi lənətlənir, amma bundan istifadə edir; kimisi isə intiharın üç fərqli versiyasını təqdim edir... Kitab da dediyi kimi : "Onsuz da gerçək çox sürreal deyilmiş kimi" ​Bu arada, kitabdakı sosial və dini metaforalar çox güclü, həm də olduqca gözəldir.
Divardakı YarıqRamiz Qaralov · Teas Press · 20254 okunma
Reklam
Jessica Peterson dan Cash incelemesi
9/10
·416 syf.··
2026 59. kitabı
Yeni bir kitap ile geldim CashCash Bu aralar Kovboy kitaplarına fazla mı ilgi olduğundan ne? Bu ay içerisinde bir sürü kovboy kitabı çıktı. Ve ben bu türü seven biri olaraktan yetişemiyorum kitaplara. Serinin adı Lucky River Ranch. 5-6 erkek kardeş var hepsi de kovboy işi ile ilgileniyor. Kardeşlerin en büyüğü Cash. Adından anlaşılacağı üzere biz bu kitap da Cash'ın hikayesini okuyoruz. Ve aynı zamanda Cash ve diğer kardeşlerinin işlettiği çiftliğin sahibinin kızının hikâyesini okuyoruz. Çiftliğin sahibinin ölmesi ile tek kızı olan Mollie'ye miras kalıyor bu çiftlik. Ama bazı farklı şartlar var bu mirası alabilmek için. Hikayemiz böyle başlıyor. Arka Kapağı: Mollie Luck'ın hayalleri suya düştü... Babamla yıllardır konuşmuyorduk. Ancak tek çocuğu ben olduğum için vefatından sonra devasa çiftliğinin bana kalacak olması şaşırılacak bir durum değildi. Şaşırdığım şey ise koyduğu şarttı. Mirası alabilmem için tam bir yıl boyunca çiftlikte yaşayıp orayı yönetmem gerekiyordu. Altı yaşımdan beri nüfusu bin olan o küçük kasabaya adımımı atmamıştım. Kovboy diyarına geri dönmek asla hayallerim arasında yer almasa da şirketime gereken maddi desteği sağlamak için mirasın şartlarını yerine getirmem gerekiyordu. Planımı altüst eden tek bir engel vardı: Çiftliğin huysuz ustabaşı, Cash Rivers. Her ne kadar mükemmel gözüküyor olsa da bu aksi adam beni burada istemiyordu. İlk görüşte birimizden hoşlanmamıştık. Onu ânında kovmayı düşünsem de, bu işlerde maharetli olduğu için bana çiftlik işlerini öğretmesine ihtiyacım vardı. Geceleri yıldızların altında yaptığımız sohbetler, kasabanın barında ettiğimiz danslar... Her şey öylesine güzel hissettiriyordu ki çiftlikteki bu hayata âşık olmaya başlıyordum. Hatta belki ona da... Dedikleri gibi, kovboylar sadece atları değil kalpleri de
CashJessica Peterson · Artemis Yayınları · 202645 okunma
Önünüze çıkan fırsatlara boş verin, iyi olduğunuz konuda çalışın.
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2025 123. kitabı
Ahmet Şerif İzgören, Lider, yönetici ve sistem lideri arasındaki farkları net bir şekilde ortaya koyuyor. Kitapta güçlü kurumların tesadüfen değil, doğru yapılandırılmış süreçlerle oluştuğu ifade ediyor. Güçlü kişilik özelliklerinin, Üstün yönetsel becerilerin, Etkin İK yönetiminin Yüksek kurumsal güce nasıl ulaştırdığını aktarıyor. Güvene dayalı ilişkilerin iş hayatındaki belirleyici rolünü özellikle ön plana çıkarıyor. Yazar, güvenilmeyen kişilerle uzun vadeli başarı sağlanamayacağını açıkça ifade ediyor. Aynı zamanda yetkinin tek elde toplanmasının verimliliği düşürdüğünü ve sistemi zorladığını anlatıyor. Yetki devrinin hem yöneticiyi rahatlattığı hem de organizasyonu güçlendirdiğini vurguluyor. HER KEZ = HERKES formülü çok dikkat çekiciydi.
Alıntı
İş Yaşamında 100 KanguruAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 20231,323 okunma
10/10
·224 syf.··
2026 98. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:04
İçim çekildi okurken, birkaç kere bırakmayı düşündüm, hatta bırakıp arkama bakmadan kaçmayı.. ama her seferinde, yine elime almış yine okurken buldum kendimi. Bu kitap pedofili üzerine yazılmış müthiş etkileyici bir kitap. Bölümler arası geçiş, çoklu anlatıcı, anlatıcıların olayları kendi açısından anlatması, her birinin aslında belki de ne olduğunu ya da neden olduğunu anlayamadıkları ve çözemedikleri ya da bilseler bile, nasıl yapacaklarını nasıl yaşayacaklarını bilemedikleri yaşamları var. ‘Taciz’, ‘istismar’ sözcüklerinin arkasında saklanan, aslında çocuğun tüm hayatını altüst eden ve belki de bir daha doğru dürüst yaşayamammasına sebep olan ‘tecavüz’ü anlatıyor bu kitap. Ama Menekşe Toprak müthiş bir iş yapmış, nefret ede ede,iğrene iğrene ama elinizden bırakamadığınız bir kitap ortaya çıkarmış. Bu kitabın sonunda ana karakterimiz, sanki iyileşme yolunu bulmuş, belki hayatını yaşamaya başlayabilmiş gibi. Umarım tüm pedofili kurbanları, hayatlarını düzene sokabilir ve yaşamaya başlayabilirler .. 
PeriMenekşe Toprak · Doğan Kitap · 202643 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 39. kitabı
Bizi Biz Yapanları, Şehirlerin Gürültüsünde Ne Ara Unuttuk? Bugün size, sayfalarını gözyaşlarıyla kapattığım, kalbimi tam on ikiden vuran çok özel bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Büyük şehirlerin o bitmek bilmeyen keşmekeşinde, plazaların, metroların, koşturmacaların arasında neleri kaybettiğimizi hiç düşündünüz mü? Ben bu kitabı okurken kendimi çok derin bir sorgulamanın içinde buldum. Hikaye bizi 1970’lerin İspanyası’na, taşranın o saf ve duru atmosferine götürüyor. Kitapta küçük bir çocuğun, Curro’nun büyüme yolculuğuna eşlik ediyoruz. Annesi Mercedes, idealist bir öğretmen; okulda, iş güç arasında çocuklarına yetişmeye çalışırken evdeki o büyük boşluğu doldurması için köylü bir kadını, Emérita’yı (namıdiğer Emé’yi) yanlarına alıyor. Emé okuma yazma bilmeyen, sessiz, kendi halinde bir kadın... Ama Curro’nun çocukluk hafızasının mimarı, yaralarını saran, ona dünyanın en saf sevgisini sunan ikinci bir anneye dönüşüyor. İşte can alıcı nokta tam burada başlıyor: Curro büyüdükçe, şehir hayatına karışıp modern dünyanın koşturmacasına kapıldıkça, arkasında bıraktığı köklerini ve kendisini sessizce büyüten bu koca yürekli kadını ne kadar ihmal ettiğini görmeye başlıyoruz. Aslında yazarın anlattığı şey; tamamen bizim, hepimizin hikayesi... Modern hayatın hızına kapılıp giderken, bizi biz yapan o sessiz fedakarlıklara karşı fark etmeden sergilediğimiz o görünmez “nankörlük”. Okurken durup durup kendi geçmişime, çocukluğuma, hayatımdaki “o insanlara” baktım. İçimde bir yerler hem çok acıdı hem de şefkatle sarıldı. Eğer sadece bir hikaye okumak değil; ruhunuza dokunacak, sizi kendinizle yüzleştirecek ve bittiğinde sevdiklerinize daha sıkı sarılmanızı sağlayacak bir başucu kitabı arıyorsanız, “Nankörler” kesinlikle o okuyun.
NankörlerPedro Simón · İnkılâp Kitabevi · 202612 okunma
Reklam
Reklam