Hevesle peşine düştüğümüz her şey -sevgi, iş, iman- yetişkinliğe ulaştığımızda sırtımızda ağır bir yüke dönüşür.
Edebiyat
Bazen insanlar size yardım teklif ettiklerinde, o Allah tarafindan sizin duanıza bir cevap olarak gelmis olabilir. Eger biri size is teklif ediyorsa ve siz de "Yok yok, ben bu iyiliği kabul edemem diyorsanız, sorarım size, niçin Allah' in iyiliğinden yüz çeviriyorsunuz? Hazreti Musa sizden çok daha kemal sahibiydi. Ancak utanmadı ve "Yok yok, o gönüllülük icabıydi, ben bir şey beklemiyorum demedi. Başka hiç kimseden bir sey beklemedi evet, yalnız Allah'tan bekledi. Allah, yoluna insanları çıkardığında onları elinin tersiyle itmedi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Fakat söyleyecek bir şeyim yoksa ve sadece film yapma isteği duyuyorsam, o filmi yapmam. Yapacak bir şeyimin olmadığı duygusunu taşıyorsam, cesaret sahibi olmak, en önce gelen şeydir benim için. Sinema yönetmenliği çok tahrik edici bir iştir. Fena halde tahrik edici, tehlikeli ve saplantıya dönüşecek bir iş. Eğer söyleyecek bir şeyiniz yoksa, kendinize karşı dürüst olmaya çalışın ve film yapmayın.
Sayfa 176 - Agora Kitaplığı, 1. Baskı
Acceptance on the shore
-"An' I— well, being with you has been so much fun... I might just be subatitute fer Hikaru but— you've done so much fer me. I love you, Yoshiki. I don't know what this feelin' is, if it's romantic love or platonic love. But no matter what, that's how I feel."—Hikaru
Harika bir hayatım olmuştu, ne yazık ki yaşarken yeterince tadını çıkaramamıştım. Hep üzerinden zaman geçtikten sonra ya da iş işten geçtikten sonra kıymetini bildim. Şimdi her günün tadını çıkarıyordum. Bunun için de etrafımda şükredecek neyim var sorusunu kendime soruyordum. Görmek, duymak, elimi ayağımı kullanmak gibi kulağa basit gelen şeyler için bile teşekkür ediyordum. Bu tavır benim hayatımı ve hayata bakışımı değiştirdi. Mutluluğun anahtarının bu olduğunu anladım. Kimine züğürt tesellisi olabilirken benim için mutlu bir hayat yaşamanın yol göstericisi oldu. O yüzden hep gülüyordum hep mutluydum. Ben sebebini bilirken çokbilmişler bilmiyordu. Bilmek işlerine gelmiyordu... Deli gömleğini çıkardıkları bir anda soyunup geriye dönmeye niyet ettim. Gözlerimi açtığımda kendimi tanıdık evimde sandığın karşısında yatarken buldum. Yeniden kendim olmak keyifliydi. Her deneyim bana içimde var olan gizli kalmış bir kişiyi ya da kişiliği ortaya çıkarıyordu. Bunların her birini hatta bir tanesini yaşamak benim elimde miydi diye düşünmeden edemiyordum. Seçim yapmakta özgürüz, hür irademiz var derken bu nereye kadar geçerliydi? Yaşadığım yeri, ailemi ve yaşayacağım hayatı ben seçme özgürlüğüne sahipsem bu seçimi ne zaman yapıyordum? Neden yaşadığım yani seçtiğim hayatın tadını çıkarmak yerine başka hayatlara bakıp iç çekiyordum? Yaş almak yaşlanmak demek değildi. Tam aksine dersini almış, öğrenmiş, hayat yolunda yol kat etmiş biri demek oluyordu. Yine de kalan sorulara cevaplar bulmaya niyetliydim. Yanıt varsa bulacaktım elbet...
Sayfa 141·Kitabı okuyor
Duygusal olan kaybeder
“Kişisel duygular politika, resmi kararlar ya da iş anlaşmalarına karıştırılmamalı.”
Sayfa 80 - İthaki Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı