9/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2025 134. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 03:05
Yakın tarih Türkiye okumaları yaparken biraz da komşu ülkelere ve Türk soydaşlarımızın da tarihine bakmak lazım. Tarihi okurken, tarihi şekillendiren şahsiyetlerin, kahramanların, siyasetçilerin ve düşünürlerin de hayatını okumayı seviyorum. Çocukluğumda dedemden birçok kez Ebülfez Elçibey'i övdüğünü duymuştum. Oldum olası bilge, dürüst, çalışkan, cefakar, yaşadığı toplum için dertlenen, önderlik yapan, acılar çekmiş liderlere hayranlık duyarım. Aliya İzzetbegoviç, Şeyh Şamil, Şamil Basayev, Ebülfez Elçibey bu coğrafyada büyük mücadeleler vermiş, kendi toplumlarının özgürlük mücadelesinde büyük rol almış ve temellerini atmış kişiler. Kızının yazdığı bu kısa ama dolu dolu biyografide onun aile hayatını, çocukluğunu, yetiştiği Azerbaycan'ı, eğitim hayatını ve siyasi mücadelesini okuyoruz. 1992 yılında seçimle işbaşına gelen ilk Cumhurbaşkanı oldu. 90.000 kişilik Rus ordusunu Azerbaycan topraklarından çıkardı. Azeri Türkçesini resmi dil yaptı. Modern, laik ve çağdaş kurumlar kurmaya başladı. Eğitim sistemini yatırım yaptı. Ekonomik kalkınma için Bakü-Ceyhan boru hattı projesini hayata geçirmeye çalıştı. Ebülfez Elçibey politikaları Rusya için ve bölgedeki dengeler için tehlike arz ediyordu. Bu yüzden bir darbe girişimi sonrası Cumhurbaşkanlığı Haydar Aliyev tarafından gasp edildi. Halbuki Elçibey, yeni devleti kurarken şu cümleyi kurmuştu. "Öyle bir alt yapı oluşturulmalı ki, hem cumhurbaşkanını koruyabilsin hem de cumhurbaşkanı haddini aşıp diktatöre dönüşmek istediğinde onun önüne geçilebilsin. Bu hükümetin alfabesidir..." Aliyev hanedanlığının nasıl kurulduğunu şimdi daha iyi anlayabiliriz. Babadan oğula geçen bir sistem oluştu Azerbaycan'da. Muhalefet bastırıldı. Petrol gelirlerinden kaynaklı zenginleşen bir aile var. Maalesef buna benzer bir yapıyı Türkiye'de de
Biyografi
Ebülfez ElçibeyÇilenay Samedbeyli · Ötüken Neşriyat · 202249 okunma
Osmanlı'nın son dönemi
10/10
·354 syf.··
2025 82. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 12:14
Giriş: Değişim ve Kriz Yüzyılına Bakış Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi, büyük bir siyasi, ekonomik ve sosyal dönüşümün yaşandığı, krizlerle dolu bir çağdır. Bir zamanlar üç kıtaya yayılan imparatorluk, iç ve dış gelişmeler karşısında eski gücünü yitirmiş, toprak kayıpları ve ekonomik çöküşle yüzleşmiştir. Bu zorlu süreçte, devleti kurtarmak için köklü reform çabalarına girişilmiş, anayasal düzen denemeleri yapılmış, ancak girilen savaşlar ve artan dış müdahaleler imparatorluğun çöküşünü hızlandırmıştır. Bu çöküş, nihayetinde bir ulusal direnişin doğuşuna zemin hazırlamıştır. Bu rehberin amacı, bu karmaşık dönemi anlamak için gereken altı temel kavramı (Tanzimat, Meşrutiyet, Kapitülasyonlar, Düyunu Umumiye, Mondros Mütarekesi ve Kuvayımilliye) basit ve anlaşılır bir dille açıklamaktır. -------------------------------------------------------------------------------- 1. Yenilenme Arayışları: Tanzimat Fermanı Tanzimat Nedir? Osmanlıca çoğul bir sözcük olan Tanzimat, "düzenlemeler" anlamındadır. Ancak düzenlemelerin ayrıntılarına inildiğinde, bu bir "yeniden yapılanma" olarak da değerlendirilebilir. Bu dönemde ya tümden yeni kurum, kuruluş ve yasalara yönelinmiş ya da eskilerinin yanına yenilerinin yerleştirilmesine çalışılmıştır. Tanzimat'ın Temel Özellikleri Tanzimat dönemindeki yenilikler, Osmanlı devlet yapısını ve toplumunu kökten değiştirmeyi amaçlayan beş ana alanda yoğunlaşmıştır: * Yeni Örgütlenmeler: İmparatorluk merkezinde Divan-ı Hümayun gibi geleneksel yönetim birimlerinden, modern Bakanlıklar düzenine geçilmiştir. İç yönetimde eyalet sisteminden vilayetlere geçiş yapılmış, ayrıca şer'i mahkemelerin dışında Danıştay (Şûray-ı Devlet) ve Yargıtay (Temyiz Mahkemesi) gibi modern yüksek yargı organları oluşturulmuştur. * Yeni Yasalar: Şeriat hükümleri
Tarih
Türk Devrim Tarihi (1. Kitap)Şerafettin Turan · Bilgi Yayınevi · 200490 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hitler Almanyasına bütüncül bir bakış...
10/10
·336 syf.··
2025 31. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2025 16:41
Bence Nazi Almanyasını merak eden herkesin okuması gereken başucu kitaplardan biri bu kitap. Hitler ve Nazi imparatorluğunun popüler kültürde ya da filmlerde anlatıldığı gibi olmadığını ilk bu kitap sayesinde fark ettim. Örneğin Hitler, hepimizin sandığının aksine, her zaman bir Yahudi düşmanı değildi, hatta Birinci Dünya Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıklardan dolayı Hitler'i Demir Haç'a layık gösteren kişi bir Yahudiydi. Hitler'in Yahudi düşmanlığı zamanla ortaya çıkmış ve radikalleşmiş bir düşünceydi. Nazilere dair bir diğer klişe ise Hitler'in seçimle işbaşına geldiği yanılgısı. Hitler, seçimlerde hiçbir zaman %37,5'ten fazla oy alamadı, yani seçimlerde başarısız oldu. Onun iktidara gelişi, demokratik sistemin açıklarından faydalanması ve dönemin otoritelerinin Hitler'i ciddiye almamasının bir sonucuydu. Ayrıca daha öncesinde Hitler, başarısız bir darbe yapıp hapis bile yatmıştı( Birahane Darbesi ). Yani Hitler demokrasiyle iktidara falan gelmedi. Bunların dışında kitapta, Nazi propagandalarının Alman toplumunun beynini nasıl yıkadığını ve tüm bunlara rağmen hala Nazilere karşı olan muhaliflerin ve direniş örgütlerinin faaliyetlerini de görebilirsiniz. Hitler ve onun çok hızlı yükselip yine aynı hızla çöken Nazi imparatorluğunun kapsamlı bir tarihini okumak isteyenler için muazzam bir kitap. En önemlisi ise kitabın objektif oluşu... Kitap, Nazilerin yaptıkları zulümler ve Yahudi katliamlarını anlatırken Nazi Almanyasının işsizlik sorununu çözerek nasıl işçilerin güvenini kazandığını da belirtiyor.
Nazi Almanyası TarihiAlan E. Steinweis · Kronik Kitap · 202519 okunma
9/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2025 00:00
Kitap Sokrates’in bir yere davet edilmesi ve oraya gidip sohbet etmesi üzerinedir. 1. Kitap İlk başta yaşlılıkla ilgili sohbet edilir. Sokrates: “yaşını başını almış adamlarla sohbet etmeyi severim, dedim; neden dersen, bizim de belki geçeceğimiz yoldan çoktan geçmiş onlar. Onlardan öğrenebiliriz bu yolun nasıl olduğunu: İnişli çıkışlı mı, düzayak ve rahat mı?” Kephalos: “biz yaşlılar ara sıra toplanır konuşuruz. Bir araya geldik mi çoğumuz ağlaşır durur. Kimi, gençliğin zevklerini, aşkı, şarabı, cümbüşleri, daha nice nice şeyleri yana yakıla anlatır, dert yanar. Yaşamak oydu, şimdi yaşamıyoruz artık, der. Kimi de, kocadığından ötürü yakınlarının kendilerine kötü davrandıklarından, yaşlılık yüzünden neler çektiklerinden dem vurur. Ama bana öyle gelir ki yakınmalarının asıl sebebi bunlar değil Sokrates. Bütün bunlar yaşlılık yüzünden olsaydı, ben de, ben yaşta olan herkes de aynı dertlere düşerdik. Oysa ki, hiç de böyle dertlenmeyen birçok ihtiyarlar bilirim. Bir gün şair Sophokles'leydim. Biri geldi sordu ona: "Aşkla aran nasıl? Hâlâ kadınlarla düşüp kalkıyor musun?" Sophokles: "Bırak canım sen de," dedi, "bu işten kurtulduğuma bilsen ne kadar seviniyorum. Deli ve belalı bir efendinin elinden kurtulmuş gibiyim." Sophokles'in bu sözünü beğenmiştim o zaman. Yine de beğeniyorum. Gerçekten, ihtiyarlık bu bakımdan kurtuluş sayılır. İstekler, hırslar gevşeyince insan rahatlar, Sophokles'in dediği gibi zırdeli bir zorbanın elinden yakasını sıyırmış olur. Yaşlıların yakınlarından çektiklerine gelince Sokrates, bunların da sebebi ihtiyarlık değil, insanların kendi huyudur. Ölçülü, uysal olana ihtiyarlık dert olmaz. Öyle olmayana ise gençlik de bela olur, ihtiyarlık da.” Yani isteklerin bitmesini bir özgürlük olarak görür ve eğlence, cinsellik hasreti çekeni de yaşlılıktan
DevletPlaton (Eflatun) · İş Bankası Kültür Yayınları · 200832,9bin okunma
İlliberal Demokrasilerin Yükselişi
Puan vermedi·
Eseri anlamada ve okuma öncesi fikir edinme hususunda yeterli düzeyde fikir vereceğini düşündüğüm için kitabın editörü Prof. Dr. Meral Öztoprak Sağır'ın Ön Sözü ile kitap arka kapağını paylaşıyorum. Kitabı/yazarı takibe almama sebep, 2022 yılında gerçekleşen "Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı" konuşmacısı Deniz Ülke hocamızın "Uluslararası Siyaset Duvarında Gölge Oyunu" adıyla metne dönüştürülmüş çalışmadır. İşin asıl ilginç yanı ise bütün dünyada son 15 yıldır demokrasilerde yaşanan gerilemeye Zakaria'nın 90'lı yılların sonunda çok çarpıcı argümanlarla işaret etmiş olması. Yani "İlliberal Demokrasilerin Yükselişi"ni çok önceden öngörmek mümkün olsa da görünen o ki önlem almak mümkün olamamış. Belki de uçak türbülansa girmeden önce yapılmış projeksiyonların incelemesi sırasında bir çıkış yolu bulunabilir. İyi okumalar.... "Günümüzde demokrasi evrensel bir değer olarak yükselmiş bulunuyor. Demokrasi kavramının fetişleştirilmesine varan bir ideolojik bombardıman, onun serinkanlı değerlendirilmesinin en büyük engeli olurken, ilkelerinin, içeriğinin ve biçiminin uygulamalardan yola çıkılarak ne olduğu, ne olması gerektiği ve ne olabileceğini tartışmayı da güçleştiriyor. Günümüzün yaygın demokrasi anlayışının ideolojik bir zafer ilan etmiş liberalizmle olan akrabalığı, demokrasinin açmazlarına yaklaşımda alternatif düşüncelere -örneğin 20. yüzyıla damga vurmuş Marksist bakış açısına- kendini kapattığı için demokrasinin sorunlarına çözüm arayışları kısır kalıyor. Demokrasiye -liberal demokrasiye- güven yaygınken demokratik kurumlara güvenin azalması, demokratik seçimlerle anti-demokratik yönetimlerin seçilme olasılığı, yönetimlerin demokratik taleplere duyarlılığı oranında sistemin etkisizleşmesi ya da temsil edilebilirlikle yönetilebilirlik arasındaki karşıtlık
Özgürlüğün GeleceğiFareed Zakaria · Kırmızı Yayınları · 201415 okunma
9/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2024 265. kitabı
Abdülkadir Üdeh / İslâm Şeriatı. Tercüme Akif Nuri Karcıoğlu. 1907’de Mısır’da doğdu. 1930’da Kahire Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra savcılık ve hakimlik yaptı. Daha sonra kuruluş yıllarından itibaren Müslüman Kardeşlerde yer aldı. Burada “İrşad Heyeti”ne seçildi. 2. Kral Faruk tahttan indirildikten sonra yeni Mısır anayasasını hazırlamak üzere kurulan komisyonda üyelik yaptı. Komisyon çalışmaları sırasında hürriyetleri savunan ve anayasanın İslami esaslara dayandırılmasını isteyen tavırlarıyla dikkat çekti. General Necib’in hürriyetçi subaylar (ed-dubbatu ‘l-Ahrar) tarafından işbaşından uzaklaştırılmasına tepki olarak başlayan halk gösterilerinde faal rol oynadı. Müslüman Kardeşler ile Cemal Abdunnasır ve taraftarları arasındaki ilişkileri yürüttü ise de bu hususta başarılı olamadı. Tam tersine olumsuz sonuçlanan görüşmelerin peşinden Cemal Abdunnasır, Müslüman Kardeşleri kapatma kararı aldı. Cemal Abdünnasır ile Müslüman Kardeşlerin ilişkilerinin tekrar açılması için görüşmelere devam etti. General Necib’in tekrar işbaşına dönmesini destekleyen gösterilerde yer aldığı gerekçesi ile Abdünnasır ile arası iyice açıldı ve ilişkiler koptu. Bu arada Abdülkadir Udeh’e Müslüman Kardeşler tarafından, Abdünnasır’ın İngiltere ile imzaladığı antlaşmayı inceleme görevi verildi. Udeh, bölgede İngiliz ve Amerikan menfaatlerini öncelediği ve koruduğu, bölgeyi büyük bir savaş ve kargaşaya sürükleyeceği gerekçesiyle anlaşmaya karşı olumsuz bir rapor hazırladı. Bu rapor Abdünnasır ile Müslüman Kardeşler arasındaki uçurumun büyümesinde önemli bir rol oynamıştır. Müslüman Kardeşlerdeki işine daha çok zaman ayırabilmek için resmi görevinden istifa ederek avukatlığa başladı. Bu arada 1953 yılında Libya’ya anayasa hazırlamak üzere çağrıldı. Kasım 1954’te Abdunnasır’a karşı
İslam ŞeriatıAbdulkâdir Ûdeh · Nur Yayınları · 19694 okunma