1000Kitap Logosu

İşçi arılar

SENA YEŞİL
bir alıntı ekledi.
“Medeniyeti karmakarışık bir mezbahaya çevirdiniz. Kör baktınız ve aç gözlü davrandınız. Meclis salonlarında asla utanmadan ayağa kalkıp (bugün kalktığınız gibi), çocukların, küçücük çocukların emeği olmadan kâr elde etmenin mümkün olmadığını ilan ettiniz. Benim sözümle yetinmeyin. Tümü sizin aleyhinize tutanaklarda kayıtlı. Geceleri rahat uyumak için hoş ve boş ideallerle ve kendi sevimli ahlak kurallarınızı üreterek vicdanınızı teskin ettiniz. Güç ve varlıkla tıka basa dolup patlayacak hale geldiniz ve başarı sarhoşusunuz; petekteki balların etrafına kümelenen erkek arıların, saltanatlarını bitirmek için üzerlerine çullanan işçi arılar karşısında ne kadar kurtulma umutları varsa, sizin de bizim karşımızda o kadar umudunuz olabilir“
Jack London
Sayfa 79 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
4
Veli Bulutbeyaz
bir alıntı ekledi.
"Yönetimde başarılı olamadınız. Uygarlığı mezbahaya çevirdiniz. Kör ve doymak bilmez kişilersiniz siz... Tatlı idaeller ve hoş bir maneviyatla vicdanınızın sesini susturdunuz. İktidarınız ve sahip olduklarınızla şiştiniz, başarınızdan sarhoş oldunuz. Ama artık bize karşı, işçi arılar o şişkin varlıklarına son vermek için üzerlerine atılınca kovanda toplaşan asalak arılardan fazla umudunuz yok. Toplumu yönetemediniz ve yönetim sizden alınacak."
Jack London
Sayfa 79 - İş Bankası Kültür Yayınları
Binlerce gözü olan mu’cize: Arılar
Binlerce gözü olduğunu ve bu şekilde olmasındaki hikmeti hiç sorguladınız mı? Göremedikleri renkler var mıdır? Arıların gözlerinden Risale-i Nur pasajları eşliğinde nasıl ibret alabiliriz? Bu ve benzeri soruları yazımızda incelemeye çalışacağız. Muhtemelen arıyı düşündüğünüzde bariz görünen iki gözünün dışında var olan diğer gözlere dikkat etmemişizdir. Arılar 5 göze sahiptir. Birleşik göz adı verilen iki tanesini çoğumuz bilir. Bilemediğimiz ise bu gözlerin aslında binlerce gözden oluştuğudur. “Ommatidia” adı verilen bu gözler, kraliçe arıda 3000, işçi arıda 4000, erkek arıda ise 8000’den fazla basit gözün birleşmesinden meydana gelir. Bu binlerce göz birleşik görünse de her biri birbirinden ayrı göz gibi hareket eder. Kafalarının üzerinde de üç basit gözleri bulunur. Ne işe yaradıkları tam olarak bilinmemekle beraber ışığın şiddetinin ölçülmesinde kullanıldığı tahmin edilmektedir. Arı gözleri insan gözüyle mukayese edildiğinde bazı üstün özelliklere sahiptir. Ultraviyole ışınlarını görebilir ve ışığın polarizasyonunu ayrıştırabilir. Arılar 1/300 saniyeyle ayrılmış hareketleri algılayabilirler. İnsanlar ise yalnızca saniyenin 1 / 50’si ile ayrılmış hareketleri algılayabilirler. Bu mukayeseden sonra Lemaat’taki şu pasajı hatırlayalım: “Görmez misin: Gözümüz arımisal olmuştur. Kâinat bostanıdır, her tarafta çiçekler. Her çiçek de veriyor ona bir âb-ı leziz. Hem ünsiyet, teselli, tahabbübü veriyor. O da alır getirir, şehd-i şahadet yapar. Balda bir bal akıtır o esrarengiz şehbaz. 1 Demek ki gözümüzü arıların vazifesini düşünmeye sarf etsek ibret alacak çok sayıda tabloyla karşılaşırız. Nasıl ki her çiçek arıya lezzet verip bal yapmasına vesile oluyor. Aynen öyle de insan da dostluğu, teselliyi ve sevgiyi kâinattaki her mevcudata bakarak leziz bal hükmünde olan tevhide götüren tefekkürünü yapmalıdır. Bunun için arımisal gözünü bakmak için değil, görmek(!) için kullanmalıdır. Bunun da ancak iman nuru ile mümkün olduğunu Bediüzzaman şu şekilde ifade ediyor: “Gözleri üzerinde de hakkı görmelerine mani bir perde vardır.” (Bakara Sûresi, 2:7) Bu cümle ile rü’yete, yani göze ait büyük bir nimet-i basariyenin küfürle kaybolduğuna işaret edilmiştir. Zira, gözün nuru, nur-i imanla ışıklanırsa ve kavîleşirse, bütün kâinat gül ve reyhanlarla müzeyyen bir Cennet şeklinde görünür. Gözün gözbebeği de, bal arısı gibi, bütün kâinat safhalarında menkuş gül ve çiçek gibi delillerinden, bürhanlarından alacağı ibret, fikret, ünsiyet gibi usare ve şıralarından vicdanda o tatlı imanlı balları yapar.” 2 Gözümüzü bal arısı gibi veriliş maksadına uygun kullandığımızda Cennetvari bir hayata “Merhaba!” diyoruz. Aklımızı, fikrimizi kâinattaki ince ince işlenmiş nebatata verdiğimizde ibret, tefekkür ve dostluk şıralarının vicdanımızda oluşturacağı tatlı iman ballarına kavuşmuş olacağız. Yedikçe iştahımız, imanımız, sevabımız, lezzetimiz katbekat artacaktır… O halde yapılacak bellidir: Gözü verene gözümüzü satmak! Bu satışın kârları Risale-i Nur’da şu şekilde özetlenir: “Eğer gözü, gözün Sâni-i Basîr’ine satsan ve O’nun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan, o zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir mütalâacısı ve şu âlemdeki mu’cizât-ı sanat-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu küre-i arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar. 3 Büyük kâinat kitabını etraflıca düşünmek, Rabbimizin sanat mu’cizelerini tefekkürvari seyre dalmak, mübarek olarak anılmak ve derecemizin yükselmesi paha biçilmez kazanımlardır. En ihmal edilen ibadetlerin başında gelen tefekkürün sadece göz üzerindeki tesiratı azim bir ubudiyetin kapılarını açıyor. Bu kapıdan içeri girme dâvetine kayıtsız kalmamak elzemdir vesselâm… Dipnotlar: 1- Sözler. 2- İşaratü’l-İ’caz-s. 119. 3- Sözler, s. 5.
1
12