Bir deliler evinin yalan yanlış anlatılan kısa tarihi, ben ona kısaca deliler evi diyorum. Kitapta bahsedilen deliler evi bir akıl hastanesi ve kitabın kahramanı da aynı zamanda yine aynı akıl hastanesi. Bir yerde okumuştum kitap toplamda 378 karakterden oluşuyormuş ben başlarda her karakteri yazmaya ve aklımda yutmaya çalıştım ama baktım ki bu bir delilik her iki sayfada bir yeni karakter giriyor baş edemeyeceğimi anladım ve vazgeçtim. Bahsedilen kişiler bir şekilde olay örgüsünde yolları kesişiyor. Hikayelerin akışı ve birleşimi güzel olsa da kitabın isli,sisli,pis havasından ziyade Ayfer Tunç için beyninin incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Nasıl bunca karakter yaratıp onlara hikayelerle süsleyebildin ? Nasıl aklında tutabildin bunca yalan yanlış hikayeyi Amacın ne ? bizim aklımız bize zor yetiyor neden zorluyorsun bizi ? Tavsiye eder miyim ya da bu kitabı birine hediye eder miyim bilmiyorum. Delirmeye yüz tutmuş birine destek olmak istiyorsam belki evet :)
Kitap, mektuplarla başlıyor ve 4-5 mektuptan sonra asıl hikayeye geçen yapısıyla yavaş yavaş merak duygusuna sürüklüyor.
Frankenstein, her ne kadar tek suçunun ilmin peşinden fütursuzca gitmek olduğunu düşünse de, yarattığı varlığı sevgisiz ve ilgisiz bırakması, asıl trajedinin temelini oluşturuyor. Düşünce becerisi gelişmemiş, dünyayı tanımayan bir canlıyı yalnızlığa mahkum etmek, onun gözünde bir hatadan çok bir sorumluluk kaçışı. Bu durum, günümüzde bazı ebeveynlerin bilerek veya bilmeyerek “yarattıkları canavarlar” metaforunu çağrıştırtırdı bende.
Eserde bir diğer dikkat çekici nokta, Amerikan sinemasında sıkça gördüğümüz “yarattığın şey bir gün dünyanın sonunu getirecek” düşüncesinin erken bir edebi örneği olması. Yazarımız, bilimin sınırlarını aşma hevesinin, insanın kendi sonunu hazırlayabilme ihtimalini anımsattı.
Sonuç olarak Frankenstein bana göre sadece bir korku ya da bilimkurgu klasiği değil; insanın yaratma arzusu, sorumluluk bilinci üzerine evrensel bir sorgulama kitabı olmuş. Nitekim tavsiyemdir, okuyunuz.
Yaşar Kemal’in masalsı anlatımıyla kaleme aldığı politik bir eser. Kitapta, güçlü ve kibirli Filler Sultanı ile küçük ama zeki karıncalar arasındaki çatışma üzerinden adaletsizlik, direnç ve halkın gücü anlatır. Karıncaların öncüsü olan Kırmızı Sakallı Topal Karınca, umudu, aklı ve örgütlenmeyi temsil eder. Hikâye, büyük görünen gücün aslında dayanaksız olduğunu ve birlikte hareket eden küçüklerin tarih yazabileceğini gösterir. 1984’ten ,Hayvan Çiftliği’nden ve bilimum diğer pek çok distopya-fabl türünde ilk akla gelen kitaplardan daha çok okunmayı hak eden bir eser olduğunu düşünüyorum. Nitekim Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca Yaşar Kemal hayranlığımın bir kat daha artmasına vesile oldu.
Kitaba bir yere kadar dayanabildim. Kitap sevgi dilinden çok uzak , eğitim üzerine dayatmalar üzerine yazılmış. Bir annenin yavrusu ağlarken onu boş ve karanlık odaya kapatması , isteklerini görmezden gelmesi belki onu eğitebilir ama onu mutlu bir bebek yapmaz. Eğer sosyal hizmetler kurumunda memur olmak istiyorsanız ve ona sevgiden bağımsız itaat etme misyonu yüklemek istiyorsanız okuyabilirsiniz. Yarım bıraktığım ender kitaplardan… Pişman değilim.
ÉmileJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20223,545 okunma
Distopya mı yoksa günümüz gerçeklerinin laciverti mi karar veremediğim bir kitap oldu.
Kitapta dünyayı etkileyen hastalık kısırlık ile ülkelerin yok olma noktasına gelmesi üzerine , ABD’de sözde din adamlarının devrim yapması ve yarattıkları yeni dünya düzenini anlatıyor. Bu yeni dünyanın adı Gilead. Gliead’da kısırlıkla başa çıkmak için damızlık kız eğitim okulları kuruluyor. Bu eğitimleri veren Teyze lakaplı kadınlar… Damızlık kızlara ayinlerle her ay tecavüz ediliyor. Tecavüzü sözde ayinlerle uygulanabilir hale getiren kocasının hizmetine sunan yine kadınlar... Hepsi ülke bekâsı , Allah’ın emri olduğuna inanıyor ve inandırılıyorlar ( yalan).
Kitap korkunç bir distopya , karanlık , kasvetli ama aynı zamanda çılgınca.
Ben önce kitabını okudum sonra kitaptan uyarlama “The Handmaid's Tale” adlı dizisini izledim. İlk kez önce dizisini izleyip sonra kitabını okumayı tercih ederdim. Ancak izlemeden önce sadece 1. Sezonunun , kitabını kapsadığını diğer sezonların senaristin kurgusu olduğunu bilmenizde fayda var. Aynı yazarın 2019 yılında basılan “Ahitler” kitabı Damızlık kızın öyküsünün devamı niteliğinde. İlgilenenler şu taraftan lütfen… Ahitler