(…) “Charles:
-Bizim hanım öyle şeylerden hoşlanmaz, dedi; ona kaç kez biraz jimnastik yapması söylenildi ama odasına kapanıp kitap okumayı tercih ediyor.
Léon:
- Ben de öyleyimdir, dedi; akşam rüzgâr pencereye vurur lamba yanarken ateşin başına oturup bir kitap açmaktan daha tatlı ne var ki?
Emma, iri iri kara gözlerini ona dikerek:
— Değil mi?.. dedi.
Léon devam ediyordu:
- İnsan bir şey düşünmez, saatler akıp geçer. Hiç kımıldamaksızın görür gibi olduğunuz ülkelerde dolaşırsınız; düşünceniz hayalle sarmaş dolaş olarak ayrıntılar içinde oynar, yahut serüvenlerin çevresini izler, şahıslara karışır; onların elbiseleri altında kendi kalbiniz çarpıyor sanırsınız.
Emma:
- Çok doğru!.. Çok doğru!.. diyordu.
Léon:
- Bilmem size de hiç oldu mu?.. Bazen insan bir kitapta kendisinin de aklından geçmiş bir fikre, ta derinden hatıra gelen silinmiş bir hayale rast gelir ki bu, en ince hissinizi anlatıyor sanırsınız.”