“Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan.Simurg’u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl;böcekleri,kuşları,çiçekleri ve tepeleri seyret.Bırak dünyanın haritasını yapmayı!Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy.Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam dünyanın kendisini hiç görebilir mi?”
Gerçek yalnızlık her insanı korkutur.Buna karşılık yalnız kalmaktan korkmak bir insandan diğerine farklılık gösterir. Kimi insan için bozkırın sonsuzluğunu seyretmek bile ürkütücü duyguların yaşanmasına neden olurken,bir diğeri için doğa ile baş başa kalmak doyurucu bir yaşantıdır…
İnsan bir zaman tüketicisidir. Üstelik bize ayrılan bu zaman oldukça sınırlıdır da. Ama yine de çoğumuz yapmak istediklerimizi sonsuza dek zamanımız varmışçasına erteleriz. Yaşamımız boyunca yitirdiğimiz bazı şeyleri yeniden elde edebilir ya da yerine başka şeyler koyabiliriz. Ama tükettiğimiz zamanı asla!
Her insanın bir başkası için sonsuz bir muamma oluşu üzerinde düşünülmesi gereken muazzam bir hakikattir…zira ben henüz tek sayfasını okumuşken kitabın aniden kapanacağı çoktan yazılmıştır. yüzeyinde ışıklar oynaşırken suyun sonsuza dek donmasına hükmedilmiştir bense kıyıda öylece kalakalmaya mahkumum…