İçinizi donduran öyküler...
“Lire” dergisi tarafından “Geleceğin 50 Yazarı” arasında gösterilen ve 90’lı yıllardan bu yana edebiyatın farklı türlerinde eserler veren Aslı Erdoğan'ın 2010 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazandığı öykü kitabı Taş Bina ve Diğerleri dört öykü ve bir epilogdan oluşmaktadır. Oldukça uzun bir öykü olan Taş Bina ise; Başlangıç, İnsanlar, Taşlar, Düşler, Kahkaha, Öyküler ve Sonlar diye bölümlere ayrılmıştır.
Taş Bina ve Diğerleri, şiddet ve işkence içeren, insanlık acılarını barındıran öykülerden oluşmaktadır. Tahta Kuşlar ve Mahpus isimli öyküler her ne kadar kadın öyküleri gibi dursa da yine de kitabın temasıyla bütünlük oluşturmaktadır.
İlk öykü olan Sabah Ziyaretçisi'nde; göçmenler yurdunda (taş binada) kalan ve cinsiyeti belirsiz anlatıcının, geçmişi, sıkışmışlığı, yalnızlığı ve umutsuzluğu anlatılıyor.
İkinci Öykü Tahta Kuşlar'da; farklı ülkelerde işkence görmüş, hapishanelerin (taş binaların) soğuk ve nemli hücrelerinde hastalanmış ve T. şehrindeki bir sanatoryumda (taş binada) ortak bir kaderle biraraya gelmiş kadınların ilişkileri, beklentileri, hissettikleri ve umutları anlatılıyor.
Üçüncü öykü Mahpus'ta; hamile bir kadının, hapishanedeki (taş binadaki) sevgilisini birkaç dakika görmek için verdiği uğraşı ve içinde bulunduğu yalnızlığı anlatılıyor.
Ve son öykü Taş Bina da ise; çok sayıda karakterin taş binayla ilişkileri, geçmişleri, gördükleri şiddet ve işkenceleri ile bugünleri anlatılıyor. Anlatıcı bazen kadın, bazen erkek oluyor ve giderek cinsiyetsizleşiyor. Çok sesli ve karışık bir anlatımın söz konusu olduğu öyküde, tekil ve çoğul anlatımların da kullanıldığını görüyoruz.
Belirgin ve bilinen A. karakteri dışında, öyküde kim olduğu anlaşılamayan başka karakterler de çıkıyor karşımıza. Bir kadın, hırsız bir çocuk ve arkadaşı,