Hint mitolojisi ile süslenmiş eşsiz bir kurgu
10/10
·584 syf.·
2019 200. kitabı
Vaovv demek istiyorum sadece. Kesinlikle berbat çeviriye kurban giden müthiş bir kitaptı. Sarışın Vampir ne Allah aşkına? Nereden aklınıza geldi demek istemiyorum, maalesef direkt aklına geleni yazdı çevirmen falan ama adıyla, arka kapağıyla, ön kapağıyla görünen görünmeyen tarafıyla alakasız bir seri. Asla klişe değil. Hint mitolojisi buram buram her yerinde. Bu da onu klasik vampir kitaplarından ayıran bir nokta. Upuzun bir tarihi kapsayan, geçmişe dair anılarla ve güncel yaşamla harmanlanmış, inanılmaz aksiyonlu bir kitaptı. Vampir dediğine bakmayın, kitapta vampir bir elin parmağını geçmeyecek kadar azdı. Onun dışında ne ararsanız vardı. Engizisyon, cadı avı, dönüştürülmüş et yiyen çocuklar, vampir köpekler, simyacılar, rahipler, tarihi detaylar ve 2000 li yıllara dair her şey. Aşk, acı, kayıp, özlem, güç... Soluksuz okuduğun sahneler oldu. Duygulandığım sahneler oldu. Sita karakterine BAYILDIM. Zekasına, duruşuna, konuşmasına, tarzına. Müthişti. Aksiyon ve fantastiği bir arada sevenler kaçırmamalı. Kısa özet gerekirse. Sita 5000 yaşında bir vampir. Şeytanın doğumuna, tarihe ve medeniyetlerin yükselişine şahit olmuş; kendisine aşık olan canavar tarafından dönüştürülmüş, ailesinden koparılmış ve kayıplarıyla soğuk kanlılık kazanmış bir kız. Tanrı Krişna tarafından insanlar var oldukça dünyada yaşamakla ödüllendirilmiş. Ama bunu ödül olarak görüp görmediğinden pek emin değil. Zira etrafı düşmanlarla çevrili. Bir de yalnızlık onun laneti. Kimi sevse kaybediyor, dostlarının sevdiklerinin ölümü ile yaşamaya alışmış ama Yakşa’nın zoruyla terk etmek zorunda kaldığı küçük kızı Lalita meselesini hiç aşamıyor. Tadamadığı anneliği, kaybettiği kızı büyük yarası. Bu özlemi sonraki kitapta başına büyük belalar açıyor ama konumuz bu değil... Kitap aksiyondan geçilmiyor.
Sarışın Vampir No.1 - İnsani Arzular Ölümcül SonuçlarChristopher Pike · Pegasus Yayınları · 2010268 okunma
10/10
·280 syf.·
2019 40. kitabı
Bu kitabı daha once de okumuştum ama tam tarihi hatırlayamıyorum. Evet sanirim bu yaşanan katliamlar sırasında ben dünyaya daha yeni gelmiştim. Ya kütüphaneden aldim ya da bir arkadaşımdan tam hatırlayamıyorum ama dogdugum yıllarda yaşanan bu acı olayların farkına bu kitabi okudugum zaman vardım. Yeniden okumama rağmen daha kitabin baslarindayken boğazıma bir yumru oturdu ve ilk bölümlerde bile gozyaslarim akmaya başladı. Incelemeleri okuduğumda farkına vardığım şey bir kaç kişi Leyla ya tecavüz edenler arasında müslümanların olmasının ve yine leylayi kurtaranlarin ya da koruma altına alanların sırplar olmasının bilinçli bir düşmanlık ile yapıldığından falan bahsetmiş. Yazarın boyle yazmasını yanı. Bence konu tecavüz edenin kimliği dini önemli değil. Bu kitapta anlatılan tek şey Leyla nın ve diğer kadınların savaştan nasil ve ne kadar etkilendiği. Böyle bir durumda bir insana bu tarz şeyler yapmak ne kimlik tanır ne de başka bir şey. Çünkü gerçekten su günde bile müslümanlar arasında iyi ve kötü insanlar var. Her durumun o kadar çok örneği var ki... yani bu kitaba baktığımızda tecavüzcüler ve işkenceciler arasında müslümanların olması yaşananları değiştirmez. O zamanda yasamak o günleri görmüş olmak, o ortamda bulunmak. Cok fazla acı içeriyor. Tüm bunlardan sonra hayatta kalmak ve yola devam etmek ise büyük başarı. Kitabi beğendim demek ile beğenmedim demek bana cok saçma geliyor. Bir tarih yaşanmış bir savaş. Bizim bilmediğimiz nice gerçekler ve acılar barındıran bir gerçek bu. Leyla benden 15 yaş büyüktü. Nice leylalar.. Ben onların yaşadığı şeyleri okudum. Ama onlar birebir yaşadı bu durumu. Ben okurken göz yaşlarımı tutamadım. Ama o aglayamiyordu bile başına gelenlere.. Söyleyeceklerimi toparlayamıyorum. Çünkü ne denir bilemiyorum.
Edebiyat
LeylaAlexandra Cavelius · Pegasus Yayınları · 20168,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·256 syf.··
2019 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2019 17:19
Ahmet Altan’ın diğer romanlarında da gördüğüm özellik bu romanda da karşımıza çıkıyor. Çok fazla karakter var. Kadro oldukça kalabalık. Anlatım çok gerçekçi. Ben hayvan belgeseli bile izleyemezken kitapta geçen işkence sahneleri beni oldukça zorladı. Yazar her şeyi yaşamış gibi tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiş. Tabi kitabın yasaklanmasında bu sahnelerde bir etken olmuş. Bir kişinin hikayesini okurken aynı hikayede başka bir kişinin hikayesiyle karşılaşıyorsunuz. İlk zamanlar bu biraz yorucu oldu. Ama zamanla kullanılan tarza alışıyorsunuz. Sağ sol çatışması örgütler devrimciler işkence görenler işkenceciler kitapta bir dönemi yansıtan bir çok şey var. Her karakter kendine özgü. Hepsinin bir paydada buluştuğu ortak noktalar yok değil. Bütün karakterlerde birbiriyle bağlantılı. Okuma hızı olarak insanı yoran bir tarzı yok. Ahmet Altan romanlarını okumaya alışık olduğum için beni yormadı. Ama ilk kez okuyacak olanları da pek yaracağını düşünmüyorum. Şimdiden herkese keyifli okumalar.
Sudaki İzAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013877 okunma
8/10
·215 syf.·
2019 15. kitabı
Anısı güzel insana, Reşit' e... Bu kitabın incelemesini sana mektup yazarcasına yapmak istedim ama normal mektuptan farklı olarak zarfa konup pullanmayacak ve görülmüştür mührü basılmayacak... Bunca yıldır cezaevlerindeki işkencelerle ilgili kitap okumadım, film izlemedim, haber detaylarına bakmadım... Hep kaçtım insan onuruna yakışmayan, kainat yıkılıyormuş da insanlık altında kalıyormuşcasına ağır gelen bu suçu-"işkenceyi" tanımaktan... Ama konusunu bilseydim muhtemelen okumayacağım "Sen" romanı da cezaevlerindeki zulmü anlatıyor. Malesef seni de anlatıyor, seni hatırlatıyor. Ve senin gibi binlercesinin yüzkarası alınyazısını tarihe not düşüyor. Mehmed Uzun' un değeri artıyor gözümde, bu karanlığa ışık tutma cesaretine sahip olduğu için. Viran Diyarbakır' ın "en büyük derdi özgürlük ve kendisi olarak yaşamaktır" diyor yazar. 1980 darbesinden sonra Diyarbakır Askeri Cezaevi' nde yaşanananlar da anlatılıyor. "Kendi olmak neden suç?" diye sormadan edemiyor insan. Veya özgürlüğü elinden alınmış olmak yeterli değil mi ki bir de zulüm üstüne zulüm ekleniyor? "Sen" diye hitap edilen kişinin adı geçmiyor kitapta. Bu yüzden bu kitabın kahramanı sensin ve senin gibi birçok mahkumdur. Yıl 2019 olmuş ama seni de hücreye atmışlar dört duvarın kasveti yetmezmiş gibi daha da daraltmışlar o duvarları. Sen de kitaptaki kişi gibi suçunu bilmiyorsun. Hukuken yasal olan ama muhalif olunduğu için suç sayılan çifte standartlı..... Velhasıl "Hayvan Çiftliği" ni aratmayan güzel ülkemizde mahkumsun. Boyun eğmeyen kişiliğinden bir şey eksiltmemişsin. Tutuklanmadan önce bu kitabı okumuş olsaydın belki işine yarardı, belki de okuduğun halde yarayamamıştır bilemiyorum. Kemikleri korumak çok önemliymiş. Kemik ve eklemleri çok seviyor kitaptaki işkenceciler. Olacak iş mi senin yaptığın da
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,774 okunma
8/10
·230 syf.··
Beğendi
·
2019 65. kitabı
İlerde Hep Yalnız Abdullah aren çelik Yazarın ilk romanı,ilk göz ağrı,ilk kitap usul usul ilerliyor.karakterler çok gerçek,mekan diyarbakırın bir yerleşkesi,siyasi cinayetler,işkenceciler,birbirinden farklı öyküler ve aranan bir define.. Dağ,bayır,orman,nehir betimlemeleri tarifleri çok yerinde ve sizi oralara götürüyor. Kitabın ismini çok sevdim ilerde hepimiz yalnız kalacağız bu gerçekliğin acısıyla okudum. Yazın dilini,kalitesini çok ama çok beğendim. Sadece küfüre çok yer verilmesinden rahatsızlık duydum. Gerçi jandarma komutanı,işkenceci sünnetçi,muhtar,berber,imam,tefeci hepsi karanlık karakterler ve hepsi çıkarlarına yönelik davranan figürler ve küfür normal geliyor ,sadece cinsiyetçi küfrün çok olması ,kitapta bile olsa okumak zorunda kalmam hoş değil,gönül isterdi ki dünyada cinsiyetci küfür diye bir şey olmasın. İmam talibin beşiktaş tutkusu,aşkının peşinden diyarbakıra gelmesi,adım adım sokak sokak onu araması ve öyle bir yerde karşılaşmaları muazzam Muhtar alevere ustası 30 yıllık her seçimin galibi,hovarda tefeci karanlık nuriden muzdarip,peşinde azraili nuri,kurtuluşu definecilikte arıyor Berber annesinin küçük yaşta bırakıp gittiği,babasın onu ararken öykülere anlatılara masallara sığınması ve kendisininde anlatıcı olup oğluna da,aşılaması ve berber oğlun kendi hayat hikayesini öğrendiği define yolculuğa çıkmasını yazar öyle güzel bağlamış ki okunası bir eser ortaya çıkmış Sünnetçi sarı mekaplılardan diyarbakır zindanında işkence ile devlet ajanı ve işkenceci oluyor,jandarmanın pay almak için o define yoluna zorla sokuluyor,zengin bir karakter yeşil kod adlı mahmut yıldırımı anımsatıyor. Abdullah Aren Çelik, sözün ve hikâye anlatmanın hâlâ kıymetli olduğunu işaret ediyor. İlerde Hep Yalnız, hikâye anlatma ve dinlemeye teşne karakterleriyle okuru da bu
İlerde Hep YalnızAbdullah Aren Çelik · Everest Yayınları · 202267 okunma
Uçuk Edebiyata Merhaba
9/10
·192 syf.··
2019 6. kitabı
İşkenceye varan fanteziler, fantezileri gerçekleştiren işkenceciler. Sitemin dışında yaşayanları avlayan bir görevli. Mutasyon. Hem de küresel mutasyon. Ve tabii ki aşk. Ama biraz garip. Ve yine fanteziler. İntikam. Ceza. İçsel hesaplaşma. Ve daha niceleri. Öyle bir dünya yaratmış ki Gabino Iglesias en çılgın düşten (veya kabustan) daha delice. Ama durup düşündüğümüz de aslında o kadar da uzak değiliz sanki bu karabasandan.
KarnağızGabino Iglesias  · Ayrıksı Kitap · 201926 okunma