"Tekerleği bulan o zeki, yaratıcı insan soyu, belki de tekerlekten önce işkenceyi icat ediyor. Hayvanlar âleminde böyle bir şey yok; ne içgüdüsel ne bilinçli. Öfkelenebilirler, hırlayabilirler, bir aslan kükrer, bir köpek dişlerini gösterir ama acı çektirmeyi bilmezler, çünkü onu icat etmemişler. İşkence, insanın kötü zekâsının sonucu; bir sanat gibi tasarlanmış, bir bilim gibi mükemmelleştirilmiş, bir zevk gibi kullanılmış. Hayvanlar öldürür, parçalar ama acıyı bir amaç haline getirmez. İnsansa bu dünyada hem mucit, hem kurban hem de cellat. İşkencecinin hedefi, kurbanında, kendine acıma duygusu uyandırmak. Oysa bu korkunç bir tuzak; insan kendini eleştirebilir, üzülebilir, yenilmiş hissedebilir, ama kendine acımak... Hayır, bu olmamalı. İnsan kendine acımalı. İşte işkenceciler bunu ister; ruhunu zayıflatıp seni kendi gölgene bağlamak.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Hayvanlar öldürür, parçalar ama acıyı bir amaç haline getirmez. İnsansa bu dünyada hem mucit, hem kurban hem de cellat. İşkencecinin hedefi, kurbanında, kendine acıma duygusu uyandırmak. Oysa bu korkunç bir tuzak; insan kendini eleştirebilir, üzülebilir, yenilmiş hissedebilir, ama kendine acımak... Hayır, bu olmamalı. İnsan kendine acımamalı. İşte işkenceciler bunu ister; ruhunu zayıflatıp seni kendi gölgene bağlamak.
(Ruhunu zayıflatıp seni kendi gölgene bağlamak)·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Ama bir de gelirse işçi sınıfı başaaa... Gelir de derse ki "...Çekilmiyorum ulan diktatoryasından sınıfımın, temelli kalacağım burada, sıkıysa gel indir beni!" Dizerse karşıya sizi, "evrensel işkenceciler hakkı beyannamesi"ni de çıkararaktan, "Hadi bakayım, başlayın birbirinizi işkencelettirmeye!" diye... Nasııııl? "Ben yaptım sen yapma" diymi? "Bizim günahımız yok, emir kuluyuz biz, bizi yaratan koşulları kaldırın ki ortadan" diye üç buçuk atarsınız diymiii? Emir kuluydunuz da, cümlemiz din kardeşiydik de, hani Allahınızın kitabında, "irade-i cüzzi" ne güne duruyordu haa?
Sayfa 132·Kitabı okudu
Alıntı
* Anonimleştirme, belki de tüm dünyada geçerli tek yönetim şekliydi; seni kendi kimliğinden soyup kalabalığa, o kalabalığın içinde bir yüzsüzlüğe mahkûm ediyordu. Oysa o tekti. * Uzak tanıdıklarınızın yüzü net gelir gözünüzün önüne ama sevdiklerinizin yüzü bir türlü tamamlanamaz. Çünkü gülüşleri, kaş çatışları, yüz ifadeleriyle tanırsınız onları; tek bir sabit resim olarak değil, binlerce anının toplamı olarak. * İşkencecinin hedefi, kurbanında, kendine acıma duygusu uyandırmak. Oysa bu kor-kunç bir tuzak; insan kendini eleştirebilir, üzülebilir, yenilmiş hissedebilir, ama kendine acımak... Hayır, bu olmamalı. Insan kendine acımamalı. İşte işkenceciler bunu ister; ruhunu zayıflatıp seni kendi gölgene bağlamak. * …düzeni sağlamak için demir bir el gerekir. Düzen özgürlükten daha önemlidir. Özgürlük anarşinin kardeşi gibidir. Biri geldiğinde diğeri de peşinden gelir; tıpkı bir fırtınanın peşinden gelen yıkım gibi.
İşkence,insanın kötü zekasının sonucu; bir sanat gibi tasarlanmış,bir bilim gibi mükemmellestirilmis,bir zevk gibi kullanılmış. Hayvanlar öldürür,parçalar ama acıyı bir amaç haline getirmez. İnsansa bu dünyada hem mucit,hem kurban hem de cellat. İşkencecinin hedefi,kurbanında,kendine acıma duygusu uyandırmak. Oysa bu korkunç bir tuzak; insan kendini eleştirebilir,üzülebilir,yenilmiş hissedebilir ama kendine acımak...Hayır,bu olmamalı. Insan kendine acımamalı. İşte işkenceciler bunu ister; ruhunu zayıflatıp seni kendi gölgene bağlamak.
İşte işkenceciler bunu ister; ruhunu zayıflatıp seni kendi gölgene bağlamak.
Sayfa 56·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam