Doğrusu, İtilaf güçleri 2 Ekim'de çekip gitmişlerdi ama onları göndermenin şerefi Selahattin Adil Paşa gibi bir muhalife kalmasın diye resmi tarihte işgalcilerin gidiş tarihi değil, Türk ordusunun İstanbul'a giriş tarihi esas alındı. Bununla da yetinilmedi, Selahattin Adil Paşa'nın adı yalnız İstiklal savaşından değil, 18 mart'ın gerçek kahramanı olduğu Çanakkale zaferi tarihinden bile silindi. Muhafazakâr kesimin Çanakkale anlatımlarında bile kendisinden söz edilmeyişi unutturma işleminin başarıya ulaştığını gösteriyor.
İşte biz de buna TARİH(!) diyorlar Çelebi!
Vahdettin'in Sevri nasıl gördüğünü şu iki cümlesinden net olarak anlıyoruz." Sevr antlaşması musibetlerle dolu bir belgedir. Fakat su üzerine yazılmış bir yazıdır."
Mekke şerifi Hüseyin'in oğlu Kral Abdullah hatıratında Sultan Abdülhamid'i şöyle anmıştır"Bence Abdülhamit'in tahttan indirilmesinden sonra meydana gelen olaylar Kûfe ve Mısırlıların Hz. Osman'a yaptıklarından sonra meydana gelenlere benzer. Hz.Osman nasıl fitne ile Müslümanlar arasında sınır idiyse Abdülhamit de bu çağda insanlarla fitne arasındaki perdeydi. Bu perde yırtılınca fitneler ortaya çıktı."