Giriş Yap
Çiçekler patlarken (07/03/2016)
Bismillah Gelin gülle başlayalım şiire atalara uyarak Baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine... Üstad Sezai Karakoç şiirine gülle başlarken, gülün arkasındaki büyük anlam bahçesine direkt bir vurgu yaparak bize merkezinde, etrafında, çarşısında, düşüncesinde, duygusunda, eyleminde gül olan bir yeri/şeyi işaret eder. Bugün o anlam bahçemiz ateş altında ve ateş içinde. Yeni yüzyıla başlarken büyük yeşil coğrafyamızdaki uyanış/diriliş işaretleri kısa süre içinde yerini kanlı darbeler, iç savaşlar, işgâller, yeryüzüne yayılan mülteci dramlarına bırakmış gibi görünüyor. Bilinen büyük güçler, yüz yıl sonra bölgemizde yeni bir paylaşımla yeni haritalar çizmenin kanlı provalarını yapıyor. Uğursuz ittifaklar, taşeron terör örgütleri, İslami söylem maskesi altında İslamın temel referanslarını cüretle çiğneyen yapılar...Hepsinin ortasındayız, Türkiye’de. Reel politikin bize çizmeye çalıştığı gelecek tasavvuruna bakarsanız beyaz bayrak yükseltmemizi isteyen fısıltılardan, homurtulardan, tehditlerden geçilmiyor. Milletimizin tarihi ile ülkemizde sürekli güncellenen algı operasyonlarının tarihi ise birbiriyle sürekli çelişiyor. Hayat, geçtiğimiz yüzyılda başlamadı. Ama iki dünya savaşı ve bunların gezegendeki sonuçları herkesin mâlumu. 1980’lerde başlayan yerel, bölgesel ve küresel alt/üst oluşların, değişimlerin içinden ise yaşı müsait olanlarla hep birlikte geçtik ve hâlâ daha geçiyoruz. İnsan olduğumuz için bütün bunlara tahammül edebiliyor, yine insan olduğumuz için bunlara bigâne kalabiliyor veya harâb olabiliyoruz. İnsanlık tarihinin bilinen kısmında savaşsız geçen yılların toplamı çok az ve hep az olacak. Şimdi de kanayan, açık bir yaranın içinde gibiyiz. Burası dünya. Reel politik coğrafyaya, insan sayısına, namlulara, savaş uçaklarına, füzelere, tanklara, enerji rezervlerine ve maliyetlere bakıyor. Sistem, dünyayı ve kısa hayatlarımızı reel politik analiz sonuçlarına göre yeniden ‘düzenlemeyi’ seviyor. Düzenledikçe bozulsa da bir şey. Ben de insan kalan yanımla, insan kalabilmeyi sürdürebilmek için göklere, toprağa, sulara ve çiçeklere bakmaya devam ediyorum. Kimi bir çiçeğe bakarak, kimi bir namluya bakarak öğreniyor bazı şeyleri. Emperyal zâlim karşısında beyaz bayrağı yükseltmenin, bir başka bayrağı indirmek olduğunun farkındayım. Katılmadığım şeyler olduğu için şükrediyorum. Çiçekler patladı, bahar yaklaşıyor. A! Evet, burası dün 1. nüshası çıkan bir gazetenin 14. sayfası. Şunlar siyaset, bunlar ekonomi, şunlar da spor ve magazin. Hoşbulduk.
Mevlâna İdris
Reklam
·
Reklamlar hakkında
27 Ocak 1993 Milliyet (1. sayfa): "Hangi Örgüt? Bir çok taşı yerinden oynatmaya çalıştığı için Mumcu'nun hasımları çoktu. Tam bir, «kim vurdu»luk ortam. Suikast son olarak Hizbullah ve Emel'in de dahil olduğu İslâmi terör örgütleri olmak üzere PKK tarafından üstlenildi. Hedef mi şaşırtılıyor? PKK mi, İslâmcı teröristler mi? Başkası mı? Kim? Kaplan'dan: Uğur Mumcu'nun sık sık çatıştığı «Kara Ses» Cemaleddin Kaplan, «Suikastla ilgimiz yok, biz de araştırıyoruz» dedi."
Sayfa 37 - / 3. Bölüm Koparılan Yaygara Estirilen Fırtına/ Cinayet Üzerine Söylenenler ve Yazılanlar
İslam, Batı için bir tehdit değildir. Asıl gerçek, bunun tam ter­sidir. İslami terör örgütleri, Batı’nın hizmetindeki düzenbazların yataklarıdır.
224 syf.
·
6 günde okudu
·
Puan vermedi
Eser gercekten cok akıcı ve karakterlerin hikayeleri bence gayet iyi kurgulanmış. sosyolojik olarak aynı kökenden gelseler ve aynı dine mensup olsalar da insanların yasama dair bakıs açılarının çeşitliliği, hayattan beklentileri, doğruları, yanlışları derken bir bakmışsınız ki kitap bitivermiş. Kitapta din kisvesi altında, agzından dua ve namaz kelimeleri düşmeyen ama her türlü pisliği kendilerince İslam'a uydurarak çözümleyen bir Ortadoğu profilini gözlemliyoruz. Uyuşturucu satan ama yaptıgı hayırlarlarla üstünü örten, zina yapmamak için ikinci karısını alan ama bunu gizleyip metres hayatı yaşayan, patronuna kendini elletip bekaretini koruyarak günü kurtarmaya calısanlar, ibadet edip patronundan çalanlar, şantajcılar, potansiyel İslami terör örgütleri, rüşvetçiler, kast sistemini sürdürmek isteyenler, yalancılar ne ararsanız hepsi burada; tam da gercekten oldugu gibi bir Ortadoğu çukurunun en dibinde. Tam da bu kitabı keyifle okurken bir yandan da Atatürk'ün önderimiz olmasına bir kez daha şükrettim, çünkü görüyoruz ki insanlar din adı altında her seyi yapabilecek kadar kötü niyetli olabiliyorlar. Ama ne yalan söyleyim finali çok begendim. Herkes gönlünün ekmegini yedi, yanlışa sapanlar kötüye varırken, yanlışa sapmak zorunda kalan kişi de mutluluga erdi. Keyifli bir kitaptı, tavsiye edlir.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
128 syf.
·
1096 günde okudu
Avrupa'da, dinci terör örgütleri ve insanların çoğunun dini, hurafelerin etkisinde kalarak yaşamaları yüzünden İslam fobisi oluştu. Bunun en büyük sebebi dinci terör örgütlerinin cihat adı altında yaptığı saldırılardır. Bu örgütler sayesinden insanlar, İslam’ı terör içerikli bir din zannetmeye başladı. Bu kitapta terör ve cihat konusu çok güzel bir şekilde ele alınmıştır ve İslam dininin tek gerçek kaynağı olan Kuran ayetlerine dayanılarak, İslam dinin savaş ve cihat konusundaki emirleri çok harika bir dille anlatılmıştır.İslam'da şiddet var mı? Cihat nedir? Hangi durumlarda cihat edilebilir? Müslümanların kendilerinden olmayan toplumlara savaş açması serbest mi? V.b. sorulara en güzel ve en net cevapları bulabileceğiniz harika bir kitap. Konunun meraklılarının kesinlikle okumasını tavsiye ediyorum.
Terör'ün ve Cihad'ın Retoriği
7.7/10 · 209 okunma
2
4
35 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.5