Sevgilim,
yetimim benim,
aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken
kapılar kapalı,
Dünya buzlu cam
uyuşmuş gözlerimin önünde
hayat akıp gidiyor
hiç kımıldamadan
“Bir haftadır yok yere dolaşıp duruyordum
Bir haftadır içimde bir kırlangıç fırtınası
Siyahın biri konup biri kalkıyor
Şişli’den taa Rami’ye kadar
Her sokağın ayrı bir kanat çırpışı var
Yeni Cami önlerindeydim sonra
Vapur düdüklerinden anladım
Bir haftadır seni ararmışım meğer”
Bir şarkı büyütüyorum,
ömrüme benzeyen..
Sabah kadar uçuk,
akşam kadar acı..
Rengi dört mevsimin uyumsuz karışımı,
acemi bir şarkı..
Umuda ve gerçeğe böyle katlanıyorum.
Anliyorum
Yasam elbette uzun biz duyabildikçe sevgiyi
Yalnizca bunun için uzun
Yani sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da
Örnegin
Bir sevgiyi yontup onarmak için
Dögüsmek de sevgidir
Ve benim bildigim kadariyla
Her seydir bir insan, her seydir
Yalandir kisaligi yasamin
Ve özellikle insan dedigimiz sey
Inançli bir insan soyunun parçasiysa.