Şimdi eve dönsem beni tanımaz, bağışlasa bile karşısına kim çıkacak? Eski çocuksu Nataşa değilim, hayatta çok şey gördüm, istediğim kadar gönlüme göre hareket edeyim, hep geride kalan mutluluğu özleyecek, çocukluktaki gibi olmadığıma üzülecek; zaten geçmiş insana hep hoş görünür.
Şüpheden coşkun bir inanca çabucak geçen, mutluluğuma çocuk gibi sevinen ihtiyar, geleceğim hakkında en çılgın umutlara kapılmaya, göz kamaştırıcı hayallere dalmaya başladı. Benim için her gün yeni yeni işler uyduruyor, yeni planlar kuruyordu, hem de ne planlar! Bana; o zamana kadar alışmadığım, bambaşka bir saygı göstermeye başlamıştı.
İnsanın her şeyi yıkıp kaos haline getirmeyi sevmesi ( bazen bunu yapmaktan zevk aldığı inkâr edilemez), üzerinde uğraştığı yapıyı bitirmekten, gayesine ulaşmaktan içgüdüsel olarak ürkmesinden mi kaynaklanıyor yoksa?