İsmail⠀ོ

İsmail⠀ོ
@ismailbey
Huz mâ safâ, da’ mâ keder
Jandarma
Türk Dili ve Edebiyatı
Balıkesir
151 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Büyük ve meçhul yolculuktur yaşam bazen uzun sürer bazen nasıl geçtiğini anlamazsınız. Kısa demeye dilimiz varmaz zor gelir, önemli olan yanımıza almak istediklerimiz, karanlıkta seçtiklerimizdir. İçindekilerle karakteri yaratan, derisi bilinmeyen ve kilitlenemeyen bir çantayı taşımaktır hayat… Belki de sadece taşımak… Onu hazırlarken yorulur beyin ellerinizle parmaklarınızla saymaya başlarsınız günleri yılları, karar mekanizması dedikleri en zor anları yaşarsınız aynanın olmadığı bir odada makine ile baş başa kalmaktır bu telafisi olup olmadığını hayat gösterecektir, yani çantanın içindekiler. Bu arada bilinemez adımların belirlediği taşıdığın yükün niteliğiyle orantılı, seçtiğin kelimelerin azizliğiyle kutsanmış hiç beklemediğin bir serüvende tıklatabilir kapını… Hatta senin karakterini oluşturan eksiklikler teselli kılığında kitapların birinde bekliyor olabilir seni. Kuyrukta beklerken belki de geç keşfettiğin eserler kurtaracak seni der biri…
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Doğa Tesellisi
"Kur'an-ı Kerim'de ''Allah fesadı sevmez" buyrulur (Bakara, 205) . Fesadın anlamı bir şeyin doğasını bozmak, onu yerinden etmek, o şeyin tabiatına müdahale etmektir. Hastalık, keder ve hüzünler de insanın doğasıdır. Bunların hiç olmamasını dilemek, insanı tabiatından koparmak istemektir. Eşya bozularak fesada uğrarken, insanın bozulması onun keder ve hastalıklardan koparılmış bir varlık tahayyülünde gerçekleşecektir. Aurelius, Düşünceler'de şöyle der: "İnsanın başına insan için doğal olmayan hiçbir şey gelemez. Ne bir öküzün başına, öküz için doğal olmayan bir şey, ne asmanın başına asma için doğal olmayan bir şey, ne de bir taşın başına taş için doğal olmayan bir şey gelebilir. Eğer başına yalnızca alışılmış ve doğal olan şeylerden biri geliyorsa, niçin yakmasın? ( . .) Ölümü seve seve karşıla, çünkü o da doğal olan şeylerden biridir. Tıpkı gençlik ve yaşlılık, büyüme ve olgunlaşma, dişlerin ve sakalın çıkması, saçların ağarması, gebelik ve doğum, mevsimlerin değişmesi gibi çözülüp dağılmamız da doğaldır. Öyleyse, ölüme karşı ne düşman, ne öfkeli olmalı, onu yaşamın doğal gelişmelerinden biri olarak beklemelidir insan. ( . .) Utanmazın biri seni incitirse, he-men şunu sor kendine: "Dünyada utanmazların bulunmaması olanaklı mıdır?" Olanaksızdır. Öyleyse olanaksız olanı isteme; çünkü bu insan da dünyada var olması kaçınılmaz olan utanmazlardan biridir. Bu düşünceyi başka bir kötü insanla veya olayla karşılaştığında da aklında tut. Çünkü bu tür insanların ve olayların olmamalarının mümkün olmadığını anımsar anımsamaz, onlara daha kolay katlanırsın. " Aurelius, başımıza gelenlerin doğal oluşu üzerinde durmakla kalmaz ve suçu bu kez suçludan, suça maruz olana kaydırmaya başlayarak şunları söyler: "Cahil birinin cahillik etmesinde şaşılacak ne var? O cahil insandan, seni
" Tanrıdan güç istedim, beni güçlü kılması için acılar verdi; cesaret istedim, yenebilmem için tehlikeler verdi; bilgelik istedim, çözebilmem için daha çok sorunla karşılaştım. "
Arthur Schopenhauer, Hayatın Anlamı'nda der ki:
"Doğrusu herkes, her zaman belli bir tasa, kaygı, endişe, ıstırap ya da sıkıntı terkibine ihtiyaç duyar, tıpkı bir geminin sağa sola yalpalamadan dosdoğru yol alabilmesi için bir denge ağırlığına duyması gibi... " Dervişin Teselli Koleksiyonu