İsmail⠀ོ

İsmail⠀ོ
@ismailbey
Huz mâ safâ, da’ mâ keder
Jandarma
Türk Dili ve Edebiyatı
Balıkesir
151 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
“-Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, hayatlar... Ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur... Günden güne hayat daha da zorlaşır, yorulursun, ritmi kaçırırsın... Uzaklığı ararsın-ara vermeyi... Dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu, onu ay gibi görmekten geçiyor... Hayatın ne güzel olduğunu görmenin yolu, ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor...”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sabretmek; artık sabredecek bir şey kalmadığında öğreniliyor...
Tahayyül edilemeyecek acılar arasından kendine en yakını seçmek gibi bi huyu var ademoğlunun. Kolaya kaçmaktan başka nedir ki bu ? koca koca laflarla hayattan büyük olabileceğini savunur durur ama bilmez ki savunmasını bile sunanın hayat olduğunu. alt edemeyeceği kadar kudretli , bir o kadar azametiyle her soluğunda başında dikildiğini... özüne duyduğu güvenin yarısını bile sunamadığı hayattan beklentileriyle tüketirken soluklarını , herhangi iki soluğu arasında dank eder. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" önermesi ne kadar gerçeklik taşıyorsa ,  beklenilen tek şey en nihayetinde beklentisiz olabilmek olduğunun da bir o kadar gerçeklik taşıdığı. doyumsuzluğuna karşın her koşulda her istek ve beklentisinde aç bırakılacağı hayata karşı takındığı tavrı o kadar güçlü tutmaya çalışıyor ki , enerjisinin yitmeye yüz tuttuğunu kabul edemeyecek kadar kibirle doluyor içi. ve bu kibirle boğulurken seçiyor kendisine en yakın acıyı. Her ne kadar kimileri kıyas yapılmayacağını ' acının büyüğü küçüğü olamaz ' dese de bal gibi vardır esasında. kolunda öldürdüğün sineğe duyduğun acı , sevdiğine yüreğinde bir mezar taşı dikerken duyduğun acıyla bir olabilir mi ?
Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farketttim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış… Cahit Sıtkı Tarancı
Şiir
Doktor, neden beni önünüzdeki kitapta arıyorsunuz? Ben düşündüğünüz gibi olmak zorunda mıyım? Neden bana bir sıfat yakıştırmak istiyorsunuz? Ben bana yakıştırılan sıfatlardan kurtulabilir miyim diye size gelmiştim, beni yanıltmayın…