İmtihan olan ne varsa, onun varlığı ne kadar imtihansa yokluğu da o derece imtihandır. Bu da şu demektir: Bize imtihan olarak takdir edilen bir nesnenin bizimle bağlantısı, onun varlığı veya yokluğu açısından sonucu değiştirmemektedir. Mal örneğinden hareket ederek bu şöyle ilkeyi açabiliriz:
İnsanlar, ellerinde mal bulunmakla rahat edeceklerini, hatta ahiret imtihanını daha rahat kazanabileceklerini zannederler. Elinde mal olmayanın işi zor zannedilir. Yüzeysel bir bakışla bakıldığında bu tespit doğrudur. Fakat yıllara yayılmış bir hayatın ayrıntıları incelendiğinde elinde mal bulunanın, o maldan dolayı bütün ayrıntılarıyla şükretmekle mükellef olduğu, şükrün eda edilmemesi halinde o malın sahibinin helakine neden olacağı görülür.
Mal mi metinden yoksun olan insan ise şükrün muadili olan sabır imtihanıyla mükelleftir. Yokluğa karşı bütün gücüyle sabretmesi halinde kazananlardan olacaktır. Sabırsızlık ve onun doğuracağı hatalar, o kişinin helakine neden olacaktır.
Her iki örnekte de kazanmak veya kaybetmek maldan kaynaklanmamıştır. Malın bulunup bulunmamasına göre gereken tavrın konamamasından helake giden yola girilmiştir.
Mal için yapılan bu açılım, insanın önünde nimet olarak bulunan bütün değerler için söz konusudur.
Nureddin Yıldız - Arş'ın Gölgesindeki Genç